- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Akdeniz Üniversitesi Organ/Kol-Bacak nakillerine yeniden start verildi.

Umarım sonrası Sinir nakli olur.
Daha önce organ nakilleriyle ilgili üç blog yazmıştım: ilki Organ nakillerine hazırlanan bilim adamları ve nakil olacak kişilere destek olmak içindi…
Ocak 2012 tarihli bloğumda insanlığın geleceğinde organ nakillerinin ne kadar önemli rol oynayacağını anlatmaya çalışmıştım. Şimdilik zor, zahmetli ve pahalı olan bu operasyonların, ileride kolaylaşacağını ve ucuzlayacağını, üstelikte yaygınlaşacağını belirtmiştim… Çünkü insanlığın geleceği buna bağlı… Özellikle belirtiyorum, sadece engellilerin değil, insanlığın geleceğinde organ nakilleri çok önemli bir yere sahip olacaktır…
Çünkü çağımızda insanlığa zorla dayatılan HIZLI YAŞAM ve TÜKETİM şekli, nüfusun büyük çoğunluğuna engelli/hasta olmayı ne yazık ki tattıracaktır… Hani o saçma sapan slogan var ya ‘’Herkes engelli adayıdır’’ diye, işte bu yüzden haklıdır… Çağımız engelli/hasta üretim çağıdır…
Çağımızın korkunç boyutlarda ürettiği ve üreteceği bu atıl hale getirilmiş insanlarla, insanoğlu başa çıkamaz… Bu insanlardan da vaz geçemez, kaderine de terk edemez… Çünkü bu dakika karar verici olanın, on dakika sonra kurban olma riski çok yüksektir… Çok hızlı bir şekilde atıl hale getirilmiş bu insanların eksik organları tamamlanarak, kendilerine yetebilmeleri tek çözümdür…
Şubat 2012 tarihli bu bloğumu ise rahmetli Şevket Çavdar’ın (nurlar içinde yatsın) ölümü üzerine yaşanılan paniği ve engelliler üzerindeki olumsuz etkiyi silmek için yazmıştım…
Hemen akabinde 1.Mart'ta yazdığım bu bloğumda ise kamu oyuna olumsuz duygular pompalayan ‘’siyasilere ve entellektüellere’’ sitemlerimi sunmuştum… Siz engellilere çok yabancısınız ve gölge etmeyin yeter demiştim…
Ne yazık ki iki ay sonra yani 1.5.2012 tarihinde, Akdeniz Üniversitesi'nde kol bacak nakli olan Atilla Kavdır’da vefat (Nurlar içinde yatsın)edince işler epey karıştı… Bu son kayıpla birlikte medya ve bürokrasi organ naklini sorgulamaya başladı…
Bu iki vefat çalışmaları sekteye uğrattı… Moraller bozuldu… Soruşturmalar ve ruhsat iptalleri yaşandı… Araştırmalar uzun süre sessizliğe gömüldü…
Gerçi benim gibi olumlu düşünenlerin düşünceleri hiç değişmedi… Ancak üç yüz- beş yüz kişiye ulaşabilen yazıların etkisi neredeyse sıfıra yakın… Kim takar Kuyucak’ı…
Olsun, önemli olan sizin gibi düşünen insanlara ulaşabilmek, onlara destek olmaktır… Çünkü bu dünyayı kamuoyu denilen lanet düşünceler kurtarmayacak… Sonuçta bir tarafın çığlığına koşan, sayısı yüzleri geçmeyen bilim adamları çözecek bu işi… Sadece onlara ulaşabilelim yeter… Siz yeter ki yazın… Onlar sizi mutlaka bulur, okur…
O dönemde oluşmuş çok güzel olan iki şey değişmedi zaten:
Birincisi bu çalışmaları yapanlar hiç lanet olsun demediler… İkincisi de istekte bulunanlar, isteklerinden hiç vaz geçmediler… Her şeyi bilerek üstelik… İkna edilerek kobay gibi kullanıldı sözleri hep iğrenç gelir bana…
Bunca olaya rağmen tam dört yıl sonra yapılan çift kol nakli başarılı geçti… Bu operasyonu gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Plastik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan şunları söyledi: Bana kalırsa müjdedir bunlar…
"Bazen hissettiğini söylüyor ama derin duyuları, bizim yaptığımız işlemi duyması mümkün değil. Üç aydan sonra hızlıca hissetmeler başlayacaktır, hareketler daha oturarak devam edecektir. Birinci yılın sonunda kollarını iyi şekilde kullanmaya başlayacağını umut ediyoruz. Kollarına alıştı, beklentisi gayet olumlu bir hastaydı. Öncesinden de bu işe motive şekilde geldiği için bir sıkıntı olacağını sanmıyoruz. Hastamızı bir ay içinde taburcu ederim ama çok uzaktan geliyor. Normalde 20, 25 günde taburcu ederdim. Tamamen ilaçlar ayarlansın, sık aralıklarla buraya gelmesin diye her şeyi tamamlayıp birkaç ay burada tutabiliriz."
Gelelim kendi kendimize yarattığımız bir başka sorunumuza; Organ bağışı sorunumuza… Göz, kalp, böbrek, damar, rahim, yüz, kol-bacak, ciğer vb… Bu organların kutsallığını ancak onların eksikliğini yaşayanlar bilir… Bu organların sapasağlam olan yüz binlercesi toprağa gömülüyor… Bu bir şekilde cinayet işlemektir…
İnsanoğlu yeniden dirildiği zaman, organları eksik gömülürse, öte taraf için dirildiğinde, eksik bedenle dirilirmiş… Toplumun içine öylesine işlemiş ki bu anlayış, hem inanları sakat bırakıyor, hem de inanılan Tanrıyı küçümsüyor… Bilim insanları bile canlı bir organizmanın zerresinden o canlıyı klonlamaya çalışıyor günümüzde… Tanrının ölü insanı diriltirken, bedenleri eksikse bunları tamamlamayacağını düşünmek insan aklının üretebileceği patolojik bir ruh hastalığı olsa gerekir…
İddia ediyorum ki, çok uzun olmayan gelecekte nakli yapılamayan organ kalmayacak… Zaten hemen hemen tek sorun, sinir nakline kadar indirgendi… Ve bununda başarıldığını yakında duymaya başlarız… Sonrası dev adımlarla gelir…
Bu yazımda, Özellikle Akdeniz Üniversitesinde organ nakilleri için emeği geçmiş Mustafa Akaydın ve Alper Demirbaş’a da saygılarımızı sunmak istiyorum…
Haaa tek bir dileğim var… Ne olur bu işlere siyasileri karıştırmayın… Onların kullanmayacağı, karıştırmayacağı hiçbir konu kalmadı yeryüzünde…
Not: Sıra bekleyenler merak etmesin… Hızlanacak bu iş…