26 Eylül '07
- Kategori
- Gezi Rehberleri
Ah İstanbul

İstanbul' da yaşayanların çok şanslı olduğunu düşünmüşümdür hep . İnsanın canı sıkıldığında görebileceği bi boğaz manzarası , karşısında oturup düşüncelere dalabileceği bir kız kulesi olduktan sonra ne gam ne keder kalırki geride.
İstanbul'da gezilecek o kadar güzel yerler var ki gezdikce yeni yerler türüyor sanki seni bir sonraki geziye baglayıp gönderiyor.
Her köşesi tarih kokan sokaklarında boş boş dolaşmak istiyorum bir zamanlar aynı yerlerde kimlerin yürüdüğünü hayal ederek . Sonra balık ekmek yemek istiyorum eminönünde sıradan bir iskemlenin üstünde duman her yanı kaplamış olsa bile balık kokuları arasında. Ve martıları seyretmek istiyorum vapurda onlar için aldıgım simiti yavas yavas denize atarken acele etmeden . Belki bir müze gezerim sonra ya da bir camiye girerim hayran hayran mimarisini seyreder dua ederim bu heybetli camilerde huzur bulmak için . Uzanırım Kanlıca'da belki Hisara doğru bir bakarım, cengelköyde cınaraltında oturur bir cay içerim ne güzel olur. Sonra Tünelden gecer , İstiklal de yürürüm biraz ...Ortaköyde bi kumpir yerim acıkırsam , sonra Kuzguncuk'a atarım kendimi belki görmediğim yerleri keşfetmek istiyorsam . İstanbul değil mi yapacak bişeyler bulurum ne de olsa .
Ben İstanbul u gözleri kapalı dinlemek istemiyorum , bebekleri büyürken ki hiç bir anını kaçırmak istemeyen anne babalar gibi, hic bir ayrıntısını kacırmadan gezmek ve her köşesini ezberlemek isityorum İstanbul'un .
Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.
Ümit Yaşar Oğuzcan