- Kategori
- Güncel
Acze düşmek

Anlamı; çaresiz kalmak, elinden bir şey gelmemek. Şu an AKP iktidarının dış politikasını en iyi özetleyen deyim bu. Çok fazla geri adım attık. Tutarlı olamadık. Bunun son örneği K.Irak ve terör meselesi. Terörün, A.B.D ve K.Irak yönetimiyle anlaşarak biteceğine inanmak tam bir saflık. Adamlar zaman kazanmak istedi ve kazandı ama biz bu süre içinde onlarca şehit verdik.
Gelelim tezkereye. Tezkerenin çıkması benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Daha doğrusu şimdiden neler olabileceğini görüyorum ve bunların terörü bitireceğine inanmıyorum. A.B.D ve Irak son bir şans isteyerek yine zaman kazandılar. Bu zaman içinde Irak göstermelik olarak birkaç terör kampını kapatacak, PKK'ya karşı sözde sert bir üslup kullanacak, A.B.D de bunu destekleyecek, Ermeni tasarısını Temsilciler Meclisi'nde reddedecek, sınırlı bir hava operasyonuna göz yumacaktır. Bunun gibi göstermelik gelişmelerden sonra K.Irak'a ciddi bir operasyon yapılmadan mesele kapanacaktır.
Bunlar terörü bitirmez ama Türkiye'nin prestijini, inandırıcılığını, caydırıcılığını bitirir. Bunu Suriye olayıyla karıştırmamak gerekir. O zaman toplum baskısıyla yapılan bir tepki değil çok kararlı bir duruş vardı. Şimdi de aynısı yapılmalıdır her ne kadar geç kalındıysa da. Tezkerenin arkası doldurulmalı ve bölgedeki bütün terör unsurları yok edilmelidir. Elle tutulmayan birkaç diplomatik başarının arkasına sığınılarak tezkereyi kullanmamak büyük zararlar doğurabilir.
AKP, tezkere çıktığından beri her yerde tezkerenin sadece terör örgütüne yönelik olduğunu, ona yardım ve yataklık eden peşmergelere karşı herhangi bir hareket olmayacağını ısrarla vurguluyorlar. Bu söylemler tezkerenin etkinliğini şimdiden azaltmıştır. Bu yönde gelen eleştirilere karşı da "macera peşinde değiliz" refleksini geliştirdi AKP. Ülkenin güvenliği için hedefi çok net belirlemeli ve her türlü "macera" nın peşinde koşmalıyız.
Sonuç olarak, bir yıl süreli bu tezkerenin etkin bir şekilde kullanılması için dik duran bir iktidar gereklidir. Bu şartlar altında tezkerenin malesef gerektiği kadar etkili olacağını düşünmüyorum. Umarım yanılırım ve istediğimizi alarak bu terör olayının kökünü kazırız. Şunu da unutmamak gerekir ki yüksek getiri istiyorsak yüksek derecede risk almalıyız. K.Irak'a girmenin bataklığa saplanmak anlamına geldiğini söyleyenlere de savaş alanlarının piknik yeri olmadığını hatırlatmak isterim.
Şehitlerimizi bir kez daha şükran ve rahmetle anıyoruz.
Gelelim tezkereye. Tezkerenin çıkması benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Daha doğrusu şimdiden neler olabileceğini görüyorum ve bunların terörü bitireceğine inanmıyorum. A.B.D ve Irak son bir şans isteyerek yine zaman kazandılar. Bu zaman içinde Irak göstermelik olarak birkaç terör kampını kapatacak, PKK'ya karşı sözde sert bir üslup kullanacak, A.B.D de bunu destekleyecek, Ermeni tasarısını Temsilciler Meclisi'nde reddedecek, sınırlı bir hava operasyonuna göz yumacaktır. Bunun gibi göstermelik gelişmelerden sonra K.Irak'a ciddi bir operasyon yapılmadan mesele kapanacaktır.
Bunlar terörü bitirmez ama Türkiye'nin prestijini, inandırıcılığını, caydırıcılığını bitirir. Bunu Suriye olayıyla karıştırmamak gerekir. O zaman toplum baskısıyla yapılan bir tepki değil çok kararlı bir duruş vardı. Şimdi de aynısı yapılmalıdır her ne kadar geç kalındıysa da. Tezkerenin arkası doldurulmalı ve bölgedeki bütün terör unsurları yok edilmelidir. Elle tutulmayan birkaç diplomatik başarının arkasına sığınılarak tezkereyi kullanmamak büyük zararlar doğurabilir.
AKP, tezkere çıktığından beri her yerde tezkerenin sadece terör örgütüne yönelik olduğunu, ona yardım ve yataklık eden peşmergelere karşı herhangi bir hareket olmayacağını ısrarla vurguluyorlar. Bu söylemler tezkerenin etkinliğini şimdiden azaltmıştır. Bu yönde gelen eleştirilere karşı da "macera peşinde değiliz" refleksini geliştirdi AKP. Ülkenin güvenliği için hedefi çok net belirlemeli ve her türlü "macera" nın peşinde koşmalıyız.
Sonuç olarak, bir yıl süreli bu tezkerenin etkin bir şekilde kullanılması için dik duran bir iktidar gereklidir. Bu şartlar altında tezkerenin malesef gerektiği kadar etkili olacağını düşünmüyorum. Umarım yanılırım ve istediğimizi alarak bu terör olayının kökünü kazırız. Şunu da unutmamak gerekir ki yüksek getiri istiyorsak yüksek derecede risk almalıyız. K.Irak'a girmenin bataklığa saplanmak anlamına geldiğini söyleyenlere de savaş alanlarının piknik yeri olmadığını hatırlatmak isterim.
Şehitlerimizi bir kez daha şükran ve rahmetle anıyoruz.