- Kategori
- Öğretmenler Günü
Ah Şu Öğretmenler Olmasa

Geldi yine bir Öğretmenler Günü daha. Yine bilindik avutucu, içi boş süslü laflarla dolu konuşmalar yapılıp savuşturulacak, geçiştirilip gidilecek olsa da artık, bazı şeyler değişmeli, değişmeli ama nasıl değişmeli? Elbette bu, ömrünü insan yetiştirmeye veren, dünyanın en kutsal mesleği olan öğretmenlere, hak ettiği değeri vermekten geçer. Peki, sizce öğretmenlere gerçekten hak ettiği değer veriliyor mu? Gözlerinizi kapayıp bir kez de olsa düşünün; sizi yetiştiren, okuma yazma öğreten insanları düşünün.
O öğretmenler ki; kendi yaşam koşullarının ağırlığını öğrencilerine fark ettirmemeye çalışan, okul kapısından içeri girerken tüm sorunları kapı girişine bırakan ve çıkış kapısına adım attığında yaşadığı sorunlarla yeniden yüzleşerek yaşayandır. Bir yanda kazandıkları VERGİ DİLİMİNE girip erirken, bir yandan da çamur at izi kalsın mantığıyla DEĞERSİZ konuma itilen, yıpranan ama yıpranma payı verilmeyen, ah siz öğretmenler! Bakın yine geldi bir Öğretmenler Günü daha, haydi kutlayalım hep birlikte el ele.
O öğretmenler ki; yaz tatilleri için eleştirilip, emeği çok görülen, ek derslerinde bile branşlar arası fark yaratılan, uzman olan olmayan diye ayırt edilen, şu bu sendikalı diye farklı bakılan, bir gün dahi hastalanmayacak, aksatmayacak, aksatırsa sorgulanan; yüreği sevgiyle öğrencilerine ışığını veren ve gerektiğinde öğrencileri için canını siper edenlerdir.
O öğretmenler ki, geçmişten geleceğe uzanan uygarlık köprüsünün kilit taşıdır. Arada bir, “Ah, Şu okullar olmasa!” diyecek kadar kendini kaybedenlerin, çürük elma gibi sivrilip kendini yetiştiren okullara, yetiştirilemediğini itiraf eder gibi çıkması olsa da; dünde, bugünde, yarında daima var olacaktır. Haydi, kutlayalım hep birlikte el ele. “Ah, şu okullar, öğretmenler olmasa!” zihniyetinde olanlara inat…
Ve o öğretmenler ki; tarihler boyunca hep takdir edilmiş ve sözlerle onurlandırılmıştır. Socrates’in dediği gibi “Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez.” Son söz de Başöğretmenimiz Atatürk’ün söylediği gibi; “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.” Ve “Bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da, köleliğe, yoksulluğa düşüren de eğitimdir.”