​ Alev Meisel Karabağlar / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '09

 
Kategori
Güncel
 

Alev Meisel Karabağlar

Alev Meisel Karabağlar
 

Berlin/ Karl Marks caddesi/ Birlik Market çalışanları, sizlere Anavatandan selamlar sevgiler.


Taha Aksoy Bey’den bir mektup aldım. İzmir dışında bulunduğum günlerde postacı mektup kutusuna bırakmış! Sağ olsun eşim zarfı açmadan ( senede bir iki kez aldığım zarflara otuz yıldır hiç dokunmadı) elime verdi.

Bu adresi yanlış yazılmış mektubu heyecanla açtım; kafamda bin bir düşünce keyifle dans ediyor.(tvist egen lak li lik lak samır: İngilizce bilen, lütfen yazılışını hayal etsin)

“Gel bize katıl” Diye yine bana yalvaracaklar, adım gibi biliyorum!

Beni, bünyesinde hiçbir parti barındıramaz; benim tüzüğümü kabul etmeyenin tüzüğünle ne işim olur! Zaten artık çok geç! Bir dahaki seçimlerde “Bastonlular Partisine üye olmayı kafama koymuşum bir kere” Allahın izniyle…

Kaç kere hayır dedim, kaç kere yemin ettim; “Ben size göre değilim” diye!

Kim takıyor? Mektupların ardı arkası kesilmiyor!( topu topu üç tane)

Bir kere soyadım gâvurca, bu bir! Belki yurtdışından gelecek oylarla; yurtdışından diyorum övünmek gibi olmasın Berlin’deki “Birlik Market” Çalışanları beni pek severler, oradan sadece alış veriş etmem; hepsinin gurbet hasretli dertlerini dinler resimlerini çekerim! Bana boy boy poz verirler!

Bir keresinde patron “Benim de resmimi çekmezseniz bu iş yürümez, ben bir koşu eve gideyim üstümü değiştirip geleyim siz bekleye koyun” dedi demesine ama bekleyemedim; yemek pişirmem gerekiyordu.

Gelelim Taha Bey’in mektubuna; zarfı açtım okudum hayal kırıklığına uğradım!

Hitap yok! Elle yazılmamış yüzlerce İzmirli kadından biri de bendim; sağ olsun kadınlar günümü güçlü bir edebiyatla kutlamış.

“Ruhunu teslim edip Ege’nin sularına gözleri kapalı yürümektir, İzmir”

Satırlardan bir zevk alamadım!

Ruhumu teslim edince, Ege’nin sularına nasıl yürüyebilirdim.

Hem de gözlerimi kapatarak!

Olmadı, Taha Bey’in seçtiği mısralar beni sarmadı!

Ekşiyen yüzümden, yolunda gitmeyen bir şey olduğunu fark eden eşim; yine ne oldu dercesine yüzüme baktı! Onun için hava hoş; oy kullanacak olan benim!

Ve ben ne yapacağımı hem biliyor hem de bilmiyorum! Askıdayım!

İncinmiştim! Hoşuma gitmeyen mısralar bir yana adresimi de yanlış yazmıştı mektubun zarfına, sırf bu yüzden alamazdı benden umut ettiğini!

Sn. Alev Meisel Karabağlar/ İzmir

İki gün sonra:

Çevremdeki kasaptan manavdan alış veriş ederken; artık Göztepeli olmadığımı öğrendim!

Yeni ilçemiz, Karabağlar’a vermişlerdi semtimizi!

Karşı Komşum sanki bana nanik yapıyordu. O Göztepeli kaldı, ben de siyah çizgili kasketimi başıma geçirdim; kendimce kara bağladım.

Bundan böyle, Karabağlı olduğum için değildi yasım; nezaketen de olsa, kendini Göztepeli sananlara; lütfedip bir haber vermedikleri içindi, içimi buruklaştıran.

Sizi, evinizi başka bir semte taşıyorlar, sizin haberiniz yok! Dünyanın başka yerlerinde “ister misiniz? İstemez misiniz? Diye sorduklarını bildiğim için… Ve söz hakkım olduğunu sandığım yanıldığıma şahit olduğum için üzgündüm. Sağıma soluma soruyorum!

Bilmiyoruz, bize hiç kimse bir şey sormadı; hem bizler kimiz? Alt tarafı seçmeniz! Oy ver gerisine karışma! Nasihatleri alıyordum!

Seçtiklerinle yarışma!

Ben kimim? Kendime sorduğum soruyu yanıtlıyorum! Bunu bilmeyecek ne var? “Oy yumurtlayan bir kaz”

Hadi ben buralarda yoktum, sizler “neden” diye sormadınız mı? İhtiyaçları çok farklı iki bölge; politik görüşü de… Vs. vs. vs. Nasıl olacak?

Farklı sıkıntılar eksiklikler; Karabağlar büyük, Göztepe’den alınan parça küçük!

Semt sakinleri elbet bir gün birbirleriyle kaynaşacaklar!

Ortak sıkıntıları olmasa da yaratacaklar!

Yeni Karabağlar’ın yeni üyesi ve ailesini de küresel kriz vurdu!

Elhamdülillah! Türkiye’de çalışıyor TL kazanıyoruz!

Aylık kazanç, bize ve dört patili çocuklara yetmesine yetecek de, oğul yurtdışında tahsil görüyor. Kendisi de çalışıyor ama kâfi gelmiyor! Tüm ana babaların yaptığı gibi destek olmak gerekiyor; canı gönülden!

Gel bunu Euro’ya anlat, burnu havada gözü yükseklerde! Çıktıkça çıkıyor kâbus olup üstümüze çöküyor! Her ay aradaki farkı kapatmak için, krizlere giriyoruz, yaklaşık iki sene daha dişleri, kemerleri sıkmamız ince hesaplar yapmamız farz oldu! Tasarruf etmenin birçok yolunu keşfettik!

Evin hizmetkârı benim elim kolum kopsa da! Buna rağmen çevre esnafını ihmal etmek yok! Arada bir kuaför berbere selam var, sudan ucuz oldu fiyatlar!

Gece yarısından sonra uçan uçaklar; kampanya yaparlarsa bavullar toplanırlar!

“Dua et aylığının yarısını alıyor; günde bir buçuk vardiya çalışmaya hak kazanıyorsun, beğenmezsen başka kapıya; dışarıda karın tokluğuna çalışmak isteyenler kuyrukta” zihniyeti, inanın küresel krizden daha çok acıtıyor!

Varlıklı olan varlığını korurken, serveti katlandıkça katlanıyor.

Varı yoğu yok olanın zaten derdi yok da; arada kalanlar, türleri tükenmeye yüz tutan adı var sanı yok, orta halliler!

Onun arabası güzel mi güzel; benzini yok! Ev sahibi ama evi ısıtmak için yakıtı yok!

Hayat: Orta direk için de devam ediyor bir şekilde; ucu ucuna; genelde uçlar yeri geliyor birbirlerine kavuşamıyorlar. Orta hallinin yok demeye yüzü tutmuyor! Zaten inan da olmuyor.

Mart ayındayız; aklıma ne geldi biliyor musunuz?

“Martın ya dokuzu ya yirmi dokuzu” Mart ayının bu günleri, soğukları ilik dondurur, kazma kürek yaktırır derler.

Allah acısın da öyle olmasın!

-İnşallah! Alev Hanım! İzin verirseniz ufak bir müdahalede bulunmak isterim.

Bizim köyde “Martın ya dokuzu ya da otuzu” derler; sizce hangisi doğru acaba?

20.Mart 2009 Cuma İzmir Karabağlar

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..