Açlık sınırı yüzde 280 arttı! Son 14 yılda faize ödenen para 649,4 milyar lira. / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '16

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Açlık sınırı yüzde 280 arttı! Son 14 yılda faize ödenen para 649,4 milyar lira.

Açlık sınırı yüzde 280 arttı! Son 14 yılda faize ödenen para 649,4 milyar lira.
 

CHP’nin uzun zamandan beri üzerinde durduğu grafikli ekonomik tablo nihayet yayınlandı.

Grafik ağırlıklı 215 sayfalık raporun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ekonomiden Sorumlu Başdanışmanı Ekrem Kerem Oktay’ın koordinasyonunda bir grup bilim adamının desteğiyle hazırlandığı açıklandı.

CHP, 14 yıllık AKP Hükümeti döneminde, ekonomik ve sosyal verileri kendi penceresinden değerlendirerek, “Gerçek Türkiye’nin Grafikleri” adlı rapor yayınladı. Raporda, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez son 7 yılda büyüme oranının yüzde 5’in altına indiği belirtildi.

AKP Hükümeti’nin IMF’ye olan borcu başka kaynaklardan yeni dış borç alarak ödediği belirtilen raporda, istihdam edilen kadınların yarısına yakınının ücretsiz aile işçisi konumunda olduğu bildiriliyor.

Raporda Avrupa ülkeleri arasında 100 bin kişiye düşen dava sayısında ilk sırada yer alan Türkiye’nin, hâkim sayısında ise en alt sıralarda kaldığı ifade edildi.

Raporun içeriğini özetleyecek olursak, ülkenin ekonomik tablosunu yansıttığını görebiliriz.

İkinci Dünya Savaşı yılları hariç her yıl ortalama yüzde 5,6 oranında büyüyen Türkiye, son 7 yılda sadece yüzde 3,4 oranında büyüdü. 2015 yılında da büyümenin yüzde 3,5 oranında kalması bekleniyor.

Türkiye 1980 yılından 2002 yılına kadar olan dönemde bütçeden toplam 135 milyar liralık faiz ödemesi gerçekleştirdi. 2003-2015 yıllarını kapsayan son 15 yıllık dönemde bütçeden yapılan faiz ödemeleri ise 649,4 milyar lirayı buldu.

2002 yılında 129,6 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borç stoku 276,4 milyar dolar artarak Eylül 2015 sonu itibariyle 406 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Kuruluşunda Osmanlının dış borçlarını da üstlenen Türkiye Cumhuriyetinin 80 yılda biriktirdiği borçtan çok daha yüksek bir dış borç birikimi AKP iktidarındaki son 13 yılda yapıldı.

Avrupa ülkelerinde içerisinde, 100 bin kişiye düşen dava sayısında ilk sırada yer alan Türkiye, hâkim sayısında ise en alt sıralarda kalıyor.

Yapılan belirlemelere göre Türkiye’de her 100 bin kişi için 9 hâkim düşüyor. Almanya’da ise 100 bin kişi başına düşen hâkim sayısı 25 olarak hesaplanıyor.

2015 yılında da büyümenin yüzde 3,5 oranında kalması bekleniyor. Bu büyüme oranı ise yüksek cari açık bedeliyle yaşanıyor. 80 yılda 44 milyar dolar cari açık veren Türkiye son 13 yılda 468 milyar dolarlık açık verdi. 

Üretimi ve yatırımları artıracak bir yapısal dönüşüm yerine, tüketimi ve inşaat sektörünü teşvik etmeye dönük ekonomik politikalar, Türkiye ekonomisinin büyüme dinamizmini kaybetmesine yol açtı.

İktidarın, bağımsız yargıyı yok eden, hukukun egemenliğini ortadan kaldıran girişimleri, AB normlarından ve çağdaş değerlerden uzaklaşması, komşularının tümüyle sorunlu bir dış politika izlemesi, Türkiye’ye olan yatırımcı güvenini yok ederken, ekonominin büyüme hızının da yıllık ortalama yüzde 3’lere kadar gerilemesine yol açtı.

2009 ekonomik krizini izleyen yıllarda yüzde 9’un üzerine çıkan büyüme hızı 2012 yılında yüzde 2,1’e kadar geriledi. Bu düşük baza rağmen büyüme oranı 2013 yılında da yüzde 4,2 ile potansiyelin altında kaldı.

2014 yılını yüzde 2,9 gibi düşük bir büyümeyle tamamlayan Türkiye ekonomisi 2015 yılının ilk dokuz ayında ise yüzde 3,4 büyüdü.

