- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Alaman düğünü

Sayıların, ana rahmine bile düşmeden önce yaşamımızda üstlendiği rol büyüktür. Sayılar başrollerde oynarlar! X kromozomu Y kromozomu eksik veya fazla olduğunda, iyiye alamet değildir!
Doğa genelde hesabını bilir! Anamızın karnında ne kadar kalmamız, dünyaya ne zaman gelmemiz gerektiğini bildirir. Bize fazla iş düşmez. Dönüşümüzü de düşünmemize lüzum yoktur, bilet geliş gidiş olarak kesilmiştir.
Hangi tarih de anaokuluna, ilkokula iş aşk hayatına başlanacak insanoğlu kendi karar verir. Evlenmeden önce bir gün seçer, özenle. Yine de Allahın izniyle!
Çok eskiden çiftler illa 999 senesinin dokuzuncu ayının dokuzunda( 9.9.999) kuyruklu yuvarlak bir tarihte evlenelim diye çırpındılar mı bilemeyiz Ya da 10/10/1000 bol sıfırlı bir an da. Belki de deli divane olmuşlardır. Onu tarihçilerimiz bilir.
Bir yazı okumuştum bu konu ile ilgili.( Stern adında bir dergi) Günümüz karı-koca adayları aynı rakamın bolca olduğu tarihlerde evlenebilmek için aylar yıllar önceden nikâh dairelerine başvurularını yapıp gün alabilmek için helak olmaktadırlar. Örnek vermek gerekirse; 11.11.2001 – 8.8.1988 – 9.9.1999 gibi.
İstatistiklere göre bu adından söz ettiğimiz tarihlerde evlenenlerin çoğunlukla evlilikleri pek uzun sürmüyormuş! Nedenini Allah bilir! Çiftler "EVET" dediklerine bin pişman oluyorlar soluğu boşanmak için mahkemelerde alıyorlarmış.
Kolu kanadı kırık kadınlara, yardımcı olmaya çalışan “Courage=kuraj” Dünya çapında faaliyet gösteren bu derneğin üyesiyim. Ahım şahım bir katkım olmasa da arada bir işe yarar olabiliyorum. Tabii benim aklım fikrim, yinede ülkemin dünya güzeli tüylü, sokakta sürünenlerinde, katledilen doğasında.
Bu arada ben yine rakamlara dönmek istiyorum. Almancada bu tip (11–22–66–44 vs.) sayılara verilen İSİM dikkatimi çekti. "İçki-li sayılar" Neden? Safkan alman arkadaşlarımın yaptıkları açıklamalar beni pek mutlu etmedi. Anadilim almanca değil, Almancam bir sanatçımızın ağzından hiç düşürmediği, tabiri caizse fevkaladenin fevkinde değil, fakat konu her ne olursa olsun, pek sıkıntı çektiğim söylenemez. Almancayı amuda kalkarak ta konuşsalar, kül yutturamazlar bu İzmirliye.
Sevgili Silvia’nın açıklamasını bir yabancı duysa erkek düşmanı filan zannedebilirdi, eğitmen arkadaşımız” Erkekler evlendikleri günü bir türlü hatırlarında tutamazlar, dokuzuncu ayın onunda mı yoksa onuncu ayın dokuzunda mı? Ya biz ne zaman evlenmiştik, yardım etsene kızım!-“Baba ya ben ne bileyim sanki beni düğününüze davet etmişsiniz gibi- Küstah kız sende!
İşte bu yüzden bu tarihler rağbet görüyor, hatırlaması kolay dokuzuncu ayın dokuzu! Tersi yüzü dokuz. Eh bu da akılda kalmaz ise, ilaç fayda etmez! Hallerine.
Benim bilmek istediğim tam bu değildi, neden içki veya içkili sayılar! Sorularımdan gına gelmişti hepimize! Mantığım başladı bana sessizce fısıldamaya” Bir insan içkiyi fazla kaçırdığında, ne görür İzmirlim?? …Çift görür tabii ki. Karşısında yapayalnız kıvrak 8 dursa da, damarlarında ki alkol 88 diye tutturur.” Bunu safkanarkadaşlarıma 7.7.2007 cumartesi günü bildireceğim!
…Arkadaşlar! Benim Türkçem, sizin çakır keyif Almanca sayılarınızın sırrını çözdü. Sonucu açıklıyorum! Diyeceğim İzmir gücü 1 Berlin 0
Bir neden bulup, bu acı yenilgiyi hafifletmek aşkına, arabalarına almayacaklar beni. Arabasız ehliyet nasıl işe yarasın? Araba oğlun hükümdarlığında.
Çok sevinecekler! Düğün bittiğinde eve tabanvayla geleceğim.
2.PERDE
Düğün günü geldi çattı bendede şafaklar attı. Şakır şakır yağmur yağıyor. Düğün yeri Berlin’in bir ucunda, ormanın içinde bir gölün kenarında. Ne güne durur oğlan kardeş? Tatlı dille sormak “ Beraber gidelim mi? Beni götürür müsün?” iki hayırla yanıt aldı. Ardından tonla mazeret!
“Biliyorsun! Benim evin bacasını ateş sardı, sadece hafta sonları evdeyim, ekran başında bekleyenim var benim” Boyun büküp kabullenmekten başka çare yok! Aklıma güzel kurdun yanıtı geldi.” Neden mi ensem kalın? Kendi işimi kendim görürüm de ondan” O gün bana, her zaman olduğu gibi yine kurt olmak düştü!
