- Kategori
- Mizah
Abdulmecit’i andık da ne oldu?

Sultan I.Abdulmecit
Sanırsın kıyamet koptu. Yani ne bu kadar fitne; çekişme; dedikodu… Ne olmuş yani … Bir garip Abdulmecit’i anmışız… Kim bu Abdulmecit?
Osmanlı Sultanı Birinci Abdulmecit (1823-1861) , 17 yaşında tahta çıkmış, Hemen arkasından Gülhane-Hattı Hümayun’unu ilan etmiş; gariban şu dünyadan bir şey anlamadan tam 38 yaşında terki dünya etmiş.
Terk-i dünya etmiş ama, etmeden önce de öyle pek öyle uslu durmamış… Şu kısa ömründe tam tapulu 23 tane kadın efendi (Bazen ikbal de deniyor) ve gözde sahibi olmuştur…
KADIN EFENDİLERİ: 1- Servet-sezâ Baş Kadın Efendi. 2- Şevk-efzâ Vâlide Sultân; Sultân V. Murad’ın annesi ve İkinci Kadın Efendi. 3- Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. 4- Tîr-i Müjgân Vâlide Sultân; Üçüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in annesi. 5- Verd-i Cenân Üçüncü Kadın Efendi. 6- Gül-cemâl Dördüncü Kadın Efendi. 7- Rahîme Perestû Vâlide Sultân; Dördüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in manevi annesi. 8- Gülistu (Gülistân) Dördüncü Kadın Efendi. 9- Düzd-i Dil Üçüncü Kadın Efendi. 10- Bezmî (Bezmârâ) Altıncı Kadın Efendi. 11- Mâhitâb Beşinci Kadın Efendi.
İKBALLERİ: 12- Nâlân-ı Dil Hanımefendi; 3. ikbal. Ceylân-yâr Hanımefendi; 2. İkbaldir. 14- Ayşe Ser-firâz Hanımefendi; 2. İkbal. Sarayın adını batıran bir kadındır. 15- Nergis (Nergizu) Hanımefefendi; Dördüncü İkbâl. 16- Nâvek-misâl Hanımefendi; 4. İkbal. 17- Nesrîn Hanımefendi; İkinci İkbal. 18- Şâyeste Hanımefendi; 4. İkbal. 19- Nükhet-seza Hanımefendi; Baş İkbal.
GÖZDELER: 20- Yıldız Hanımefendi; 2. Gözde. 21- Sâf-derûn Hanımefendi; 4. Gözde. 22- Hüsn-i Cenân Hanımefendi; 3. Gözde.
Bu kadar (Kadın Efendi; Gözde…) olur da , çocuk sayısı bundan az olur mu? Ben sayısını unuttum? Bir sayalım bakalım…
Erkek çocukları : Ahmed, Mehmed Burhaneddin, Bahaüddin, Rüştü Mehmed, Seyfüddin, Osman, Ziyaeddin Mehmed, Abid Mehmed,Abdüssamed Mehmed, Fuad Mehmed, Nureddin, Vamuk Mehmed, Abdülhamid, Mehmed Vahidüddin, Süleyman, Kemaleddin, Nizameddin, Mehmed Reşad. (18 erkek evladı)
Kızları : Bedihe, Behice, Samiye, Mediha, Refia, Şehime, Sabiha, Aliye, Fatma, Cemile,Seniha, Fehime, Mühibe, Mukbile, Münire, Naime, Neyyire, Behiye. (18 kız çocuğu) sahibi olmuş…(1)
Osmanlı’nın nüfusu neden artmış; anlaşıldı mı?
Şimdi, memleketin nüfusunu artırmaya bu kadar çalışan (Başbakanımız, ne diyor: “En az üç tane demiyor mu…) Şimdi yaşasa rahmetli; Abdulmecid’e kırdığı bu rekorlardan dolayı kocaman “Nüfus Artırma Nişanı” da verilebilirdi… Neyse geçmiş geçmiştir… Artık arkasından nişan yada madalya verecek halimiz yok… Büyüklerimiz de öyle düşünmüşler ve bir “Anma Gecesi” düzenlemişler…
Eeee…Niye bazıları huylanıyorlar; gerneşiyorlar; bağırıp çağırmaya başlıyorlar… İşte …ayan beyan ortada… Adamlar çalışmışlar …18 erkek ve 18 kız çocuğu… İnsan böyle dedeleriyle gurur duymaz mı? Zavallı Abdulmecit’cik ….sadece 38 yıl yaşamış… Bir de 88 yıl yaşasaydı… Bütün T.C . onun torunlarından ibaret olurdu herhalde…
Peki, niye huylanıyoruz… “İstemezük” diye tutturuyoruz (Bu -istemezük- lafı bize Yeniçerilerden tevarüs etmiştir… bilirsiniz..!)
