- Kategori
- Siyaset
ABD, kendine başka bir model bul!

Kişiler tanırım, Beyrut’ta bomba patlar, ABD’yi suçlar, Türkiye’de askeri uçak düşer, ABD’yi suçlar, takılmış plak misali.
Hemen söyliyeyim, ben peşin yargı sahibi bir ABD düşmanı değilim.
Komplocu hiç değilim, komploculuk kolaydır, bir olayla karşılaşırsınız, kafa yormanıza dahi gerek kalmadan 15 bin kilometre uzaktaki düşmanı suçlarsınız, herkes size “ne uyanık adam, nasıl da kurdu ilişkiyi” der. Aslında ilişki kafada hazırdır, siz sadece oyuncuları yerleştirirsiniz yerine. Daha doğrusu sizin düşmanınız bellidir, o düşmanı gelişen olaylardaki kötü rollere monte edersiniz.
Ama bugün ABD yönetimlerini Türk halkının ve devletinin kaderi ile oynamakla itham ediyorum.
ABD’nin Ortadoğu politikasında ve planlarında Türkiye 8 - 10 yıldır geleneksel olarak oturduğu yerin biraz dışında bulunuyor. ABD’de 80’lerde üç yıla yakın yaşamış birisi olarak halen Amerikan halkı nezdinde Türkiye ve Türk imajının Camel sigara paketlerindeki piramitlerden ve develerden bir karış ileri gittiğini hiç sanmıyorum.
ABD halkı için uçaktan her gün inen cenazeler dışında atari oyunundan daha anlamlı bir yer işgal etmeyen Irak savaşında üstlenmediğimiz (ulusal çıkarlarımıza etkisi tartışmaya açık olan) rol sonucu sempatimiz oldukça düştü. Yani artık İsrail gibi ABD’nin Ortadoğu ve kuzey Afrika’daki (Amerikan halkı için Ortadoğu ile Kuzey Afrika hatta orta Asya aynı yerlerdir) sıkı dostu değiliz.
Ama ben bunu pek önemsemiyorum. Her ne kadar ABD’de seçim kampanyaları halkın kafasındaki gerçek olmayan Dünya’ya göre yapılırsa ve bize de burada oldukça kötü roller biçilse de bunlar Ermenilerin anti-Türk kampanyalarından öteye taşınamayacak argümanlar.
Asıl önemsenmesi gereken ABD’nin Ortadoğu’ya bakışı ve Müslüman ülkeler için ihtiyacı olan rol modeli.
Henüz emperyalistler Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki yapay devletlerinin sınırlarını çizecek cetveli çekmecelerinde ararken Türkiye kendi yolunu çizmişti: Sosyal, laik, hukuk devleti. Bunun zaman zaman sosyal yönü, zaman zaman hukuk yönü, bazen de laik yönü aksadı ama Türkiye bu bütünlük içinde ayakta kalmayı başardı.
O gün bu gündür, İran’ın şah devrilene kadarki sempatik bakışı hariç, Türkiye, İslam ülkeleri yönetimleri için çok kötü bir bir örnek oluşturdu. Resmi-gayrıresmi dini baskıları red eden, özgürce ibadet edilen ve kimsenin diğerlerinin dini yaşayışı ile ilgili olmadığı bir Müslüman ülke olan Türkiye, komşu ülke diktatörlerinin korkulu rüyasıydı.
11 Eylül olayından sonra ABD Ortadoğu’da daha aktif ve müdahaleci bir siyaset izlemeye başladı. Irak’tan başlayarak diktatörleri devirip aklı sıra demokrasiler oluşturmaya soyundu.
Ama, ABD’nin elinde Araplara gösterecek bir model yoktu. Türkiye’deki din ve vicdan özgürlüğü ortamı Ortadoğulu diktatörler için asla kabul edilemeyecek bir model idi ve bu da ABD’nin işini zorlaştırıyordu.
Türkiye’nin kendi içindeki gerici rahatsızlıkların da farkında olan ABD, her zaman her yerde yaptığı gibi yerel unsurları (Türk halkını ve onun çağdaşlık ülküsünü) hiçe saydı ve planını uygulamaya koydu: ılımlı İslam devleti.
ABD, ılımlı İslam devletini Türkiye’de yerleştirirse orta doğulu diktatörlere rahatça göstereceği bir örnek oluşacak ve işini hayli kolaylaştıracak.
Irak’ta başarı gelseydi şimdiye kadar çoktan İran için de benzer bir mizansen ortaya koyulacaktı ama Irak’ta işler pek yolunda gitmedi.
Sonrasındaysa sırada Suriye ve diğer Arap ülkeleri var. Sanırız zayıf demokrasilere hükmetmek nispeten güçlü diktatörlüklere kıyasla daha kolay geliyor ABD’ye.
Fethullah Gülen’e ABD’de gösterilen itibar, AKP'nin inançsal argümanlarına paralellik, yerli İslamcılarımız nezdinde ABD’nin şeytan rolünden dost rolüne dönüşmesi, dış politikamızdaki ABD etkisi vs düşünülürse bunun zorlama bir mizansen olmadığı ortaya çıkar.