Berbere gitmekten vazgeçerek hazırlığa başladım, yağmurlu rüzgârlı bu havada şemsiye fönlü saçları koruyamayacaktı, tepeme topladım onları uçuşmasınlar diye! Gel de bizim düğünleri arama! Karar verildi herkes büfeye kendi hünerleriyle katkıda bulunacaktı, içecekler bedava düğün sahibinden, şişe taşımama gerek kalmadı.
Bu yüzden koca bir tepsiyi kucakladım, dolmalı sarmalı, üç vasıta değiştirmem gerektiğini hesaba katmadan!( Metro, tramvay, otobüs ) tabii birde 15 dakikalık orman arası yürüyüşü var göl kenarındaki tarihi binaya varmak için, onu sorun olarak görmemeye çalışarak yola çıktım.
Kim bilir ne güzel bir görüntü sergiliyordum! Açık renk pantolon, açık sandaletler, çantamın içinde havlu, çanta omuzda. Bir elimde rüzgârdan ters dönmüş şemsiye, diğerinde soğuk meze yığını. Yağmur eşliğinde yolculuğun ilk bölümünü tamamladım, Ost Kreuz istasyonuna geldiğimde: Berlin gençliğini orada toplanmış, benim gideceğim yönde bir yerde metalcilerin konserine gitmek için bekleşirken buldum!
Birden ayaklarım yerden kesildi, kalabalık beni sürüklemeye başladı. Yüküm de hafiflemişti, artık ellerim böyle boş, boş mu kalacaktı şarkısını söylüyordum. Tepsi beni terk etmiş dolmalar gençlerin midelerini doldurmakla meşguldü. Sevinmedim desem yalan olur, boş kalan ellerim kalabalığın resmini çekmekle oyalanıyordu.
Peş peşe gelen trenlerden birine bindirildim, geri dönüp evime gitme isteğime kimse kulak asmadı. Hedefime bir durak kala (daha otobüse binmem gerekiyor) tren boşaldı, kendimi yokladım. Uzuvlarım yerinde duruyor, iki düğme bir tepsi dışında zayiatım yoktu, şükürler olsun! Aslan gibi alman kurdu da saklandığı koltuk altını yavaşça terk etti.
Ellerimin neden boş olduğunu kimse bilmek istemedi, zaten altı ay önceden ben hediyemi Meggi’ye teslim etmiştim. Ne olur ne olmaz diye, benim ne zaman nerde olacağım hiç belli olmadığından! Birde burada aylar öncesi hem haber veriliyor hem de davetiye!
Kurajlı kız kardeşlerimle sahnede yerimizi almıştık bile! Şarkılar söylemek için. Herkesin bildiği biraz aşklı meşkli, dekolte şarkılar! Bizim hınzır kızlar bestesini güftesini biraz kaydırmışlardı tabii. Çok alkış aldık, çok gülüştük! İnanmazsanız resimlere bakın (Üzerimde bej pantolon kayısı renginde uzun ıslak bir örgü ceket var! O benim işte)
Resimlerde gördüğünüz gelini( Keten kırmızı bol bir elbise, keten beyaz bir ceket, patiği anımsatan beyaz ayakkabılar) Bizim kraliçelerle kıyaslamayın, bizimkiler bu kılıkla semt pazarına inmezler!
Kese ile ilgili bir durum mu? Hayır değil! Balayı gezileri bir buçuk ay sürecek! Lüks yataklı Sibirya ekspressiyle Putin ülkesinin alnını karışlayacaklar! İki kez Hilton da evlenebilirlerdi, ama onlar Putin’i tercih ettiler ve keten helvayı pardon keten elbiseyi!
Yerliler kendilerine özgü danslarıyla kendilerinden geçerken, bu ülkeye sonradan gelmeler: Araplar, Sırplar Türkler büfedeki salatalar, pastalar arasında ellerinde kâğıt tabaklarla geziniyorlardı! Dışarıda bahçede yağmur ahmakları ıslatmasına rağmen kocaman şemsiye altında, mangalda pirzolalar nar gibi kızarıyordu.
Beni çilekli pasta ve kahve mutlu ediyordu, salonda sigara içilmediğinden gelin damat başta olmak üzere bahçeye doğru bir göç başladı. Fırsat bu fırsattır diyerek günlerdir içimde uhde kalan soruyu, dışarı salıverdim! “Söyleyin bakalım neden bugün?” Kırmızı şarap etkisini göstermeye başlamıştı! Meggi kahkahalarını noktalayamıyordu."
Bizim nikâhımız dün 6.7. Cuma günü kıyıldı, yani biz dün evlendik, bugün eğlencemiz var unuttun mu? Alev!” Yüzüne baktım” Hayır unutmadım da şimdi sizin düğün, eğlence demek istedim tesadüfen mi? “ Biz Sibirya ekspresinin kalkış tarihine göre ayarladık. “Sizin kutlama tesadüfen bugüne denk geldi öyle mi?” “Hı hıı! Hadi gel Alev içeri girelim ben üşüdüm, ayaklarım ıslandı!”
Kurajlı kızlar öyle tatlı çakırkeyiftiler ki, onlara içki-li sayıların neden içkili olduğunu açıklayıp keyiflerini kaçırmak istemedim. Zaten çoğu arabalarını gölün kenarında bırakmanın acısını çekiyordu, buranın ehliyeti kelebek gibi hafif, her an uçup gidebilir korkusu!
Otobüs durağına doğru yola çıktık! Ormanlık araziden geçerken dekolte şarkıların yerine, kahramanlık üzerine olanları okuduk, korku duysun bize yaklaşmasın istedik! Sincapları korkuttuk! Siz korkmayın düğünlü yazıları yazmaktan.
Not: Düğün ile ilgili resimleri görmek isterseniz, galeriye bir göz atmanız yeterli olur!