- Kategori
- Etkinlikler / Festivaller
Adabelen'e yolculuk

Şevkiye Çakmak Adabelen 74 mezunu
Dün misafirlerim vardı, sevgili Şevkiye Çakmak(Topaloğlu) ve eşi Aresul Topaloğlu. Şevkiye Çakmak Adabelen mezunu.
İlkokuldan çıkmışlar beş öğrenci küçük ve narin yaşında Yerkesik’ten çıkıp gitmişler. Çocuk yaştalar, onlar için gurbet, uzak olmuş. Giderlerken bir gün orası onların yetişip filizlendiği, geliştiği, serpildiği ve eğitimi adandığı, Adabelenin can damarları ve orası onların gerçek yuvaları olacaktı nereden bileceklerdi?
İsimleri Şevkiye Çakmak, Macide Kılınç, Sıdıka Türkoğlu, Adile Eyibilir Ümran Düzen.
Dün yine Yerkesik’te Adabelen heyecanı yaşandı. Misafirlerim iyi ki geldi, mutluydum. Keyifli bir çay içmenin, sohbet etmenin tadı vardı.
16 Mart günü orada buluşma günüydü. Her sene olduğu gibi. Geçen yıl olduğu gibi bu sene yine oradaydım.
O görkemli yer ve yapılar, bahçesi, idare binası, yolu ne kadar çok heyecanlandırır.
Geçen yıl ilk adımımı atışımdı. Çok daha farklı heyecanlara tanıklık ettim, sevgili isimlere rastladım Nurcan Eroğlu, Özcan Çukur.
Yine Fethiye ekibi ile birlikteydik. Doğal bir program ve doğal buluşma yaşandı. Özellikle 63 mezunları yakalarına taktıkları isimle buluştular.
Makbule Kaya ile buluşma heyecanı yine herkes için doruklardaydı. Makbule Kaya, türküleri ile coşturdu, yine arkadaşlarına kavuştu.
Şimdi Adabelen’in o görkemini ve muhteşem ışığını salışını o ovalara, dağların ardına. Bereketi ve verimi, huzuru, ekini getirişini.
Adabelen yolunun etrafında bakınarak yürümek Adabelenlilere can veren yer. O muhteşem eğitimin can damarını veren yapılar. Ortakların en anlamlı yerine kurulmuş, o sırtlara. O güzelliğe. O suya.
O yer görkemi ile eğitimi ile o gün gelecek, geleceğe ışık ve yol olacaktır.
Herhalde diyorum Hasanoğlan’ı görmedim okudum izledim, heyecanlandım ama şu Ortaklar kalbimin attığı yer oldu. En görkemli anıt, hayat veren yer burası. Görkemli bir güzel yer, burası. Işık ışık yer, ışıl ışıl çocukları ile.
Şimdi Adabelen ile ilgili düşüncelerimi, gözlemlerimi yazmak istiyorum, gördüklerimi. Neler yapılabileceğini.
Bu arada Adabelenliler Derneği’nden güzel haberler geliyor, oranın canlandırılması ile ilgili neler yapılabilir arayışlar içindeler, güzel beklediğim şeyler diyebilirim.
Ancak diyorum ki Adabelene Adabelenliler hayat vermelidir...
Bir kurtarma projesi evet gerçekleştirilebilir bunlar için prosedür gerekli ise bu bağlantılar kurulabilmeli ve kurtarılması oraya ve o yıllara tanıklık etmesi için kurtarılmalı.
Ancak şu Adabelen’e hüzünden ve yürek burkulmadan artık vazgeçmeliyiz.
Her sene gitmiş buluşmuş, Adabelenli’ler. Eskimiş kapılarında kocaman asma kilit görmüşler, eskimiş, dökülmüş penceresi, sıvaları, hayalet hale gelmiş, çökmüş çatılar. O buluşmalarda hep acı burkulmalar ile buluşmuş Adabelen ve Adabelenliler.
