Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
3568
 

Adil ticaret (fair trade)

Adil ticaret (fair trade)
 

Adil Ticaret (Fair Trade) uluslarası bir standart. Ama ne yazıkki ülkemizde uygulanmıyor.


Yaz ile kışın, sel ile çölün, karmaşa ile huzurun yan yana yaşanabildiği dünyamızda gerçeklerin farkında olmayanları sayısı her geçen gün artıyor. Daha acısı gerçek diye inandıklarının yanılgılar ve kasti hatalar olduğunu fark etmeyen çoğu kimse; bu fikirleri savunmaya da çalışıyor. Asıl olan doğrular ve iyiler ise hiç kimsenin umurunda değil. Ben böyle düşünüyordum. Hala da böyle düşünüyorum. Ama bu fikrimi etkileyen önemli güzellikler de oluyor. Bu güzelliklerden en önemlisi çirkinliklere dur diyecek fikir ve davranışlar olmalı. İşte 'Adil Ticaret' de böyle bir olgu.

Adil ticaret kavramı tüketicinin ve katmanlar halinde alt tüketiciler olan; perakendeci, toptancı, dağıtıcı gibi ara satıcıların da sisteme dahil olacağı bir 'bilinç felsefesi'nin ortak ismi.

Bu bilinç sisteminin en temel önceliği; doğruluk.

Ürünlerde aranan kriterlerin tümü zahiri özellikler. Yani ürünün kalitesi ve özelliğini somut olarak ilgilendirmiyor.
Hammaddeden başlayan ve son kullanıcıya kadar geçen süreçte yapılan tüm işlemlerin kriterlerini irdeleyen bir tanımlama. Bir çeşit "insani standart" da diyebiliriz. Sadece insani değil, evrensel, çevresel ve ahlaki birçok kriteri de içeren kapsamlı bir standart olarak da düşünülebilir.

Ürünün ortaya çıkışına kadar geçen süreçte;

- Çevrenin tahrip edilmediği.
- Doğal dengenin gözetildiği.
- Ürünlerin hasadında aşırı tüketim uygulanmadığı.
- Üretim sırasında çevreye zarar verilmediği.
- Çocuk işçilerin çalıştırılmadığı.
- Küçük üreticilerin sömürülmediği.
- Hammadde kaynaklarının korunduğu.
- Tüketicinin ürün hakkında bilgilendirildiği.
- Fiyat-ürün dengesinin korunduğu.
gibi kriterlere uymayı işletme politikası haline getiren işletmeler bu politikanın sürdürülebilir bir yaşam sisteminin oluşmasına katkı sağlıyorlar.

Bu politikaları benimseyen işletme; sistematik proseslerini bağımsız denetmenlerin gözetimine açar. İş proseslerini oluşan tavsiyelere uygun olarak mükemmel hale getirmeye çalışır.

Bu sistemde 'Adil Ticaret' politikasını benimseyenler bir enayilik abidesi gibi görünebilirler. Aslında işletme için ticari açıdan zararlı gibi görünse de özendirici ve rekabeti yönlendirici etkisi de göz önüne alındığında çok etkili bir uygulamadır.

Tek sorun; bu politikayı yapmış olmak için değil, gerçekten geleceğimizin iyiliğini düşünerek ve isteyerek yapılmasını sağlamak. Sonuçta kendi imkanlarından taviz vermek anlamına da gelen 'kayıp' ortaya çıkacak. Burada kayıp olarak görülen değerler kısa vadeli kayıplardır. Ortaya çıkan faydalar uzun ve orta vadede topyekün bir iyileşmenin ortaya çıkarılması ihtimalinin umut ışıklarıdır.

Tabii, burada en önemli şey; niyet. Yani bizler daha iyi bir geleceği hak edip etmediğimiz kendimize sormalıyız. Cevap evet ise; işletmelerimizde bu tür iyileştirmeleri yapmamız gerekli.

Bu iyileştirmeleri ürünler için yaptığımız gibi, diğer hizmet alanlarında da yapabiliriz. Mesela siyaset. Böylesine önemli bir konuda da tercih kriterlerimiz olmalı.

Daha önce de belirttiğim gibi önemli olan niyet!
Biz, tercihlerimizi ne yönde kullanırsak kullanalım sonuç değişmez.
Ülkemiz hakkettiği yöneticiler ile yönetilmeye devam edecek.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Merak ettiğim bir şey var. Kışın 350 liraya satılan bir mont, kış sona ererken "indirim" adı altında 100-150 liraya satılıyorsa, burda bir ticari ahlaksızlık yok mu.? Yetkililer bunun nedenini sormaz mı? Bu durumda kışın satılan montun fiyatı "fahiş" olmuyor mu? Bu kadar fazla kâra nasıl izin veriliyor?...Adil ticaret olduğu gibi adil ticaret yasaları ve adil kontrollar da olmalı...Selamlar.

cdenizkent 
 13.10.2009 14:37
Cevap :
Aslında sistem şu: "Kışlık ürünler, kış sonunda rafa kalkıp 1 yıl (en az 9-10 ay) satılamaz olacağı için varesinden önce kırdırılmış çek gibi ucuza gidiyor." Mantık bu. Ama sizin de verdiğiniz örnekteki gibi bu mal kırdırma mantığı -ne yazıkki- istismar ediliyor. Sözde esnaf da iskontoları sisteme "mevsim sonu" olarak tanıtıyor. Aslında indirim yapılması ile ilgili yasal mevzuat var. Ama 350 liralık malı 100 liraya nasıl satarsınız dersen; "Birileri çalıyor, yada dolandırıyor." derim. Başka yolu yok. Selamlar.  15.10.2009 13:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster