- Kategori
- Kişisel Gelişim
Affetmek üzerine bir kaç boş laf...

Kendimiz affetmemizi öğütlüyorlar... Ne için? Neden affedeyim kendimi... Daha çok sevmek için mi, daha yakın olmak için mi kendime... Kendimi affedersem ve kıyasıya eleştirmezsem kendimi yine başa dönmez miyim? Çok seven bir annenin şımarık çocuğu gibi olmaz mıyım? Affetmeyeceğim kendimi... Kırdığım kalpler için, kendi hayatımı boşverip umursamadığım zamanlar için, kapılıp gidişe teslim olduğum için ve daha çok da hatalarımı kabul etmeyip hala doğru saydığım için...
Kendini affetmek hataların en büyüğüdür. Boşuna bir kendini şımartma çabasıdır. İnsan kendine elbet zalim olmamalı ama kendini de her dediği yapılan ne yaparsa yapsın hoşgörülen bir çocuk gibi de görmemeli. Çocuğunun iyi bir eğitim alması için bir annenin ne yapması gerekiyorsa ve bir baba çocuğunu nasıl iyi bir evlat olarak yetiştirmek için çaba gösteriyorsa insan da kendine o çabayı göstermeli.
İnsanlar çocuk yapıyorlar ve onları eğitmek, vatana millete hayırlı evlat olarak yetiştirmek için yola çıktıklarını söylüyorlar. Peki aceba soruyorlar mı kendilerine ilk evlat sınavını geçmişler mi? O ilk evlat, yetiştirmeleri gereken o ilk çocuk kendileridir. Ve bu zaman alır. Önce çocuksundur. Büyürsün ve bir bakarsın karşında kocaman bir dünya. "Beni keşfet sana sunduklarımın tadına bak. Hadi ne duruyorsun" diye bağıran koca bir dünya. Dalar insan onun içine kimi altından girer üstünden çıkar, kimi öylece durur bakar. Ve en çok dünyanın altından girip üstünden çıkanlar kendilerini bulurlar. Öyle çok şey aramış ve bu öyle çok şey onları tatmin etmemiştir ki bir an durup "Nedir tüm bunlar? Ben ne yapıyorum?" diye sorarlar kendilerine. İşte o zaman kendini büyütmenin vakti zamanı gelmiştir. O dünyanın dev dalgaları içinde cebelleşip durduğun vakitler ardından gelen gölgeye şöyle bir dönüp baktığında tıpa tıp sana benzediğini ve aslında onu hiç mi hiç tanımadığını görürsün. Gölge sürekli kaçar. Kendi bedenini onun üzerine yerleştiremezsin bir türlü. Taa ki üzerine düşene kadar. Üzerine düştüğün vakit hani o yere kapaklandığını sandığın an var ya işte o zaman sen, sen olmuşsundur. Sen sanırsın ki düştün ve sanırsın ki düşüş kötüdür. Ve yine sanırsın ki gölgen altında kalmıştır ve seni elinden tutup kaldıracak kimse yoktur. Oysa bilmezsin gölge insanı elinden tutup değil tüm bedene destek vererek kaldırır.
O düştüğü sandığın an var ya, işte o andır ki seni her şeyinle gözlerin önüne serer. O üzerine düştüğün gölge iliklerinden içeri girer ve sen, sen olursun.Kıyasıya eleştirmişsidir kendini. Hatta kendini yok etme pahasına. Oysa bu, hani senin kendini bir hiç saydığın, düştüğünü sandığın nokta, seni sen yapar. Onun için affetmeyeceğim kendimi. Ben, ben olabilmek için. Hataları tekrarlamamak için. O hataların ben olmadığımı biliyorum. Ve kendimi gerçekleştirmek için affetmeyeceğim kendimi. Gölgemin üzerine düşeceğim ve düştüğümü sandığım an en çok kendim olduğum an olacak... Bunu bileceğim...