​ AKP nereye? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

AKP nereye?

AKP nereye?
 

Kuşbakışı...

Halkın her tercihine saygı duymak gerekir mi? Genelde, halkın eğitim durumu ile kararları arasında ters orantı olduğu söylenir. Bu çok haksız sayılmaz dimi?

Ama halka ilişkin şu da bir gerçek değil mi: İnsanoğlunun, milyonlarca yıllık bir evrimin kendi bütün iç mükemmelliklerine sahip olarak, doğuştan gelen yetkinlikleri vardır.

Demek ki insan dediğimizde iki yapıdan bahsediyoruz:

1- Eğitim, kültür ve fikir ötesi bir salt insan olmaktan gelen doğamız var.
2- Bu doğanın üzerinde, bizim şekillendirdiğimiz, şekillendirdikçe biz olduğumuz, bir kültürel varlık var.

Aynı insan, bir insan olmanın bütün yetkinliklerine sahip olan bir varlık olduğu halde aynı zamanda, o beden üzerinde bir kültürel varlık olarak gelişmiş olan benden oluşur.

Bu ayrıma katılıyorsanız, kültürel benimizden geçecek, ama insan doğamızın yetkinliğe toslayacak dış etkileşimler olacağını kabul etmeniz gerekir.

Bir betimleme yaparsam: Diyelim dağdaki çoban, ile, hacettepedeki bir profosör arasında birinci anlamda hiçbir fark yoktur. Ama ikinci anlamda, prof doğuştan gelen yeteneklerine içerik, deneyim, malzeme kazandırmış, motorunu açmıştır. Ötekisi ise daha boğuktur. Ama prof nereye kadar açmıştır çoban nereye kadar boğuktur?

Bu iyi bir sorudur. Açılma ile boğukluk arasındaki teorik olarak çok da önemli bir fark yoktur. Ama gündelik yaşantımız açısından bakarsanız, o zaman aşağılık kompleksleri devreye girdi mi, bu fark çok önemli boyutlara gelir, ama bu konu dışı.

Bu farkın çok da kemiksel bir yapısı olduğu söylenemez. Çünkü, insanın beyni az malzemeyle de beyindir. Az malzemeyle de iyi çalışır. Aslına bakarsanız, beynin bir çalışma hacmi vardır, çok okumuşlar illa beyinlerini daha iyi kullanıyorlar demek değildir. Bir öğütme makinesi olarak düşünelim beyni.. habire bu makinenin haznesine malzeme koyuyoruz, istediğimiz kadar koyalım, makinenin bir işlem hacmi var. fazlasını öğütmeyecektir. O açıdan baktığımız zaman, çoban ile prof arasındaki beynin öğütme hacmi bakımından olan fark çok daha azalır. Çobanın da beyni vardır ve o da, çalışır. Bağlantılar kurar, sonuçlar çıkartır, kır ortamında da gün 24 saattir ve hiç boş an yoktur.

Geldiğimiz nokta karmaşık değildir umarım. Bunlar, bazı, güya eğitimsiz insanların nasıl kafalarının iyi çalıştığını, bazı eğitimli insanların da neden kalın kafalı düşündüklerini bize izah ediyor.

Ama, istatistik gerçeklik, eğitimlilerin motorunun daha açık olduğunu bize kanıtlar. Çünkü insanların doğası aşağı yukarı aynıdır. Aynı olmasaydı zaten, doğasından bahsedemezdik değil mi?

Bu ana fikir ile, bir insanın kararlarında doğasal yanı ile kültürel yanının nasıl çalıştığı, birbiriyle ilişkileri çatışmaları ve hangi alanlarda daha baskın ya da güçsüz olduğunu göstermeye dönük bir inceleme yapılabilir.

Şimdi sadede gelirsem.. Şu Akp, halk bu Akp'ye oy verdi. Elbet bir bildikleri vardı. Ne kadar saçma bir seçimdi diyecek halimiz yok. Çünkü, insanlarımızın eğitim ortalaması ilkokul seviyesi olsa da, milyonlarca yıllık bir evrimin sonucu olan kendi iç bütünlükleri mükemmellik taşıyan birer yetkin parçası her biri. Bu yetkinliğin verdiği bir doğru karar gücü vardır diyelim. Ya da yanlışını algıma ve düzeltme gücü de.

Ben ikincisinin yaklaştığını umuyorum.. Çünkü, şöyle bir bakınız.. sizce gerçekten bu kişiler, evrensel düzeyde dürüst mü?

Yoksa, foyaları er ya da geç çıkacak, el çabukluğu ile bir şeyler yapmaya çalışan ideolojileri kadük bir grup insan mıdır?

Neden evrensel dürüst değiller diyorum? Şu türban meselesi bunu bütün apaçıklığı ile ortaya koyuyor. 5 yıl hiç devreye sokulmaması, arkasından hasbelkader bir şekilde bir anda, anayasa tasarısı haline getirilmesi, kısa sürede yasal hale getirilmesi ve artık kanunun uygulanabilr olduğunun ilan edilmesi.. Biz dağda yaşamıyoruz, Türkiye gibi koskoca bir ülkede ve toplumda yaşıyoruz. Bir anayasal değişiklik, bir toplumsal düzenlemenin, hele hele böyle hassas konularda, yapılması geniş tartışma, asgari müştereklerde buluşma, düzenlemeyi en mükemmel şekilde ortaya koyma, tekil bir konu olmaktan çıkarma gibi, evrensel dürüstlüğün kurallarının hiçbirine uymuyor.

Peki, sizce, bu yaptıklarına, insanoğlunun milyonlarca yıllık evriminin bir sonucu olan mükemmel yetkinliklerin izin vereceğini düşünüyor musunuz? Kesinlikle hayır! Bu duygusal bir hayır değil, mantıksal bir hayır.

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..