Terk edilmiş, eskimiş, seyredilmiş. Ancak el atılmamış. Bu konuda oranın kurtarılması ile ilgili bir ara Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği’nin Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ile girişimlerde bulunulması ile ilgili çalışmalar da yer almıştı. Ansıyorum.
Ancak tüm b u çalışmaların bir tek yolla gerçekleşebileceği inancını ve güvenini taşımaktayım.
Siz Adabelenliler orada gördüğüm o görkemli yerin yapılarını sizler, içinizdeki oradan aldığınız eğitim ve heyecanla, kültür, yürek ve şevkle orayı, Adabeleni taşıyabilirsiniz, kucaklayabilirsiniz diye düşünüyorum…
Her Mart ayındaki buluşmada bir el atılsa, bir sıva atılsaydı, bir pencere yapılsaydı, bir kiremit konsaydı, bir çatısı onarılsaydı, bir boyası yapılsaydı!!!
Direltilerek 16 Mart’ları yaşasalardı. Ne yürekleri burkulacaktı. Hüzünler değil sevinçler , neşeler, canlılık tekrar yaşansaydı…
Ve Adabelen’in can verdiği siz Adabelenliler oranın tekrar canlanması için yola çıkabilirsiniz.
Kaç ünite var? Bir üniteye kaç Adabelenli , kaç gönüllü emek ve hayat verebilir. Buna güçleri ve yürekleri var, diye düşünmekteyim…
Kaldı ki oradaki üniteleri toplasak kaç tanedir? Gittim, gördüm.
Bunlar için kolları sıvamalı mı diye düşünüyorum. Arayışların bu yoldan başlaması inancımı koruyorum.
Bunun için içlerindeki, aldıkları ışık, yetiştikleri o yerin görkemi onları harekete geçirecektir.
Ve Adabelen tepesi sizinle tekrar can bulmaya o kadar direniyor ki. O Adabelen sırtları buluşmayı o canlılığı öylesine hak etmiş ki, öylesine gizli güzel duyguyla bekliyor ki, çağırıyor türkü ile çığırır, şiir çığırır , anı çığırıyor…
Ve yollarına ektiğiniz ayak izlerinizi, ovalarına ektiğiniz pamuklar. Eğitime adandığınız o yıllarınız…
Siz e can veren, hayat bulan Adabelen. Adabelen mezunu siz değerli arkadaşlarım orada yetişmenin ayrıcalığını yaşamaya ne dersiniz?
Birlikte sayalım, haydi üniteleri toplayım aşağıdaki lojmanlarıyla birlikte dört elle, gönülle kucaklayalım, neyse arayışı birlikte yapalım.
Oraya hayat vermenin siz de bir iş yapmanın tekrar o günlerdeki gibi heyecanı, mutluluğunu yaşayın… Emeğinizle gurur duyun.
Çok kolay, iş oraya gelince, çok kolay. Bir üniteye kaç tane Adabelenli kurtarabilir hem büyük bir keyifle, hem de özlemle ve de vefa duyguları ile.
Adabelen sizden güzel işler bekliyor orayı yeşertin, sular fışkırsın, bahçesinde güller dikilsin. ünitelerinden eğitimin o yılları ve o çocukları yine tanıklık etsin, geçmişten geleceğe.
Ele ele tutuşun, sevgi zincirinde buluşun, kurtarma projesine hazırlanın. Haydi Fethiye’deki buluşma oranın canlandırılması ile ilgili sevgi zinciri oluştursun.
Neyse girişimler hep birlikte arayalım.
O ışığın yayıldığı tepeden görkemi ile Adabelen ve Adabelenlilere sevgi ve selam olsun.
Şimdi muhteşem büyük buluşma 27 Nisan’da Fethiye’de yaşanacaktır.
(Not: Ortaklar Adabelen ile ilgili görüntüler galerimden http://blog.milliyet.com.tr/nabidekilinc adresimden izlenebilir.)