- Kategori
- Siyaset
Açlık grevi bitti, ölümler bitmedi;acı eşiğine babasız büyüyecek kaç çocuk var!...

Görsel milliyet.com.tr.
Açlık grevleri bitti. Açlık grevleri ile bunalan iktidar, bir biçimde Öcalan ile görüşmesi/görüşmenin olanaklarını yaratması sonunda rahatladı. Erdoğan’ın sert söylemleri havada kaldı, inandırıcılığı yara aldı. Öcalan öne çıktı.
Konuya döneceğiz ama önce bir hafıza tazeleyelim. Kızılcahamam toplantısında Başbakan Erdoğan’ın söylediklerini, “Erdoğan’ın yol arkadaşları; ‘idam iç politika malzemesi’ başlıklı yazımda paylaşmıştım. Erdoğan açlık grevi yapanlara sesleniyordu; “Bize şantaj yapmayın. Bu tür bir eyleminizle terörist başını evine göndermeyiz. Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir, ama ülke maalesef birilerinin, bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır” diye konuştu. Erdoğan, bu sözlerini “Yapılan kamuoyu araştırmalarında birçok insanımız idamın yeniden gelmesini istiyor. Bunu biliyor musunuz?” diyerek yüksek perdeden politika yapıyordu. Konuşmayı dinleyenler huşu içinde kendinden geçerken; medya ‘idam cezası’ tartışmalarına cümbür cemaat dalıyordu.
Milliyet Blog okurları idam cezasının 2004 yılında AKP iktidarı tarafından kaldırıldığını öğreniyordu.(İlgili yazıyı okumak için buraya tıklayınız.)
***
Açlık grevleri Öcalan’ın işareti ile bitti. Kuşkuya yer bırakmayacak biçimde Öcalan yaşanan sürece dahil olarak, ‘Kürt sorununda muhatap’ olduğunu kabul ettirdi.
Erdoğan sert söylemlerle toplumun hassasiyetlerine oynarken, hükümet içerisinde görev yapan bakanların ‘yapıcı’ söylemlerinin de gelinen süreçte payı olduğunu ifade etmek gerekir. Gerek Arınç, gerekse Adalet Bakanı’nın sürece dair tutumu toplum tarafından kabul gördü.
***
Kuşkusuz ülkede yaşanan şiddetin sona ermesi, akan kanın durması için onlarca blog yazdık. Bazen umutlandık barış ikliminin egemen olacağına dair. Bazen de olabildiği kadar umutsuzluğa düştük, kan üzerinden politikanın hala bu topraklarda pirim görmesinin üzüntüsüyle...
***
2007’de ABD ile PKK’yı bitirmek için varılan mutabakattan söz ettik. Erdoğan’ın sorunu çözmek için irade göstereceğine dair umudumuzu ‘Erdoğan tarihe ikinci Çiller olarak yazılmak istemez’ diyerek ifade ettik.
***
Artık yeter diye yazdık!
Çözülsün bu kan, şiddet, zulüm üreten anlamsız kavga...
Çözülsün ki yoksul halkın gündemine odaklansın Türkiye.
Çözülsün ki, memlekette kolay para kazananların ülkesi olmaktan uzaklaşacak toplumsal duyarlılığı yukarılara taşınsın.
Çözülsün ki aklı ve bilimi öne çıksın.
Çözülsün ki gerçekten demokrasinin amasız lakinsiz; şerhsiz yaşandığı topraklara dönüşsün iklim.
Çözülsün ki yıkılsın tüm vesayetler.
Çözülsün ki topluma giydirilen ‘deli gömleği’, zincirler kopsun.
...
‘Kandan kına yakanlar’ nefessiz kalsın istedik.
Adalet, hukuk yeşersin.
Yapanın yaptığı yanına kar kalanların ülkesi olmasın bu acının kanıksandığı topraklar!
***
İnsanca yaşamanın erdemini keşfetsin Anadolu; acıyı değil sevinçleri paylaşsın bitemsiz! Kısa çöp uzun çöpten hesap sorsun!
Elleri yüreğinde; nişanlılar, anneler ‘kara haber gelecek’ diye yüreği paramparça beklemesin.
Ölüm olmasın, kavga nihayet bulsun şairin dediği gibi...
***
Şimdi düşünmek lazım yeniden hasretlerimize kurulan tuzakların neye hizmet ettiğini. Ezberleri atıp sormak lazım; niçin diye? Neye hizmet ediyor bu kan, şiddet, ölümler!
***
Açlık grevleri bitti.
Bitti de yine ölüm haberleri düştü, sevincimiz kursağımızda kaldı.
Ateş düştü anaların yüreğine, nişanlıların elleri yüreğinde düşleri yarım kaldı; babasız büyüyecek çocuklar!
***
Politika/siyaset/Ankara/TBMM, sivil toplum örgütleri, üniversiteler...
AKP, CHP, MHP,BDP!
Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Bahçeli,Demirtaş...
Kaç çocuk daha babasız büyüyen!
Acı eşiği aşılmadı mı daha?
Ölüm, toprağa düşen parçalanmış beden; kaç çocuk daha babasız büyüyen!