Türkiye ekonomisinin büyüme hızı son üç yılda yüzde 5 olan potansiyelinin altında kaldı. Hükümetin OVP’de yüzde 4 olarak tahmin ediliyor.

Dünya Bankası, Ocak 2016’da yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler raporunda Türkiye'de büyüme üzerinde birçok faktörün etkisinin bulunduğunu, siyasi belirsizlikler ve liradaki değer kaybının yatırımları yavaşlattığı ifade ediliyordu.

Dünya Bankası, büyümenin hızlanmasının güneydoğuda gerilimin azalmasına ve Suriye kaynaklı göçmen krizinin yönetilebilmesine bağlı olduğunu kaydediyor.

2015 yılında TL yüksek oranda değer kaybedince, milli gelirin de dolar cinsinden yaklaşık 77 milyar dolar düzeyinde azalarak 722 milyar dolara kadar indiği tahmin ediliyor.

Türkiye’nin cari dolar kurlarıyla 2002 yılında 230,5 milyar dolar olan milli gelirinin (GSYH), 2015 yılında 722 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Buna göre son 13 yılda Türkiye’nin milli geliri dolar bazında yüzde 213,2 oranında büyüdü.

Oysa aynı dönemde Türkiye ekonomisinin toplam büyüme oranı yüzde 80,8 olarak hesaplanıyor.

Ekonomi yüzde 80,8 büyürken dolar bazında milli gelir artışının yüzde 213,2 olmasının altında, toplam enflasyonun (GSYH fiyat deflatörü) yüzde 209,7 oranında arttığı son 13 yılda ortalama dolar kurunun sadece yüzde 78,8 artması diğer bir deyişle Türk parasının değerlenmesi yatıyor.

Nitekim TL cinsinden sabit fiyatlarla ekonominin yüzde 2,9 oranında büyüdüğü 2012 ve yüzde 4’e yakın bir büyüme tahmini yapılan 2015 yıllarında yıllık ortalama dolar kurunun yüzde 42,2 oranında artması, dolar cinsinden milli gelirde 101 milyar dolarlık bir küçülmeye yol açtı.

Satın alma gücü paritesine (SPG) göre yapılan hesaplamalara göre kişi başına düşen gelir düzeyinde Türkiye, 28 AB ülkesinin ortalamasının oldukça altında kalıyor.

AB 28 ortalaması 100 olan kişi başına düşen gelir Türkiye için ise 53 olarak hesaplandı.

2014 yılında Türkiye bir basamak gerilerken Romanya, Türkiye’yi geçti. Bu haliyle Türkiye, sadece Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan, Makedonya, Arnavutluk ve Bosna-Hersek’in üzerine çıkabildi.

Kamunun, iç ve dış borçlarından oluşan brüt borç stoku AKP iktidarından önceki 80 yılın sonunda 242,7 milyar lira olarak gerçekleşmişti.

Devlet son 13 yılda 435 milyar lira yeni borç biriktirdi. Brüt borç stoku, 2015 yılı sonu itibariyle 677,6 milyar liraya kadar tırmandı.

Son 13 yıllık dönemde kamu brüt borç stokunda yüzde 179,2 oranında bir büyüme kaydedildi. 2002 yılından sonra kamunun iç borçları yüzde 193,7 oranında artarak 149,9 milyar liradan 440 milyar liraya yükselirken, dış borçlar ise yüzde 155,9 oranında artarak 92,8 milyar liradan 237,5 milyar liraya çıktı.

Dünyaya gelen her çocuk, gözlerini 8 bin 717 liralık kamu borcuyla açıyor.

Türk parası cinsinden hesaplandığında kişi başına düşen ortalama kamu borcu son 13 yılda yüzde 137,1 oranında arttı.

Önceki 80 yılın sonunda 3 bin 676 lira olan kişi başına düşen ortalama kamu borcu son 13 yılda 5 bin lira artarak 8 bin 717 liraya kadar yükseldi.

Türkiye 2003-2015 yıllarını kapsayan son 13 yıllık dönemde Devlet bütçesinden faiz ödemeleri için 649 milyar lira ayırırken, yatırımlara ayrılan tutar ise sadece 328 milyar lira düzeyinde kaldı.

Buna göre faiz ödemeleri bütçeden yatırım harcamalarının iki katına yakın pay aldı.

Kamu sektörünün içerisinde bulunduğu borçluluk düzeyi ve yüksek faiz oranları kamunun kalkınma için harcayabileceği kaynakların faiz ödemesi olarak yerli ve yabancı bir avuç yatırımcıya ödenmesine yol açıyor. 

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..