- Kategori
- Kitap
Acıya koştuk zamansız (Anne ne oldu bana)

Önsöz
Siz, siz olun! Sakın ben daha anamdan, babamdan dayak yemedim ya da daha haksız yere ceza yemedim demeyin. Hayattır bu, büyük konuşmayın. Ana, baba evinde dayak yemezsiniz belki ama kimler dayak atar hayatta acaba? Ya da haksız yere yenilen cezaları düşünün En iyisi ana, baba dayağı yeyin ama başka yerde yemeyin. Aslında en güzeli bu dayak yiyecekseniz şu ölümlü dünyada! Diğerleri insana daha ağır gelir.
Kimisi polis dayağı yer, kimisi askerde komutan dayağı, kimisi öğretmen dayağı, ana baba dayağı, koca ya da arkadaş dayağı. Velhasıl dayak cennetten çıkma diye boşuna dememişler. Herkes bir gün dayak yer mutlaka.
Dayaktan dayağa da fark vardır tabii. Kimisi dayak atarken Allah mı yaratmış demez, kimisi de ölçülü dayak atar. En iyisi Allah dayağın şerrinden tüm insanları korusun” diyelim.
Bazen suçsuz yere dayak yemişsinizdir, bazen hiç suçunuz yoktur boş yere ceza almışsınızdır. Olmadık bir şekilde kör talih sizi bulabilir. Olmaz olmaz, demeyin. Hayatın ne zaman ne getireceği hiç belli olmaz.
Hayat sizi pusuda tavuk bekleyen tilki gibi gözetler, oynar durur ve bazen sizi yutar.
Bu kitapta yaşamının bazı döneminde dayak yiyen, olmadık insanlarla yolları çakışan, olmadık yere dayak yiyen, lafla dövülen, haksız yere ceza alan veya bir türlü mağdur olan, yakınındaki insanlar tarafından kandırılan insanların trajikomik olaylarını anlatmak.
Niyetimiz kimseye taş atmak, hakaret etmek değil, hayatın cilvelerini, bizlerle nasıl oynadığını, sınadığını anlatmaktır.
Ayrıca şanssızlığa uğramış insanların yılmadan, nasıl bir çıkar yol bulduğunu ve yaşam yolunda yoldan sapmadan nasıl ilerlediğini vurgulamaktır. Öyküler arası molalarda çerezimiz de şiirler olsun.
Sibel Koçarslan