- Kategori
- Eğitim
Aklımızın önündeki en önemli engel öfkelerimizdir
Benim doğduğum yer Dumanlı Dağı’nın eteklerindeydi. Dumanlı, Amonoslar’da (Gavur Dağları) bir dağın adıdır. Önümüzde, Düziçi Ovası uzanırdı. Ovanın batısında Karatepe yer alır ama ufkumuzu bütünüyle kapatmazdı. Karatepe’nin arkasında Çukurova’nın tüttüğüne şahit olurduk. Çukurova’nın kuzeyinde Toros Dağları kar yağdığı ve güneş açtığı zaman ışıl ışıl parlardı uzaklarda.
Ufku geniş bir yerde doğup, büyüdükten sonra Tunceli gibi dar bir vadi içinde yaşamak kolay değildi. Aylardır bir apartman dairesine kapatıldığım hissine kapılıyordum. Bu his kış aylarında daha da artıyordu. Sanıyorum diğer insanlar da benim gibiydi. Özellikle hafta sonlarında vadilere, kırlara akın etmelerinin sebebi bu olsa gerekti.
Bu koşullarda Uzunçayır Barajı’nın tamamlanmasını, su tutmasını çok önemsiyordum. Suyun tutulduğunu, kocaman bir göl oluştuğunu, bu gölün gökyüzündeki buluta göre saat saat renk değiştirdiğini, mavi mavi ışıldadığını, üzerinde küçük gemiler, kayıtlar dolaştığını, hemen gölün kıyısında renkten renge giren ağaçların masalımsı bir hava yarattığını düşlüyordum. Tunceliler bu ortamın içini en iyi şekilde doldurabilecek bilgiye, birikime, anlayışa sahip insanlardı. Eminim Sivrice’den çok daha sosyal, çağdaş bir atmosfer olurdu buralarda.
Aktuluk Yibo çevresinin şimdiden bu masal dünyasına hazırlanmasında öncülük etmeliydim. Kendi ormanımızı oluşturmalı, göl oluştuğunda bizim yeşilimiz maviyi tamamlamada katkı yapmalıydı. Aktuluk’a günün orman müdürüyle bu amaçla yer tahsisi için incelemelerde bulunmaya gitmiştik. O güz bütün bürokratik işlemler tamamlanmalı, fidanlar bir an önce dikilmeli ve boy vermeliydi.
Olaya tam kendimizi kaptırmış, heyecanımızı paylaşıyorduk ki cep telefonum çaldı. Karşımdaki partilerimizden birinin Çemişgezek ilçe başkanıydı. “Ne oldu müdür bey? Eylül ayı geldi, hala ilçe milli eğitim müdürü görevde…” diyordu. Birden buz gibi olmuştum. Karşımdaki insanın öfkesi benim de öfkemi kabartmıştı.
Dağlar ile öfke arasında bağ var mıdır? Dağlar, duvarlara benzer mi? Bilmiyorum.
Bildiğim apartmanda duvarlar üstüme gelmeye başladığında dışarıya çıktığım. Seyhan Baraj Gölü’nün kıyısına indiğim, gölü seyrettiğim. Biraz sonra bütün öfkemin yatıştığı, ruhumun dinginleştiği.
Acaba Uzunçayır Baraj Gölü de Tuncelilere aynı etkiyi yapacak mı? Bu gölü seyredenlerin öfkesi yatışacak, ruhları dinginleşecek mi? Öfkelerimizi yenmeye ne kadar da ihtiyacımız var. Herhalde, aklımızın önündeki en önemli engel öfkelerimizdir.