Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '17

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
379
 

Allah'a İman Nasıl Olmalı? Allah'a Güvenmek ve Tevekkül...

Allah'a İman Nasıl Olmalı? Allah'a Güvenmek ve Tevekkül...
 

Konumuza bir misal ile başlayalım inşaAllah: Diyelim ki karanlık bir gecede ıssız bir sokakta yürüyorsunuz ve karşıdan heybetli biri güçlü adımlarla geliyor, adım adım size yaklaşıyor. Siz de ona doğru yürüyorsunuz. Aradaki mesafe azaldıkça bir korku ve endişe kalbinizi kaplamaya başlar. Sonra size iyice yaklaştığında bir de bakarsınız ki size doğru gelen kişi aslında amcanız yahut dayınızmış. Birden o korkunun yerini müthiş bir rahatlama, huzur ve sevinç kaplar...

İşte insanı korkutan ve endişelendiren şey “tanımamak, bilmemek” olduğu gibi insanı rahatlatan ve huzurlu hissettiren şey ise tanımak ve bilmektir.

Allah’a iman konusunda da durum böyledir. Allah’ın varlığını kabul etmek ile Allah’a iman etmek ve Allah'ı tanımak arasında fark vardır. Kamil bir iman Allah’ın varlığını bilmenin ötesinde O’nu isimleri, sıfatları ve fiilleri ile tanımakla mümkün olur. Maalesef çoğumuz Allah’ın varlığına inanıyoruz ama O’nu tanımak; isimlerini bilmek; dünyayı ve insanı neden yarattığını, insandan neler beklediğini, insanın neler yapmasından hoşlanıp ne gibi davranışların O’nu kızdıracağını bilmek noktasında çok eksiklerimiz var. Ve bu eksikler sebebi ile Allah’ı sevmek, O’na güvenmek ve kendimizi tevekkül ile O’na ve kader-i ilahisine teslim etmeyi başaramıyoruz. İşte bunu başarmanın anahtarı Allah’ı tanımaktan geçiyor. Elbette O’nu layığı ile tanımak ve kavramak bizim gibi aciz ve sınırlı kapasitesi olan insanlar için mümkün değil. Ancak ne kadar tanıyabilirsek, O’na ne kadar yakınlık kurabilirsek o kadar huzur bulacağız inşaAllah.

Allah'ı tanımanın en güzel yolu ise O’nu en iyi tanıyan ve O’nun en sevdiği Zat'ı dinlemek ve O’na benzemeye çalışmakla olur. O Kutlu Zat elbette ve şüphesiz, insanlık tarihi şahittir ki Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’dir. Hiçbir insan O’nun kadar sevilmemiş, hiçbir insan O’nun kadar takip edilmemiş, hiçbir insan insanlık üzerinde O’nun yaptığı kadar köklü ve kalıcı bir değişiklik meydana getirmemiştir. O, bedevi ve vahşi bir topluluktan insanlığın iftiharı olacak bir medeniyet meydana getirmiştir. Allahu Teala’nın "Habib’im" iltifatına mazhar olmuştur. Elbette Allah’ı tanıtmaya en layık olan da O’dur ve O’nun aracılığı ile bize ulaşan Allah Kelamı Kur’an-ı Kerim’dir. Bize düşen ise Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetlerini öğrenmek ve hayatımıza tatbik etmektir. İşte bunları yapabildiğimiz ölçüde imanımız kemal kazanacak, Allah'ı daha iyi tanıyacak ve Allah’a olan güvenimiz, inancımız, tevekkül ve teslimiyetimiz inkişaf edecek ve manevi huzuru yakalayabileceğiz inşaAllah.

Son söz olarak Üstad Bediüzzaman’ı dinleyelim ve kulak verelim ki avare beşerin saadeti nasıl mümkün olur:

“Kat’iyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, iman-ı billâhtır. Ve insaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en sâfi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir. Evet, bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve sâfi lezzet, elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenâb-ı Hakkı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envâra, esrara, ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakikî tanımayan, sevmeyen, nihayetsiz şekavete, âlâma ve evhama mânen ve maddeten müptelâ olur.

Evet, şu perişan dünyada, âvâre nev-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta, sahipsiz, hâmisiz bir surette, âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder? İşte bu âvâre nev-i beşer içinde, bu perişan, fâni dünyada, insan sahibini tanımazsa, mâlikini bulmazsa, ne kadar biçare sergerdan olduğunu herkes anlar. Eğer sahibini bulsa, mâlikini tanısa, o vakit rahmetine iltica eder, kudretine istinad eder. O vahşetgâh dünya, bir tenezzühgâha döner ve bir ticaretgâh olur.” 

Kur'an-ı Kerim'i okumak konusunda aşağıdaki yazıyı okumanızı tavsiye ederiz:

http://blog.milliyet.com.tr/kur-an-i-kerim-nasil-okunmali-/Blog/?BlogNo=568813

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1095
Kayıt tarihi
: 31.03.17
 
 

Hakikati salt aklına ve ilmine güvenerek aramak, karanlık bir gecede, ıssız bir çölde kafa feneri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster