- Kategori
- Siyaset
Al kepçeyi eline
El kepçeyi eline bol keseden salla. Önünde duran mı var? Umutsuzlara bol bol hüvviyet dağıt. İkametgah ver. İki milyon çocuk Türkiye sokaklarında, parklarında okulsuz, vatansız karanlığa yol alsınlar. Bu iki milyon çocuğun ülkeleri sizin ihtiraslarınız ve olmayan demokrasi aşkınız nedeniyle yangın yerine dönsün. Topraklarında ürettiğiniz ateşten kaçıp buralara gelip kalakalsınlar umutsuz yarınsız. Bu çocuklar kan vahşet ve ölümü tanısınlar. Hep kendiniz için kullanmayın o kepçeyi.. Daldırın Suriyelilerin dertlerine bakın neler çıkar karşınıza. Her hafta yaptırdığınız kamuoyu yoklamalarını bir de Suriyeliler için yaptırın. Soruları da benden.. Bu çocukların ne kadarının umudunu hayellerini yok etmişiniz? Suça doğru yalpalayan kaç çocuk var? Veya ne kadarı anasız babasız seseri mayın gibi? Ne kadarı silahtan korkar olmuş? Ne kadarı darbe üstüne darbe yemiş? Ne kadarı ruhen çökmüş? Ne kadarının çocuk işçi olarak emeği çalınıyor? Ve ne kadarı Türkiye'yi seviyor? Kötü kokuların yayıldığı seks koridorlarında kaç kız çocuğu parayla satılarak heder olmuş? Bu sözde evliliklerin hüküm sürdügü kadın pazarının önüne niye geçememişsiniz? Kimbilir çocukların bölük pörçük uykularında ne dramların kapıları yeniden yeniden açılıp kabuslara neden oluyor.. İki milyon çocuğa yetecek dersliğiniz var mı? İki milyon çocuğu eğitecek öğretmeniniz var mı? Birileri anlatsın bize; bu çocukların bir bölümü çöpten bir bölümü pazar artıklarından karnını doyuruyor, ne olacak bunun sonu? Saray hangi gücüyle bu çocukları refaha kavuşturup besleyecek, sevgiyle kucaklayacak?
Savaşın, yokluğun, savurganlığın had safhada olduğu her gün cenazelerin kalktığı bir ülkede sizin kabul buyurduğunuz Suriyeliler başınıza bela olur bilesiniz! Savaşlar başlatarak ülkemizi bölüp parçaladınız. Sevginin, saygının, etik değerlerin buhar olduğu bir ortamda halkınıza vermediğinizi Suriyelilere verecek gücünüz var mı ki? Suriye karşıtlığı hızla büyüyor. Sizin Suriyelileri hedef tahtasına koymaya hakkınız yok. Boko Haramların, Talibanların, Işid gibi kanlı örgütlerin cirit attığı islam coğrafyasında nüfusunuza alıp bakamadığınız Suriyeliler nerelere savrulur acaba düşündünüz mü?
Hesapsız kitapsız, alt yapısı hazırlanmadan mikrofonlardan haykırarak sorunlar çözülmez. Önce demokrasiyi inşa etmekle işe başlayacaksın. Diline kilit vurup iş yapacaksın. Mikrofonla kavgayı bırakıp göz bebeklerindeki nefreti silerek yasalara merhaba diyeceksin. Hesap vererek hesap sormanın modern hukukla olacağını bilecek, 'astığım astık kestiğim kestik' demeyeceksin. İlk hedefin iç barışı sağlamak olacak. On üç yıl boyunca yapılan hukuksuzluğun, yolsuzluğun, demokrasi katlinin hesabını vereceksin. Gezi ile barışacak, ılımlı islam adına göz yumduğunuz radikalleri kökten yok ederek laikliği tüm unsurlarıyla kabul edeceksin. 'Mutlak başkanlık' diyerek kendi ikbalin için ülkeme zaman ve zemin kaybettirmeyeceksin. Ülkelerin iç işlerine karışmayacak 'yurtta sulh cihanda sulh' şiarını hedefleyeceksin. 'Herkesle barış' diyerek Suriye'ye yaptıklarından vazgeçip, 'Esed'le Esat olarak barışacak, hiç bir ülkenin iç işlerine karışmayacaksın. Ülke kaynaklarını yemeyecek, yedirmeyecek, gizli hesaplar açmayacak, açtırmayacaksın. O zaman 'bu ülke çok büyük, herkese yer var' diyeceksin. Özür dileyeceksin.