- Kategori
- Siyaset
Ah şu benim sol elim -2

Geçtiğimiz günlerde kendini “sol” tanımlayan çevreler arasında yoğun tartışmalar yaşandı. Bilindiği üzere bu tartışmalar ilk olarak “Üniversitelerde başörtüsü” ve “parti kapatma” sürecinde başladı; özgürlük ve demokratlık anlayışları, ahlaki boyutuyla tartışıldı. Bu anlamda uzun yıllardır ilk kez yaşandı bu düzeyde ve bu çevrelerde önemli ve gerekli bir ayrışmaya yol açtı.
Sonrasında “Darbeler” ve “Ergenekon davası” sürecinde yine aynı taraflar farklı tepkiler verdi. Bu farklı duruşların kaynağı yine solda, “demokratlık” ve “özgürlük” açısından, “demokratikleşme mücadelesi” açısından, analiz edildi. “Sol” un bu ülke de “resmi ideoloji” ile “milliyetçilik, ” “devletçilik” ve “Kemalizm” ile bağları hiçbir dönem olmadığı derinlikte Radikal, Taraf, Birgün gazeteleri sayfalarında ve özellikle Küyerel vb. mail gruplarda tartışıldı, tartışılmaya devam ediliyor.
Tüm bu tartışmalar çok yönlü gelişti ve son olarak ahlaki bir niteliğe büründü. (Hrant Dink Tartışması) Önümüzdeki günler ciddi bir özeleştiri süreci, beraberinde yeni ayrışmaları getirebilir, ancak bu durum sol da yenilenme sürecini hızlandıracak bir potansiyel taşıyor.
Bu tartışmaların belki de ilk olumlu sonucu en azından bir çok sol çevreyi ininden çıkarması ve tartışmalara katması oldu. Sol’un ne olması gerektiğinin hafızalarda, yenilenmesi gerekiyor bir kez daha ve bir neslin daha, sakatlanmaması; kullanılmaması için..
Olmayan “Sosyal demokrasiden diğerlerine solun önünde aşması gereken "iki büyük siyasi zihniyet meselesi" var.
İlk sorun "demokrasinin sadece karar mekanizmalarını oluşturmaya, meşru kararlar üretmeye yarayan, hukuk ve kural dünyasının içine sıkıştırılmış, formel özgürlüklerin çerçevesini belirleyen bir prosedür olduğu sanısı ya da takıntısı"dır.
Başka bir deyişle, demokrasinin toplum-siyaset bağlarını oluşturan bir temel tavır olduğunu, bir siyasi varoluş ve eylem çerçevesine işaret ettiğini keşfetmek gereğidir.
İkinci sorun ise, bunun yapılabilmesi, toplum-siyaset bağının kurulabilmesi için "sol zihniyetin kendi tasavvur ettiğinin dışında, onunla kesişmeyen bir toplumun varlığını kabul etmek" meselesidir.
Başka bir deyişle toplumla kavga etmek, varolanı reddetmek üzerine kurulu, böyle olduğu oranda siyasetsizliğe mahkum bir tutumu terk etmek gereğidir.
Siyaset neyin yapılabileceği kadar, bunların neden ve nasıl yapılabileceğinin kamuoyuna anlatılmasıdır. Siyaset, sisteme yönelik değişikliklerin sisteme ait değerler içinden üretilecek cihazlarla, bu cihazların sağladığı meşruiyet ve katılım üzerinden sağlanması faaliyetidir.”(Ali Bayramoğlu)
İçimizdeki, dışımızdaki tüm iktidar odaklarından kurtulmaya yönelik ve haksızlığa uğrayanın kim olduğuna bakmadan, her özgürlük talebine duyarlı, kendimiz için istediğimizin, herkes için geçerli olabilecek bir genel kural olma niteliğini gözeterek hareket etmemiz gerekir.
Sol, var olana ahlaki bir itirazdır, her şeyden önce; hayatlarımızdan insan için olmayanları ayıklama çabasıdır.
“İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, araç değil, amaç olarak görecek şekilde eyle!” Kant.