Yani biz … bugüne bugün biz Osmanlı torunu değil miyiz? Bunu kim inkar edebilir? Mustafa Kemal bir Osmanlı Paşası değil miydi? Onun ekmeğini yemedi mi? Bunu kim inkar edebilir… O zaman Abdulmecit andıysak ne olmuş yani… Yarın, Abdulhamit ( Han)ı , sonraki ay, Abdulaziz Han’ı ansak , ne olur..? Onlar hep bizim dedelerimiz, atalarımız..
Bir şeyin lafını ediyorlar; yok 10 Kasım’da Atatürk’ü anma törenine davetiye bir sayfalık, adi fotokopi kağıdına , fotokopi yaptırılarak çoğaltılmış öyle dağıtılmış… Abdulmecit’in davetiyesi ise, adına uygun bir şekilde altın varaklı bir davetiye halinde bastırılmış… Tabii, yani Atatürk, sade bir adamdı… kendisi, Atatürk adını bile benimsememiştir… Bana Mustafa Kemal, deyin demiştir (Rivayetlerden, kusura kalmayın…) öyle sade bir insana sade bir davetiye gider… Abdulmecit, Osmanlı Sultanı be… Paşası değil ki… Ne yapacaktık..? Biri Sultan, biri Paşa… Baka Heyyy!
Abdulmecit zamanında ne olmuş, Osmanlı orduları, Gaziantep yakındaki savaşta, Mısır valisi (veya Hidivi) Mehmet Ali Paşa’nın orduları karşısında, yenilmiş, perişan olmuş( daha doğrusu 1 Temmuz'da (1839) tahta çıktığında; Mısır sorunu Nizip yenilgisiyle (24 Haziran 1839) çıkmaza girmiş durumdaydı…) (2); ondan sonra Yavuz Sultan Selim’den beri Osmanlılara haraç veren ve onun eyaleti olan Mısır; artık İngilizlerin ve Fransızların korunmasına geçmiş; yarı bağımsız bir yer olmuştur…
Yani bizi, Mısır gibi bir beladan eni konu kurtaran bir Sultan’ı nasıl anmazsın… Bırak yaptığı diğer iyilikleri… Hadi birisini daha sayalım… Osmanlı Bütçesi, yapılan savaşlardan dolayı o kadar zayıf düşmüş ki, ilk kez , yabancı bankalardan külliyetli miktarda borç alınmıştır… Borçla yaşamanın yolu devlete öğretilmiştir… Ve bu yeni Osmanlı taifesi’de aynı yolu, bire bir bu yolu izlemektedir… daha ne yapsınlar, söyler misiniz..?
Bence O Osmanlı Sultanları , (tahta çıksınlar veya çıkmasınlar..) kutsal insanlardı . Onları her zaman anmalıyız. Bu arada onları daha sık anmak için Ayların adlarını da değiştirsek iyi olur,diyorum… (Bol alkış sesleri…Yaşa Varol…)
Mesela :
1.Ocak : (Abdulaziz)
2,Şubat : (Abdulhamit)
3.Mart : (Abdulmecit)
4.Nisan : (Vahidüttün)
5.Mayıs : (Burhaneddin)
6. Haziran: (Bahaüddin)
7. Temmuz:( Seyfüddin)
8. Ağustos : (Ziyaeddin)
9. Eylül : (Abdüssamed)
10.Ekim : (Nureddin)
11.Kasım :( Kemaleddin)
12.Aralık : (Nizameddin)
Görüyorsunuz, şu son saydıklarımın hepsi de Abdulmecit’in oğullarıdır… Bunların torunları ve torunlarının torunları… Hala yaşıyor ve dedelerini anma toplantılarına katılıyorlar… (Herhalde adlarını unutturmamak için..!). Bunları unutmamak için , ay adlarına eklesek, ne olur yani..Kıyamet mi kopar?
Görüyorsunuz ne güzel adlar. Neymiş Ocak, Şubat, Mart… anlamsız isimler… Oysa bizim saydıklarımız sultanlar veya sultanlığa hazırlananlar… Ne anlamlı değil mi?
Yani, yapılanlar, yapacaklarımızın yanında hiçbir şey değildir… Demiş ya atalarımız…
İşte öyle, bakalım istikbal neler gösterecek. Şu sürpriz Anayasa’mız bir çıksın bakalım… Göreceğiz, halifelik var mı yok mu? Neler getirecek neler götürecek henüz bilemiyoruz.. Haydi hayırlısı … İnsan yaşadıkça neler görüyor…Yaz geçiyor kış geliyor… Kış geçiyor… bahar geliyor… Beşar Esad bakalım, verasetini devam ettirecek mi, yoksa… Allah esirgesin… aklıma kötü şeyler geldi de… Tu tu tuuuu..!
…………………………….
1. Osmanlı Tarihi. Osmanlı Yayınevi ,
2. Erdal Ceyhan. Gaziantep Tarihi. Gaziantep Ticaret Odası Yayınları.99/2. 1999.