- Kategori
- Haber
Allah'a şükür, beynim var...

<ı>“Realite”ı> kelimesi Fransızca… Türkçe karşılığı ise <ı>“Gerçeklik”,ı> yani <ı>“Hakikat”,ı> yani içine yalan dolan katılmadan ortaya konulan her hangi bir şey…
Realiteyi açıklığa kavuşturduktan sonra, gelelim bu gün <ı>“Ekonomi bakanları”ı>nın bugün yaptıkları basın toplantısına. Sayın bakanlar, üç saat süren ve Türkiye’deki ekonomi hakkında bilgi verirken ifade ettikleri kavramlara bir bakalım.
<ı>Mali disiplinin…ı>
<ı>Yapısal reformlar…ı>
<ı>Gayrisafi yurtiçi hâsıla…ı>
<ı>Borç stoku…ı>
<ı>Kamu ve özel sektör borçlanmaları…ı>
<ı>Cari açık…ı>
<ı>Makro ekonomi…ı>
Yukarıdaki kavramları, sokaktaki insana sorduğunuzda onlara hiçbir şey ifade etmez. Sokağın ise kendine ait kavramları vardır.
Birincisi, otuz gün boyunca çalıştıktan sonra, cebine ne kadar nakit giriyor?
Cebine giren nakit ile ne kadar ne elde edebiliyor?
Cebine giren nakit ile otuz günü nasıl ve hangi şartlarda geçiriyor, nakdini ay sonuna kadar yetiştirebiliyor mu?
İşte <ı>“Vatandaş”ı>ın realitesi bunlar. Eğer cebine giren nakit ile otuz günü rahat rahat geçirebiliyorsa, ihtiyaçlarını giderebiliyorsa, reel olarak, yani gerçek olarak “Mutlu” bir hayat sürüyordur.
Yukarıdaki verdiğimiz kavramlar ise, vatandaşın hiç mi hiç ilgisini çekmez, hiç bir şey ifade etmez. Peki, o zaman bakanlar üç saat kime konuştu?
Orasını bilmek olası değil… Ama basın toplantısını başından sonuna izleyenler, Türkiye’deki parayı yönetenler ve <ı>“ekonomi”ı>den anlayanlar ise, ifade edilen kavramlar onlar için bir şeyler ifade edebilir. O da <ı>“Vatandaş” ı>olarak bizi ilgilendirmiyor. Bizler Türkiye’nin ekonomisini değil, ancak kendi evimizin ekonomisini yönetmekle meşgulüz.
Gelelim bizim <ı>“Ev ekonomimiz”ı>e…
Geçmişte hatırlıyorum, şimdi adı Kız Meslek Lisesi olan okulların adı Kız Sanat Enstitüsü idi ve okutulan derslerden birin adı da <ı>“Ev ekonomisi”ı> dersi idi. O derste ne okuttuklarını pek bilmiyorum ama ev kadınının ev yükünü taşırken dikkat etmesi gereken şeyleri mi anlatırdı acaba?
Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, yeni sosyal güvenlik yasa tasarısına karşı çıkanlar için <ı>“Bazıları yasa taslağının tek bir cümlesini bile okumadan spekülasyon üretiyorlar. ‘Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olacakmış.’ Asla böyle bir şey söz konusu değildir. Dürüst davranmıyorlar ve yalan söylüyorlar”ı> diyor.
Eğer bir ülkede başbakan bir şey söylerse, onun <ı>“Gerçek” ı>yani <ı>“Reel” ı>olduğunu kabul etmek durumundasınız. Demokrasilerde halk ile ilgili konuları, halktan saklayamazsınız, saklamamalısınız.
Oysa…
Başbakanın söylediğinin aksine, emekli olmak için <ı>7000 iş günüı> çalışma süresi <ı>9000 iş gününeı> çıkarılıyor.
Emekli yaşı, kadınlarda <ı>58ı> den, erkeklerde <ı>60ı> dan <ı>65 yaşaı> yükseltiliyor.
Bu şartlar altında eğer emekli olma şansına sahip olan olursa, bu güne göre bağlanan emekli aylığında da <ı>% 23 ila %33ı> arasında düşüş meydana geliyor.
<ı>“Sezonluk işçi”ı>nin ise emekli olma şansı hemen hemen hiç yok gibi. Sezonluk işçi olarak çalışanlar, genelde yılda 3 ay, yani 120 gün sigortalı çalışırlar. Bölün 9000 iş gününü 120 güne, çıkar ortaya 75 yıl çalışma şartı.
Başbakanın <ı>“Yalan” ı>söyleyip söylemediğini bilemeyiz. Ayrıca makamı itibariyle öyle bir suçlamada da bulunamayız. Ancak <ı>“Realite” ı>de orta yerde duruyor.
Evet, ekonomiyi yöneten bakanların, basın toplantısında ortaya koydukları kavramları vatandaşın anlaması çok da kolay değil. Ama okuduğunu da anlayacak kadar aklı başında olsa gerek.
Ha… Vatandaş <ı>“Hem ağlarım hem de AKP’ye oyumu veririm” ı>diyorsa, onun demokratik tercihidir, o da bir <ı>“Realite”ı>dir anlarım. Daha doğru bir ifade ortaya koyayım, aklımı zorlar anlamaya çalışırım.
Anlarım veya anlayamam, o da benim <ı>“Realitem” ı>olur.
Başbakan’ın <ı>“Dürüst davranmıyorlar ve yalan söylüyorlar”ı> tanımlamasını kabul etmem mümkün değil. Allaha şükür ki okuduğumu anlayabilecek kadar kafatasımın içinde bir <ı>“Beyin” ı>taşıyorum.
Ne yazık ki birileri, o kafatasının içinde ne taşıdıklarını bilmiyorlar.
Bu da bir <ı>“Realitenin” ı>ortaya çıkması bakımından önemli…
<ı>13 MART 2008 ı>