- Kategori
- Eğitim
ABD’nin Matematik Sefaleti
YAZININ KAYNAĞI
Yurt Gazetesi, geçen Temmuz ayında New York Times Gazetesi’nin, ABD eğitim sisteminin içerisinde bulunduğu durumu matematik özelinde irdeleyen bir yazıyı alıntılayarak sayın Sabahattin Sakman’ın imzasıyla okurlarına sundu. Gazete, dikkat çekici bu yazıyı “Dörtte bir üçte birden büyüktür!” şeklinde alaycı bir başlık altında verdi. Başlığı haklı çıkaracak ayrıntıyı yazının içinde bulabilirsiniz(1)
Amerika’nın matematik sefilliğini anlatan 30 yıllık öykü kısaca şöyle: Bundan yaklaşık 30 yıl önce, millet olarak Amerikalıların matematikte çok kötü olduğu yolunda bir algı oluşur. Bunun üzerine başkan Reagan’ın teşvikiyle, üniversite rektörleri ve büyük şirket yöneticilerinden oluşan bir komisyon kurulur ve çalışmalara başlar. Komisyon 1983 yılında A Nation at Risk , “Risk İçinde Bir Millet” başlıklı bir rapor hazırlayarak durumun vahametini anlatır. Bu tespit ülkede geniş yankı uyandırır ve bunun üzerine ABD’li yetkililer şöyle bir değerlendirme yapar: ABD’nin matematikteki durumu ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Bu duruma başka bir ülke sebep olsaydı, ABD bunu savaş sebebi sayardı!
Yazıdan anlaşılacağı üzere, rapordan sonra hummalı bir çalışma başlatılır ve süreç takibe alınır. 1998 yılında aynı konuda yeni bir rapor yayımlanır. Bu raporda da, aradan geçen süre ve yapılan onca çalışmaya rağmen gidişatta bir iyileşme olmadığı belirtilir. Raporum başlığı şöyle: A Nation Still at Risk (Hâlâ Risk İçinde Bir Millet).
ÖYKÜDE BİR DE JAPON ÖĞRETMEN VAR
Yazıda, Amerika’nın bu sefil hali, Japon kökenli bir öğretmenin matematik serüveniyle ilişkilendirilerek ilginç bir öyküye dönüştürülüyor. Öykü şöyle: Akihiko Takahashi adlı bir Japon, 1978’de matematik öğretmeni olmak üzere Amerika’da okumaktadır. O bölgede de, Takeshi Matsuyama isimli bir ilkokul öğretmeni, aynı zamanda öğretmen olacak öğrencilere üniversitede de ders vermektedir. Makalenin ifadesiyle Matsuyama, çocuklara matematik öğretmede devrimci, radikal bir yöntem keşfetmiştir: Öğrenciler, çeşitli formüller ezberleyeceğine bu formüllerin çıkarılış tarzını öğrenmektedir. Çalışmaya katılan grup, özellikle matematikle ilgili yöntemler ve ispatlar konusunda ateşli tartışmalar yapmaya teşvik edilmektedir. Bir gün, üçgenin alan formülünü nasıl çıkaracaklarını öğrenirler, ertesi gün paralelkenarın. Yani, matematik sıkıcı, durağan bir ders olmaktan çıkıyor, heyecan verici, uyarıcı, zevk verici bir seyahat haline dönüşüyor.
Takahashi bu yönteme hayran kalır ve adeta Takeshi Matsuyama’nın bir müridi olur. Bu yöntemin Amerika’ya özgü olduğunu düşünen Takahaşhi, Japonya’ya döndükten sonra kendisini Amerikalı bir öğretmen gibi öğretmeye adar. Sonuçta bu yöntemi kullanarak, Japonya’nın en ünlü matematik öğretmeni olur.
1991’de, Japon Eğitim Bakanlığı, Chicago’da yaşayan Japonlar için öğretmen alacaktır. Takahashi başvurur ve Amerika’ya gelir. İlk işi Amerikan okullarını ziyaret etmek olur. Ancak gördüklerine şaşırır: Ziyaret ettiği hiçbir okul, onun bildiği “Amerikan Yöntemini” uygulamamaktadır. Bu yöntemi keşfettiğini düşündüğü millet, söz konusu yöntemden adeta habersizdir.
Takahaşhi’nin öyküsüne bakarak şu çıkarım yapılabilir. Takahaşhi’nin Amerikan Yöntemi diye algıladığı şey, ilkokul öğretmeni Takeshi Matsuyama’nın uygulamaları sonucunda fark ettiği ve yüzyıllardır bilinen “Hayatla İlişkilendirme” ve “Yaparak- Yaşayarak Öğrenme” yöntemleridir. Matsuyama, deneyimleyerek içselleştirdiği bu yöntemleri üniversitedeki öğrencileriyle de paylaşarak iyi bir eğitimci örneği sergilemiştir. Japon kökenli Takayaşhi ise derinden etkilendiği ve “Amerikan Yöntemleri” olarak algıladığı bu yaklaşımı ülkesinde aşkla uygulayarak büyük başarı bir sağlamıştır. Burada örtük bir gerçek daha var, o da şu: Japon öğretmen Takahaşhi, başarısı kanıtlanmış yöntemler olmasına rağmen, bunların Amerikan Yöntemi olmayıp, İlkokul öğretmeni Matsuyama’nın yöntemi olduğunu düşünseydi, ülkesinde bu kadar aşkla uygulamaz ve Japonya’nın en iyi öğretmeni olamazdı.
