​ Acılardan Ders almıyoruz / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mustafa Çifci Aşk Yazarı

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

12 Eylül '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Acılardan Ders almıyoruz

Acılardan Ders almıyoruz
 

Acılardan Ders Almıyoruz


Ne zaman dostlarımızla bir araya gelsek, önce sevgiden konuşuyor, her işin başı önce sevgi diyoruz. Neden uzun zamandır birbirimizi aramadık diye sormadan, gönüllerimizin her zaman bir olduğunu söylüyoruz.

Oysa yaşam hızla tükenmekte…

Günler hızla geçip gitmektedir.

Ve güncel koşuşturmanın içinde kaygılarımız ve korkularımız hep bizimle yaşıyor.

Sabah evden çıktığımızda akşam eve dönebilme kaygısı...

Zamansız ve beklenmedik anlarda kapımızı çalan acı olaylar. Ve sürpriz sevinçlerin sıcaklığını hep içimizde saklıyoruz.

Geçenlerde, radyo programcısı sevgili can dostum Yücel Kaya  şöyle diyordu;

“Bana artık hüzünlü yazılar gönderme, insan tuhaf oluyor hüzünlü öykülerde. Bana hep neşeli yazılar gönder.”

“Tamam”, dostum, demiştim. “Bir daha hüzünlü şarkılar yazmayacağım sana. Ama yine de söz veremem. Neler göreceğim, başıma neler geleceği belli değil ki, yazacağım öyküler belli olsun. Sana gönderdiklerim ise, yaşamdan kesitler ve hepsi yaşanmış öykülerdi. Ama unutma, insan bir tuhaf olunca anlıyor yaşamın farklı olduğunu. Ayrılıklarda yaşıyor hasretin ne kadar yakıcı olduğunu. Hüzünlenmeden, ağlamadan gülmeden, kahkaha atmadan, sevişmeden geçirilen günler, sıradan ve bomboş geçen kayıp günler değil midir?

Hep “sevgi” diyoruz. Bu kelimeyi öylesine çok kullanıyoruz ki! Oysa yaşantımızda sevgiyi hep dar mekânlarda yaşatıyoruz. Hep saklıyoruz. Bunun farkında bile değiliz. Kendimizi aldattığımızın farkına bile varamıyoruz.

“Seni seviyorum” demek yerine hep yazıyoruz bu kelimeyi. Çünkü hep kolayına kaçıyoruz. Hep kolay olanı seçiyoruz. Hep kaçak yaşıyoruz biraz. Ve bizler bu oyunu çok seviyoruz. Tıpkı acıların insanı olgunlaştırdığını söylediğimiz gibi yalan söylüyoruz. Acılar, insanı olgunlaştırır mı dostum? Yıkılan sevgiler, harap olan gönüller, eksik kalan yaşamlar ve gözyaşı insana olgunluk mu verir? Baştan sona yalan ve düzmece bir kelime bu. Yalanın tam kendisi. Çünkü acılardan ders almıyoruz. Acıların insanı olgunlaştırdığını bir yana, daha da acımasız yaptığını görmüyoruz. Görmüyoruz ama yaşıyoruz, yaşatıyoruz.

Çünkü insanlık tarihten bu yana hep acı çekti. Acı ve hüzün hep yoldaşı oldu insanların. Eğer söylenen doğru olsaydı,  ders alabilseydi insanlar kötü olaylardan, acı biter, mutluluk gelirdi soframıza. Hoşgörü gelirdi. Aşk gelirdi. Sevda gelirdi. Aldatmalar biterdi. Huzur gelirdi. Ama gelmedi işte. Olmadı. Olamadı. Bir şeyler eksik kaldı

Çektiğimiz acıların azalması ise, karşı tarafa verebildiğimiz acı oranında azalma oldu. “Ben çektim, onlar da çeksin, hatta daha fazlasını çeksinler günlerini görsünler”, dedik. Yalan mı? Ve bu böyle devam etti.  En büyük gelişmeyi insanoğlu yaptı ama en büyük yıkıntıları, acıları yine insanlar yaşattı birbirine. Doğayı yıktı, hayvanları öldürdü. Birbirini öldürdü!

Sevgili şair ve gazeteci dostum, Umut Veli Develi’yle bir radyo programında kendisiyle söyleşi yaparken, “sevgiyi nasıl çoğaltabiliriz?”,  diye sorduğumda şöyle seslenmişti canlı yayın mikrofonundan;

“Bugün, hemen şimdi, tüm yakınlarınızı arayıp “seni seviyorum” deyip, onların da aynı şeyi dostlarına söylemelerini söyleyin. Ve bunu sık sık tekrarlayın.”

Ne güzel ifade etmişti sevgi çemberini yaymak adına.

Evet, var mısınız, bugün, şimdi dostlarınızı arayıp “seni seviyorum” demeye?

Var mısınız bir şeyleri değiştirmeye?

Yüreğiniz yeter mi buna?

Hayat devam ediyor;  deprem, gözyaşı, hüzün, ayrılık, kayıplar ve ölümlerle hayat devam ediyor. Acılar devam ediyor. Gözyaşı devam ediyor.

Sevinçler mi dediniz. Ama neden durgunlaşıp, susup kaldınız?

Hiç olmazsa, yukarıda isimlerini yazdığım dostlarım gibi ya sevgiyi çoğaltın ya da güzel şeyler isteyin yakınlarınızdan.

MustafaÇifci- www.mustafacifci.com 

 
Toplam blog
: 297
: 523
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..