- Kategori
- İnançlar
Akıl sahibi İnsan ne yapar ?

İnsan, hayatın akışı içinde “yaşama sevinci” ile “ölüm ürpertisi” gibi iki zıtlığın içinde çalkalanır durur. Hayat ve ölümün hakiki manaları idrak edilmeden, yeryüzündeki varlık sebebi ve yaradılışımızdaki hikmeti ile insanın gerçek mahiyeti kavranamaz.
Kainatta her şey, bir tek çekirdeğin çatlamasından bahar şenliğine, doğumlardan ölümlere ve mikro âlemden makro âleme, zerrelerden kürrelere kadar lâyıkıyle kavranması imkânsız bir nizam ve intizam ile takdir edilmiş, tasarlanıp programlanmış bir ahenk içinde devam edip gider.
Bu ahengin ve bu nizamın planlayıcısı, tasarlayıcısı, uygulayıcısı kimdir?
İçinde yaşadığımız binanın dahi planlayanı, demir, çimento miktarlarının hesabını, bir dizi usta tarafından yapıldığını kabul etmeyip “uygun ortamı bulan demir, çimento, cam, musluk, kapı vesair bir çok unsurun kendiliğinden bir araya gelerek bir bina oluşturduğunu söyleyenin aklından şüphe etmeyen olur mu?
Başka bir uygun ortamda demir, saç, plastik, cam kendiliğinden bir araya gelerek bir otomobil oluşturduklarını, zamanla evrim geçirerek kimi otomobilin, opel kiminin Mercedes otomobil, kiminin kamyon, kiminin traktör, kiminin otobüs haline evrim geçirdiğini söylesem bana inanır mısınız?
Kainatta insan idrakini aciz bırakan bu mükemmellik, hiç şaşmayan hesap, aksamayan, bozulmayan düzen, birbiriyle uyumlu tasarım manzumesi tesadüfen kendiliğinden mi oluştu?
Binayı da , otomobilleri de mühendisler tasarladığı ve imal ettiği gibi içinde bizlerin de yaşadığı kainatı Allah tasarladı ve yarattı.
Peki Allah bu kainatı, içindekileri ve en önemlisi insanı neden tasarlayıp yarattı?
Bu sorunun cevabı, en güzel bir şekilde Kuran-ı Kerim’de mevcududur:
"Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık." (ed-Duhân, 38)
"İnsan başıboş bırakılacağını mı zannediyor?!." (el-Kıyâme, 36)
"Elif. Lâm. Mîm. İnsanlar yalnız inandık demekle hiç imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?"(el-Ankebût, 1-2)
"O ki, hanginizin daha güzel davranacağını denemek için ölüm ve hayatı yaratmıştır." (Mülk, 2)
"Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?" (Mü'minûn, 115)
"Her canlı ölümü tadar. Bir imtihan olarak sizi hayırla da şerle de deniyoruz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz..." (Enbiyâ, 35)
"(Ey Rasûlüm!) De ki: Kaçmakta olduğunuz ölüm size erişecek; sonra da görünür ve görünmezi bilen Allah’ın huzuruna çıkarılacaksınız! Ne yaptınız ise, size bildirilecektir." (Cum'a, 8)
Her şey çok açık değil mi?
Kainatta “başıboş değiliz”, “eğlence olsun diye yaratılmadık”, “yaşamımız aslında bir sınav”, “Allah’ın huzuruna giderek yaşamımızın hesabını vereceğiz”, “her anımız ilahi bir kayıt sistemi ile kayıt altına alınıyor”, “İman ettim demek yetmiyor sınavı kazanmak için, ibadet ve Allah’ın emirlerine uymak da gerekiyor"…
Hz. Muhammed, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için diyor ki :"Size iki nasihatçi bıraktım. Biri susar, diğeri konuşur. Susan nasihatçi ölüm, konuşan ise Kuran-ı Kerim’dir."
İnsan, kendi varlığı ile birlikte bütün bir kainatın yaradılış hikmetine ulaşamaz ise, dünyaya ait işler, nefsani emeller, hırslar, hevesler onu yutar. Dünyaya geliş ve dünyadan gidiş idrak ve tefekkürüne vakıf olamayan insan, kendi varlığının hakikatinden bile habersiz demektir!.
Hz. Muhammed "Akıllı insan kimdir ya Rasûlallâh?" sorusuna şu cevabı vermiş:"Ölümü çok düşünen ve ona karşı hazırlığını tamamlamakla meşgul olan kimsedir. İşte onlar zeki insanlardır..."
Akıl sahibi bir gün mutlaka öleceğini asla bir an bile aklından çıkarmaz ve kainatı tasarlayıp yaratan, bizi yoktan var eden Allah’ın huzuruna mutlaka çıkacağımıza göre o hesap kitap gününde ebedi hayatının saadet içinde bir hayat olabilmesi için Kuran-ı Kerim’in sesine kulak verip oradaki emirleri, yani kulluk görevlerini yerine getirir…