AMERİKA’NIN İŞİ ZOR!
Anlaşılan o ki, 1998 yılında yayımlanan rapordan sonra da Amerika’nın matematik karnesinde bir düzelme olmamış ve bu nedenle arayışlar devam etmektedir.
Öyle ki, şimdilerde Amerika’da bir reform dalgası yaşanmaktadır: “Common Core” (“Ortak Çekirdek”). Standart matematik teknikleri, ortak bir çekirdek haline getirilecek ve Amerikan okullarına tavsiye edilecek.
“Ortak Çekirdek”teki ilkelere göre, öğrenciler, çarpım tablosunu, dört işlem kurallarını ezberlemekle yetinmeyecek, matematiğin nasıl işlediğini, gerçek hayatla nasıl ilişkilendirileceğini de öğrenecek.
2009’da 48 eyaletten valiler ve eğitim yöneticileri, bu esaslara göre standartlar geliştirilip yazılı olarak ortaya konması için bir girişim başlatmış bulunmaktadır. 43 eyaletin benimsediği bu standartlara Obama yönetimi de kaynak ayırarak projeyi desteklemektedir. Ancak ortada henüz çözülemeyen başka bir sorun bulunduğu vurgulanmış. Amerikalı öğretmenler henüz bu uygulamaya hazır değil!
BUNLARI NİÇİN YAZDIM?
Bizim gibi toplumlarda ABD gibi büyük devletlere karşı derin ve yanılsama ve özgüven mahcubiyeti vardır. Sanırız ki Amerika’da her şey dört dörtlüktür. Başarısı apaçık kanıtlansa bile farklı ve yeni bir çalışma yapılmışsa. ABD veya Avrupa ile referanslanmazsa kuşkulu buluruz. Bu tipik bir aşağılık kompleksidir. Buna karşılık, Amerikalı yapmışsa, kimi saçma sapan uygulamalarda bile daima bir hikmet aranır. Her yaptığını hayranlıkla karşıladığımız ABD’nin 2009’daki şu tespite bakar mısınız? Bundan böyle Amerikalı öğrenciler, matematiğin nasıl işlediğini ve gerçek hayatla nasıl ilişkilendirileceğini de öğrenecekmiş. Ancak ortada bir sorun varmış:Amerikalı öğretmenler henüz bu uygulamaya hazır değilmiş! Süper gücün 21. yüzyılda öğrenme ve öğretmenin önemi konusunda bulunduğu noktaya bakınca insanın “günaydın!” diyesi geliyor. Oysa bütün öğrenme kuramlarının insan eğitiminde birleştiği şu gerçekler asırlardan beri bilinir.
1. Sadece matematik değil, bütün öğrenmelerin kalıcı olması için hayatla ilişkilendirmek esastır. Hayatla ilişkilendirmeden, yani yaşantı olmadan öğrenme gerçekleşmiyor, olsa bile kalıcı olamıyor. Bu bağlamda yaşantı ne kadar yoğun, motivasyon ne kadar yüksek ise öğrenme de o kadar kalıcı olmaktadır.
1. Dünyanın en iyi yöntemlerini de önerseniz, öğretmen bunları bilmiyor ya da uygulamıyorsa sonuç alamazsınız! Yani öğretmen olmadan asla!
SON SÖZ
Amerika’nın matematikteki durumuna ve öğretmenlerinin formasyonuna bakınca işlerinin epeyce zor olduğu anlaşılıyor. Elbette Türkiye de eğitimde ve dolayısıyla matematikte çok kötü bir karneye sahip. Ancak tek tek kurumlarda dikkat çekici çalışmalar yapılmaktadır. Bu anlamda Özel Sezin Okulunda, değerli öğretmen arkadaşlarımla uyguladığımız ve başarısı tartışmasız biçimde kanıtlanmış “İşlemin Öyküsü, Denklemlerin Probleme Dönüştürülmesi ve Problem Kurma” gibi etkinlikler özgün birer çalışmadır.(2)
Konu matematik ve Amerika olunca sevgili müttefiklerimize bir de tavsiyemiz var. Ortadoğu’yu düzelteceklerine(!) oturup çocuklarının matematiğini düzeltseler daha hayırlı olacak.
1.10 Ağustos 2014 tarihli Yurt Gazetesi.
2.Eğitim ve Ötesi Bloğu: Matematikte dünyada niye sondan ikinciyiz? Ali Rıza Çatal