- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Abdi İpekçi ödülleri üzerine

Resim: Alıntı
Dün Milliyet ana sayfada dolaşırken ödüllü bir yarışmanın haberi gözüme çarptı. Bu haber Abdi İpekçi’nin Anısına düzenlenen “YILIN GAZETECİLİK ÖDÜLÜ 2011” idi… Spot başlığında diyordu ki:
“Gazeteci dediğin araştırarak yazar, tarafsız yazar, cesaretle yazar, Milliyet’ de ödüllendirir.”
Haberi alıp karşıma koydum. Düşündüm, düşündüm, düşündüm. Bu haberde bir terslik vardı. Bu ilkelere uyan ve araştırarak, belgelerle yazan gazetecilerin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi bugüne kadar. Tarih bunu böyle yazar. İsterseniz arkanıza yaslanıp şöyle bir düşünün. Bunlardan en bilineni Uğur Mumcu/ Cumhuriyet, söz konusu habere konu olan Abdi İpekçi / Milliyet, Çetin Emeç / Hürriyet gibi…
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin sitesinde yer alan bilgiye göre son yüzyıl içinde öldürülen gazeteci sayısı 61. İçeri atılan, hapislerde süründürülen, değişik yol ve yöntemlerle hayatı karartılan gazeteci sayısı kaçtır bilmiyorum. Onu da siz eklersiniz.
Bu da demek oluyor ki; ödül almak, hatta ödüllere boğulmak pek de iç açıcı bir durum gibi görünmüyor bu durumda. Nedim Şener, Ahmet Şık olayı daha dün gibi gözümüzün önünde, dumanı üstünde tüten örnekler. Üstelik daha basılmamış bir kitap çalışması ile…
Bu durumda kim gazeteci olmak, hele hele cesaretle yazmak ister ki… Malum, başbakanımız “bitaraf olmayan bertaraf olur” dedi. Bertaraf da etti Allah’ı var. Bu konudaki başarısı teamüllerin üstünde, ötesinde, hatta ellerimiz kabarasıya kadar alkışlanacak (!) değerde, mahiyette.
E, bu hal o hal olup, çalışmak ve aynı zamanda yaşamak zorunda olan gazeteci olarak araştırarak yazmak, doğruyu yazmak kolay mı? Kolaysa gelsin başbakanın kendi yazsın bakalım. Kendisi gibi bir başbakan o koltuktayken.
Hem gazetelerin vereceği ödül ne ki? Yaraya sürsen merhem etmez, başının altına koyup yatsan yastık etmez! "Devede kulak" yani...
Tabii bu işin maddi tarafı. Manevi olarak o hazzı tatmak isterseniz tüm bu olasılıkları göz önünde bulundurarak karar vermek zorundasınız. Örneğin Ergenekon’dan bi tutturdular mı paçayı, feriştahı gelse ellerinden alamaz. Heyyy, bu çağrıya ucundan kıyısından göz kırpan, meyil veren, vermeyi düşünen siz gazeteci ya da gazeteci adayları. Tüm bunları düşünüp, ona göre verin kararınızı. He mi?
He ya… Soyunacaksanız Nobel’e soyunun. Ne işiniz var ulusal sularda. Emin olun giyinirsiniz. Hem de takım kravat, smokin filan. Bir daha da soyunamazsınız. İsterseniz deneyin. Ne uğraşacak, beyninizi kafanızı yoracaksınız, geçmişinizi ve geleceğinizi çoluğunuzu çocuğunuzu, cevrenizi tehlikeye atacaksınız. “Boğulacaksan büyük sularda boğul” dememiş mi atalarımız? He valla. Öle demiş. Ne gözel demişler de mi?
Git sen o kadar uğraş, didikle, özel sırlara, bilgilere vakıf ol, ulusun ve halkın iyiliği için geceni gündüzüne kat, o yolda onca tehlikeyi göze al, sonra da türkü söle, hücrelere gömün beni diye... Olacak iş mi? Yemezler!
Gazetecinin iyisi, hası her dönemin adamı olmayı becerendir. Gazetecinin iyisi hası, sen ulusun, sen yücesin, sen divansın demeyi bilendir. Tüm bu kuralları iyi bilir ve işletirsen ödüle filan ihtiyacın kalmaz ki zaten! Bakan, başbakan uçaklarında, bir elin yağda, bir elin balda, ayağın desen çamur yaş görmez külli sefa sürersin. "Yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğin, gördüğün yerleri anlat" gibi...
Ne işin var ihalede, fesat da, orada burada değil mi? Otur oturduğun yerde. Fesatlanma! “Benim gazetecim işini bilir” Ehee, ehee, eheee!
Tarih bunları kaydetmiştir sarı sayfalarına. O, adına savaşıyorum dediğin halk da adını anmaz, sırtını döner bilmiş ol! Kimler bu yolda kahraman oldu ki… !
Pişşşşttt. Hemşerim. Hal bu, vaziyet gördüğünden ibaret! Onun içün; Bakma sen o ucuk kaçık, ucu açık çağrılara. Aklını başına devşir, enseyi, göbeği şiir. Dediklerimi yap, aklını kullan. Ziyan etmezsin. Bu söylediklerimi de bi yere not et. Sen mi kurtaracaksın bu vatanı. Sen mi kurtaracaksın kurtulmak istemeyeni. Anan var mı toprak altında yatanı! ? Anan olsa ne çıkar, olmasa ne çıkar. Romantik devrimci şarkısı bunlar.
Neymiş… Onlar ölmezmiş… Nah ölmez! Bal gibi de ölüyor, patır patır dökülüyor hem de!
Yaşayan kim?
Şekil A, biçim soldan yırtmaçlı. Nasıl ama… Yakıştı di mi?
Evet, arkadaşlar. Bir haber bana neler çağrıştırdı görüyorsunuz. Bu yazdıklarım devede kulak tabii… Eminim ki bu konuda düşünceleriniz, ekleyecekleriniz, çıkaracaklarınız, çarpacaklarınız vardır. Ve ben onları merak ediyorum. Evet. Bu konuda siz ne diyorsunuz? Sağdan gitsek cüzdan bulur muyuz?