- Kategori
- Siyaset
Alıntılar 1

Yıl 1925. Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına şu tarihi mesajı veriyordu: '' Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler ve müritler memleketi olamaz'' ...
Yıl 2002. Geçtiğimiz yüzyılın başında, İngiliz İşbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, İskilipli Atıf gibilerinin tasfiyesi üzerine Cumhuriyet kurulmuştu. Bugün, küreselleştiği iddia olunan dünyada gerçek anlamda küreselleşen Türkiye vatandaşı mürteciler, İngiltere, ABD, Libya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerden yönetilmeye ve yönlendirilmeye devam ediyorlar.
Yeni binyılın şeyhlerinin ve müritlerinin amaçlarının da değiştiği gözleniyor. Artık amaç şeriat devleti kurmak değil. Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel ve klişeleşmiş adı. Bağımsız bir devlet kazanımlarını ortadan kaldırarak,ülkeyi uluslararası finans merkezlerinin denetimine sokmak da geriye gitmek olarak değerlendiriliyor. Benzer şekilde koşulsuz AB teslimiyetini savunarak, devlet megemenliğini kayıtsız şartsız ulusa değil, Brüksele bağlamaya çalışanlar da bu anlamda ayni görüşleri temsil ediyor. Anavatan kavramını Türkiye sınırlarından çıkarıp AB sınırlarına mal edenlerin milliyetçi- muhafazakarlığı ile, IMF, Dünya Bankası ve AB çıkarlarının sözcülüğünü ve savunuculuğunu yapanların yeni solculuğu, bazı tarikat ve cemaatlerin ve onların mürütlerinin din ve vatan anlayışı ile birebir örtüşüyor.
Yukarıdaki bölümü okuyanlardan bazılarının gene tüylerinin diken diken olacağını, bir bölümünün bazı fikri hazırlıklar içerisine gireceklerini, diğerlerinin ise en azından günahımı alacaklarını adım gibi biliyorum. Saygıdeğer beyefendiler , lütfen benim gibi sıradan bir ihtiyar için boş zahmetlere girmeyin. Yukarıda okuduğunuz bölüm rahmetli Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmeden önce yayınlanan son kitabının önsözünden kısa bir alıntıdır ve 2002 yılında yazılmış, Şubat 2003 de basılmıştır.
Pek ummuyorum ama, Dr. Hablemitoğlunun pek çok kitabının sonuncusunda başka neler yazdığını çok merak ediyorsanız lütfen okuyun...
Bir başka merak konusu da konuya ilişkin kişisel görüşlerimin ne olduğudur. Böyle bir soruya verebileceğim tek cevap, Rahmetli İnönü'nün cevabı olabilir. ''Hadi Canım Sende''...