- Kategori
- Dünya
ABD Başkanı asla sadece ABD Başkanı değildir

barackobama.com
Dünyanın umutla yoğrulmuş merak odağı: Mr. Obama,
Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. Başkanı Barack Obama, dün yemin ederek resmen göreve başladı. Beyaz Saray’ın ilk siyahî ev sahibi, Kenya asıllı Obama, Müslüman bir baba ve Hristiyan bir annenin çocuğu. Kendisi de annesinin dinini tercih etmiş, Protestan.
ABD Başkanı asla sadece ABD Başkanı değildir ve hiçbir ülkenin başkanlık koltuğu ABD’nin ki kadar önemli değildir gezegende. Bunun içindir ki, seçim aşamaları bile aylardır dünya gündemini meşgul etmektedir.
Yüzyıllardır süren bir hükümranlığı vardır ABD’nin dünya üzerinde, diğer birkaç süper güç ile birlikte. Ülkenin stratejilerinin tamamı ülke politikaları ve hedefleriyle ilgili değildir. En azından doğrudan. Yakındoğu, Ortadoğu, Uzakdoğu, Asya, Afrika gibi birçok stratejileri, hedefleri, teorileri ve bazen ütopyaları vardır belki de.
Bir zamanlar Vietnam’da, Kuveyt’te, ardından Irak, İran, yakın geçmişte Afganistan’da hep onların sesi, nefesi vardı. En son da, kayıtsız kalmalarıyla bile gündem oluşturdukları Filistin’de, Ortadoğu’da.
Tüm dünya ülkeleri her zaman birtakım beklentiler içine girebilir büyük Amerika’dan, “big brother” dan. Sever, çekinir, korkar ABD’den. Ne zaman, nereden, ne umduğunu bilemezsiniz ABD’nin. ABD’nin çıkarları vardır her zaman ve en önemli şeyde budur zaten: ABD’nin çıkarları.
1789’da iktidar olup, Başkent ilan ettiği Washington’da White House’da (Beyaz Saray) hiç ikamet edemeyen ilk Başkan George Washington’dan beri 43 Başkan eskitti büyük ülke. Abraham Lincoln, John F. Kennedy, Ronald Reagen ve son 20 yılda baba-oğul Bush’lar ve Bill Clinton adlarından çok ettiren ABD Başkanları oldular.
Bu arada dipnot: Türkçesi “Beyaz Ev” olan “White House” a neden “Beyaz Saray” deriz? Hep merak etmişimdir. Bu binayı onore edişimiz midir neden, yoksa biz Amerikalılardan daha mı abartılı bir toplumuz? Anlamadım gitti. Hoş bizim de “Çankaya Köşkü” müz var. ABD’ye bir sarayı çok mu göreceğiz…
Neyse, dönelim konumuza. Bundan önceki 43 başkan ya da daha global adıyla Beyaz Saray ev sahibi ya da Amerika Birleşik Devletleri Başkanları için klasik söylem, tarih boyunca Başkanlar değişse de Amerika’nın felsefesinin, dünya görüşünün, stratejik varyasyonlarının asla değişmeyeceğidir. ABD hep kükreyecek, hep sömürecek hep en büyük olmanın mücadelesini verecektir.
Barack Obama’dan ümitli olan dünya vatandaşlarının önündeki en büyük antitez de bu zaten.
Peki Obama da diğerleri gibi mi?
Obama da zayıfları sömürecek, Obama da menfaatleri için işgaller yapacak, petrol için savaş yapıp, istediği kavgayı ayırıp, istediğine sırt dönecek, bir şekilde dünyayı kendi emelleri doğrultusunda idare mi edecek?
Yoksa Obama farklı mı? Yoksa Obama’dan ümitli olan dünyalılar haklı mı?
Obama daha ilk günden yaptığı icraatları gibi barışçıl bir politika izleyip, seçim kampanyalarındaki sloganı olan “Change Can Happen” daki gibi değişebilecek ve pek tabi bu değişimi ülkesi adına değil daha ziyade süper gücü konumunda olduğu dünya siyasetine de yansıtabilecek mi?
Seçim vaatleri ve icraatları bu yönde. Öncelikle Ortadoğu’da bir barış ve huzur ortamı için mücadele edeceğini söylüyor. Petrol için allak bullak ettiği Ortadoğu ve Afganistan’ın üzerine kâbus gibi çöken Ex Başkan George W. Bush’un aksine.
Sürekli değişimi ön plana çıkardığı seçim konuşmalarında, Ermeni soykırımını kabul ve Kıbrıs’ta Rum’lar lehine çözümler gibi tarafımızda negatif eylem vaatleri de bulunuyor Obama’nın. Umarım bunlar birer boş seçim vaadinden ibarettir.
ABD’nin, yeni başkan Obama’yla girişeceği yeni misyon ve dünya barışına katkı mücadelesi her ne kadar tarihin Amerikasına ve onlarca başkanın icraatlarına ters görünse de Obama’da bu potansiyel ve olumlu sinyaller insanlığı umutlandırıyor.
Obama neden farklı peki? Obama gerçekten ABD’nin değişen yüzü olabilecek mi ve fark yaratabilecek mi?
Evet Obama farklı. En azından fiziksel olarak (!) O, 43 başkanın aksine siyahi. O, yabancı asıllı, Kenyalı. O, Müslüman bir babanın evladı. Avukat. Henüz 47 yaşında (Obama’nın küçük çocukları Beyaz Saray tarihinin en küçük bireyleri), genç ve dinamik.
Umarım olumlu tezler hayata geçer, bir çok insan Polyanna’nın düşleriyle kalmaz ve, “adı, rengi ne olursa olsun o da bir Amerikalı ve o da diğerlerinden farksız olacaktır” diyen kesim yanılır da; dünya, etkisini çokça hissedeceği bu koltuğun barışçıl müdahaleleriyle huzur dolu birkaç yıl yaşar.
Demokrat (!) Obama ve yardımcısı Sayın Joe Biden’a naçizane başarı dileklerimizle…