​ Ahan da: "Kızçelerimiz, kızancıklarımız, kuziciklerimiz" gelmiş! / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '10

 
Kategori
Haber
 

Ahan da: "Kızçelerimiz, kızancıklarımız, kuziciklerimiz" gelmiş!

Ahan da: "Kızçelerimiz, kızancıklarımız, kuziciklerimiz" gelmiş!
 

Fotoğraflar: Muzaffer Cellek


İzmir B. Şehir Belediyesi tarafından her yıl düzenlenmekte olan 6. Balkanlar Halk Dansları Festivali, dünkü açılıştan bu yana coşku halinde devam ederek, beğeni kazanıyor.

Dansçıları ayakta alkışlayan, çoğunun Balkan kökenli İzmirli yurttaşların teşkil ettiği kalabalık izleyiciler, oyunları ayakta alkışlayarak göz yaşlarını tutamadılar.

Balkan Rumeli Dernekleri Federasyonları’nın da katkı koyduğu festival kapsamında Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Slovenya ve Yunanistan’dan gelen konuklarla hasret gideren İzmir’lilerin coşkusuna diyecek yoktu.

23-28 Aralık 2010 tarihleri arasında devam edecek Festivalin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen açılış töreninde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Bosna Hersek Büyükelçisi D. jepoja, İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam, Bosna Hersek İzmir Fahri Konsolosu Kemal Baysak, konuk heyetlerin diplomatları, Büyükşehir Belediyesi ve vatandaşlar katıldı.

Törende konuşan Başkan Aziz Kocaoğlu, dostluk ve kardeşlik mesajları verdi. Başkan Kocaoğlu, “Kökenimiz ne olursa olsun, birlik-beraberliğimizi asla yitirmememiz gerekiyor. İster Kürt kökenli ol, ister Boşnak. İster Gürcü kökenli ol, ister Çerkez. Hepimiz eşitiz, hepimiz kardeşiz, hepimiz Türkiye’yiz” dedi.

Kemal Baysak da konuşmasında, Balkan ülkelerinin köklü tarihine vur. O dostluk günleri İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin girişimiyle akrabalık, kardeşlik, kan bağıyla, dostlukla, kardeşlikle, komşulukla birbirine bağlı olan Balkan ülkelerinin İzmir’e gelmesi bizleri onurlandırdı” diye konuştu

Kosova nireeee, İzmir nire! Dayanmak marifet, dayan bre!

Bizim de ‘Ak tolgalı Beylerbeyimiz’ vardı bir zamanlar...Çocuklar gibi de şendik! Bir gün Mohaç Ovasını geçerken:'İLERLE'
dendi, ilerledik. Sonra sonra sarı saçlı, çelik mavisi gözleri olan beyimiz de oldu yakın tarihlerde. O da hedef gösterdi Akdeniz’lere: ‘’İLERLE!’’ dedi ve de ilerledik, bu günlere geldik.

Aradan geçti 80 küsur senecik. Göz kapayıp açıncaya kadar. Yüzdük yüzdük ucuna geldik, bir ara sıra dayandık. Asır’a çeyrek kala kıpırdanmalar başladı. Başımıza bu da geldi. Ayrılıkçılar türedi. Yeniden mütareke basını türedi, çatlak sesler yükseldi, hain oğlu hainler türedi. Aynı, şimdiki gibi! Demokrasi adına yutkunduk sustuk .Eee, şimdi bıçak kemiğe dayandı. Türk’ün sillesi, sonradan yaman olur. Üzerinize afiyet, derimiz milletcek biraz kalındır. Son kerteyi bekleriz ve de çok sabırlı gözükürüz.

Esasında da hiç Sabırlı değilizdir. Vurduk mu ses getiririz. İşe , ‘Eşref Paşa tokadı ile başlarız. Sonra, arkası gelir zaten. Geldi mi de pir gelir. İşte İngilizleri Irakta kuşatıp, kök söktürdüğümüz ‘Kut’ül Amare Savaşları. İşte Kosova’lar, Mohaçlar, İşte Prevezeler. İşte Çanakkale ve Kurtuluş savaşları. İşte Kore’de Kunuri savaşları N’aparsınız ? İşte ‘büle!’

Kirli oyunlarlar. Eskiden de vardı. Yeni değil ki?! Osmanlı; Bosna, Hersek’i, Kosova’yı, Drina, Mostar köprü başlarını, Zigetvar’ları terk etmeğe mecbur kaldı. Şimdi aynı oyunların başka bir versiyonu sahneleniyor. Ruhu kara, vicdanı kara, eli kanlı bir takım insanlar ve onları himaye eden devletler, yurdumuz üzerinde aynı oyunu oynuyorlar.

Kosova’dan Osmanlı’lar çıkınca, halk Türkiye’ye göç etti. Batılı devletler, sözüm ona dost devletler onları hala kışkırtıyor. Türklere karşı. Kinlendirip üzerimize saldırtıyorlar. Toprak talepleri var sinsi sinsi. İşte görüyorsunuz, Kuzey Irak ve onları koruyan hempaları. İşte, o dağlara erişmek zor diye ipe un serenler, İşte bir İngiliz muhabiri, turist gibi elini kolunu sallayarak onları buluyor, komşu gezmesine gidiyor.’Üle’ başa, ‘Büle’ tarak be yav!

Kosova. Meydan savaşlarının yapıldığı yer. Bu gün, boynu bükük, gözlerini Türkiye’ye çevirmiş vaziyette medet umuyor. Türkiye’nin etrafı düşmanlarla çevrili. Aynen eskisi gibi.’’hasta adam’’ yerine koymağa çalıştıkları Türkiye.Eskiden di o. Hasta adam dediler. Çakallar, an bu andır diyerek çullandılar Türk’ün üzerine. Ama yağma yok!. Oyunlarını bir defa görmüştük! İkincisine tahammülümüz yok artık! İşte ‘Bu ka!’

Bir yangının külünü, yakıp da geçtik, ey bre deryalar, deryalar. O küllerden olma bizlerin bir yarısı orada, bir yarısı burada. Hak mı bu bre! Özledik o drama Köprüsünü..Soğuktur suları, içilmezdi!…

Deryanın kuzucukları bunlar. Kızçelerimiz, kızancıklarımız, kuziciklerimiz” gelmiş İzmir’e! Bizim kızancıklarımız be yav! Bre savulun bre aman! Ak Tolgalım nerede? Çelik mavisi gözlüm nerede?..Ah deryalar deryalar. Ben nidem, nidem!?..Başımı alıp gidem!. “Te işte o ka ! ‘’ diyem!

Ört ki, ölem!

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..