​ Adım adım İstanbul - 2 / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Adım adım İstanbul - 2

Daha önceki bloglarımda İstanbul' u genel olarak tanıtmış ayrıntılara fazla girmemiştim. Bu bloğumda gezi ve görüş alanımızı biraz daha daraltarak, İstanbul'a gelen yerli ve yabancı turistlerin ilk uğrak yeri olan Topkapı Sarayı'ndan başlayacağım. Tarihe, özellikle Osmanlı tarihine meraklı olan İstanbul dışındaki insanlarımızın bu görkemli sarayı gezmelerini öneririm.

1475-1478 yılları arasında inşa edilen Topkapı Sarayı, 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim merkezi olarak kullanılmış ve 1853'den sonra bu işlevini Dolmabahçe Sarayı'na bırakmıştır.Bu sarayda, Osmanlı siyasal ve sosyokültürel yaşamının izlerini görebilirsiniz.Bazı yerler vardır ki, anlatılamaz, anlatmak için kurulacak cümleler, en süslü ifadeler bile yetersiz kalır.İşte, Topkapı Sarayı da böyle yerlerin başında gelir.

Mimarisi ve konumu ile bu görkemli saray, İstanbul Boğazı ve Haliç'e(Golden Hor:Altın Boynuz) hakim, denize doğru uzanan ve üçgeni andıran küçük bir yarımada şeklindeki bir burun üzerine yerleşmştir.Bu nedenle bu yarımadaya "Sarayburnu" adı verilmiştir.Sarayı'nın inşa edildiği alanda, daha önce Byzantion, Roma-Bizans kentinin kalıntıları, deniz yönünde de eski saray ve kiliseler vardır.Sarayın etrafı, günümüzde Gülhane Parkı olarak adlandırılan ve İstanbul'un ziyaretçisi en çok olan gezi yerlerindendir.Yeşilliklerin en koyusunun bulunduğu bu geniş bahçe, 400 yıl boyunca Topkapı Sarayı'nın dış bahçesi olarak kullanılmıştır.Yazın en sıcak günlerinde bile bu koyu yeşillik, denizden aldığı iyot kokusu ile insan teni üzerinde bir bahar havası etkisine yol açar.

Topkapı Sarayı'nın bulunduğu alanın, Osmanlı ve Cumhuriyet Tarihi açısından da önemi vardır.

Tanzimat Dönemi'ni başlatan ve okunarak yürürlüğe giren Tanzimat Fermanı(3 kasım 1839), Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından, Topkapı Sarayı'nın Marmara Denizi yönündeki bahçesinde kurulan yüksekçe bir kürsüde, farklı kültürlere sahip yerli ve yabancı devlet adamlarına, halkın çeşitli kesimlerinin temsilcilerinden oluşan kalabalık bir halk topluluğuna burada okunmuştur.Bu nedenle, Ferman'ın bir adı da "Gülhane Hattı Hümayunu"dur.

Cumhuriyet Dönemi'nde, Latin harflerinden esinlenen yeni Türk harflerinin kabulünden sonra, bu konudaki ilk açıkhava toplantısı, 1928 yılında Atatürk tarafından Gülhane Park'ında yapılmıştır.Ders kitaplarındaki Atatürk'ü bir kara tahta önünde gösteren fotoğraf burada çekilmiştir.


Topkapı Sarayı, bugün dünyanın en zengin müzelerinden biridir.İçinde eski imparatorluğa özgü mutfaklar(aşhaneler), dünyanın en zarif Çin porselen kolleksiyonu ve sultan giysilerinin tantanalı bir sergisi vardır.Hazine dairesi, mücheverlerin göz kamaştırıcı parıltısı ile nefesleri kesen bir yerdir.Sarayın bu bölümünde zümrütler yakutlar ve inciler ile donatılmış sarık başlıkları kılıçlar ve hatta çay fincanları ve bunların yanında kıymetli diğer taşlar ve üzerleri inci taneleri ile işlenmiş atlaslarla kaplı altın tahtlar bulunmaktadır.

Sarayın müştemilatından olan ve farklı tarihlerde inşa edilmiş onlarca görkemli köşklerden bir olan Bağdat Köşkü, konumu açısından diğerlerinden farklıdır.Mavi çiniler ile göz alıcı bir tarzda dekore edilmiştir.Bu köşk, IV.Murat'ın isteği üzerine Bağdat Seferi anısına yapılmıştır.Boğaziçi'nden Haliç'e kadar uzanan geniş bir alanı görebilecek biçimde konuşlandırılmış bu köşkün hemen önünde küçük bir su havuzu bulunmaktadır.

Havuzun içi madeni paralarla doludur.Bu havuza para atılmasının başlangıcı, rivayetlere göre, Topkapı Sarayı'ndaki dairesinde hapis hayatı yaşayan Padişah Deli İbrahim'e(1640-1648) dayandırılır.Sonraları, bu havuz, içindeki paralardan dolayı "niyet havuzu" olarak isimlendirilmiştir.Bu nedenle Topkapı Sarayı'nı ziyaret edenler, bir niyette bulunup bu havuza para atmadan edemezler.

Ayrıca, havuzun kenarında denize hakim ve o günkü İstanbul'u geniş açıdan görebilecek bir yerde Sultanların iftar zamanını bekledikleri bir kameriye bulunmaktadır.İftar topu atıldığı ve İstanbul'un görülebilen camilerinde kandiller yandığı zaman, sultanlar kendilerine uzatılan tabakta bulunan hurma ya da zeytinle orucunu bozar sonra orada veya duruma göre başka bir yerde iftar yemeğini yerlerdi.

Sarayda ayrıca Muhammed Peygamber'e ait kutsal emanetlerin bulunduğu özel bir yer de bulunmaktadır..Tablolar ve el yazması kitap sergilerinin yanında, sultanların bütün eşlerinin ve cariyelerinin oturduğu ve günlük yaşamlarını sürdürdükleri Harem dairesi sarayın en ilginç köşesidir.

Bu yazdıklarım, Topkapı Sarayı için yazılabileceklerin ancak milyonda biridir.Sarayın bir gün içinde gezilmesi mümkün değildir.Ama siz, bu geziye bir gününüzü bile ayırsanız, gezi sonunda elde edeceğiniz bilgi bin sayfaya sığmayacak çoklukta olur.Bu gezi sırasında, dışarısını unutur, sanki Osmanlı dönemini yaşar gibi olursunuz.Bağdat köşkü önünde bulunan kameriyeden denizi ve İstanbulu seyrederken öyle bir dalar gidersiniz ki, iftar saatinde camilerin kandillerinin yandığını ve içinde hurma ve zeyti bulunan tabağı size uzatan cariyenin hayalini görür gibi olursunuz.

Fazla derinlere dalmadan burada keselim....Bundan sonraki bloğuma sarayın Sultanahmet yönündeki kapısından çıkış yaparak başlayacağız...Bakalım meydanda neler göreceğiz?

cdenizkent

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..