- Kategori
- Edebiyat
Adanalı Olmak Adana’yı Sevmek
İzlediklerim/ M.Demirel Babacanoğlu
Adanalı Olmak Adana’yı Sevmek
Adanalı olmak! İşte bu zor.
Adanalı olmak için yürek gerek.
Adanalı olmak için sevmek gerek.
Adanalı olmak için düşünmek gerek.
Adanalı olmak için emek gerek.
Bunlar olmadan, Adanalı olunamaz!
Adana Valisi İlhan Atış, Seyhan Oteli’nde yaptığı Adana’nın tanıtımı konuşmasına gelenlerin oldukça az olmasından etkilenmiş, şöyle demiş:
“Adana’ya sevdalı olan Adanalıdır.”
Çok doğru! Ama bu bilince erişen kaç kişi vardır?
Bizim yasalarımıza göre altı ay bir yerde oturan oralıdır. Bakıyorum iki kuşak, üç kuşak Adana’da oturuyor ama, sorarsan ona, Adanalı değilim diyor.
Anlam veremiyorum!
Adana’nın ekmeğini ye, suyunu iç, havasını solu.. Adanalı olma. Yakışık alıyor mu? Adanalı olmak, Adana’yı sevmek bir gönül işi. O gönül sende yoksa ne yapayım ben? Gönül katamam ki kafana. Takmışsın kafanı geldiğin memlekete; Adana’da doğsan, Adana’da yesen, Adana’da içsen, Adana’da kazansan, Adana’da ölsen bile geldiğin memleketli oluyorsun..
Ne yapabilir Vali, seni Adanalı yapmak için?
Ben ne yapabilirim? O ne yapabilir?..
Adanalılık bilinci gelişmemişse sende
Bir insan nerede oturuyorsa oralı olmalıdır.
Ya doğduğum yer mi diyorsun?
Ne yapalım, insan şurada doğacağım diyemez ki?
Sokağa çıksan on kişiye sorsan:
Nerelisin?
Dokuzu Adanalı değilim diyecektir!
İnsaf!
Benim bir arkadaşm vardı, Adana’dan evli, Adana’da oturuyor, Adana’da yazar olmuştu! Bir güne bir gün ben Adanayılım dedirtemedim! Ama ben onun memleketine gittiğimde, onun memleketlisi oluyordum!
Ankara’da kaldım beş yıl, Ankaralı oldum.
Adana’nın görüntüsü dışarıda kötü.
Adliye olayları, sokak olayları, cinayetlerle tanınıyor.
Yakın geçmişte, bir apartmanda sekiz akrabasını öldürdü biri.
Bunlar basit olaylar deyip geçemezsiniz.
Eskiden bu denli olaylar olmazdı.
Adana, pamuğu, naranciyesi, sebzesi, meyvesi, sanayisi, ağasıyla, mertliği, cömertliğiyle.. tanınırdı. Göğsünü gere gere ben Adanalıyım derdi.
Şimdi öyle mi?
Vali bile yakınıyor bundan?
Dili, dişi, gidişi bozuldu Adana’nın..
Belediye otobüsünde üniversiteli birkaç genç görmüştüm, kitap okuyordu, sevindim; sordum:
“Adanalı ünlü yazarlardan Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Demirtaş Ceyhun, Muzaffer İzgü’den.. kitap okudunuz mu?”
Yanıt; “Ben Adanalı değilim!”
Şaştım kaldım.
Adanalı yazarları Adanalılar mı okur demek istedi!
Kentiçi toplutaşıma otobüslerinden bazıları yol soran yabancıları ben götürürüm deyip, gideceği yerin uzağına bırakıyor. İller Bankası kavşağındaki durakta tanık oldum böyle bir şeye. Bana, Mavi Bulvara nereden gidebileceğini sordu yabancı bir kadın, tarif ettim, Eski Baraj Lisesi’nin oradan toplutaşıma otobüslerinin geçtiğini söyledim. Elinde iki bavul, çantası vardı. Beni barada indirdiler ne yapayım şimdi diye sızlandı! İstanbulluyumuş. İşte İstanbullunun gözünde Adana’nın hali. Bize bile numara çeken dolmuşcular, otobüsçüler, taksiciler yok değil.. Toplutaşıma işleticileri bunları neden görmezden gelir? Yoksa bunlar kusur değil mi?
Ne denir buna?
Lanet olsun!
Öyle demeyim mi?
Ben demiyorum zaten, mağdur ettikleriniz diyor!
Belediyenin diktiği fidanları çekenler, bindiği otobüsün koltuğunu kesenler, trafik kurallarına uymayanlar, kaldırımları işgal edenler, sorduğunuzda ben Adanalı değilim diyor!
Adana’dan zombul mu var?
Adanalı olmayınca suçtan mı kurtulacaklar? Yoksa hoş mu görülecekler?
Sabancılar bile Adanalı olmaktan çıktılar.
Yatırımlarını başka yerlere taşıdılar.
Otuz bin işçiyim diye öğünen Sakıp Ağa yok artık.
Adana, işsizlikten bunalıp gidiyor...
Adana’yı, Adanalı olmayanlar düşünür mü?
Adana nasıl marka olur?
Nerede eski Adanalılar?
Ben Adanayılım Allahına kadar.. diyenler nerde?