- Kategori
- Felsefe
Akil adamları eleştirmek yerine yapıcı olmak gerekir..

Terör hikayesinin oluşumundan bitirilmek istenmesi aşamasına kadar otuz yıl süreli tiyatro oyununun senaryo yazarı ve yönetmeninin Amerika Birleşik Devletleri olduğunun altını kalın çizgilerle çizelim bi kere..
Çözüm ile ilgili şablonlardan biri de Akil adamlar şablonu dur.
Başbakan bu şablonda daha dindar daha yandaş hatta ulemalardan oluşan Akil adamlar grubunu oluşturabilirdi.
Öyle yapmadı, sanatçı ve yazar ağırlıklı toplumun farklı mesleklerden insanları seçti..
Çözüm aşamasında Akil adamlar gerekirdi-gerekmezdi gibi lüzümsüz tartışmaları kayda değer bulmadığımı ifade etmek isterim.
Kayda değer bulduğum şu bizim bazı eski devrimci arkadaşların akil adamlar üzerindeki olumsuz değerlendirmeleri dir.
'Efendim, onlar mı çözüm bulacaklar' meyanında küçümseme tavırlarına kızmıyor değilim..
Önce şunu belirtelim.
Devrimci ruh, doğuştan itibaren başlayan bir duruştur. Sonradan kazanılabilecek değer değildir.. Bir yaşam biçimidir.
Akıllı olmaktır..
İnsaflı-vicdanlı olmaktır devrimcilik..
En önemlisi namuslu insan olmaktır.
Başkalarının düşüncelerine saygı duymaktır.
İnsanları öteleştirmemektir.
Her şeyden önce hayatı sorgulayandır devrimci.
Küçümseyen değildir.
Bahsi geçen arkadaşların sanki sadece görevleri eleştirmektir. Her şeyin doğrusunu kendileri bilir. Karşı tarafın doğrularına saygı gösteremez.
Yahu! akil adamların içinde yer almış olsaydın, değişik bir şey ne yapardın?
Veya senin arzu ettiğin kişi yer almış olsaydı, farklı bir şey ne yapardı?
Akil adamlar şablonu zaten sembolik bir proje..
Farz-i misal şöyle diyebilir miydin; 'Sanatçılar toplumun önemli insanlarıdır. Toplumların gelişiminde su gibi-ekmek gibi ihtiyaç duyulan bireylerdir. Onlar farklıdır'.
'Toplumların hayat damarı sanattır' diyebilir miydin?