- Kategori
- Güncel
Allah'tan salgın bizde başlamıyor.

Şu insanlık tarihi çok şanslı biliyor musunuz? Şimdi, "neden" diye soracaksınız biliyorum. Eh benim de yanıtım elbette hazır.
Allah korusun Türkiye'de herhangi bir hastalık salgını olsa ne olur?
Ya küresel bir ekonomik krizi tetikleyecek ekonomik bunalım yaşansa ne olur?
Eskiden Osmanlı böyle şeyler olduğunda kolayını bulmuştu: "Matbuat yasağı koyun efendim" diye derhal emir çıkar ve hiç kimse duymadan salgın da çıkar biter, ekonomik bunalım da başlar biterdi.
Şimdi Türkiye bu yolda aynen devam ediyor.
Hükümet ne küresel ekonomik krizi ipliyor, ne de küresel salgın hastalıkları.
Havaalanlarına uyduruk bir kamera koymuşlar gelenlerin suratı kırmızı mı yeşil mi ona bakıyorlar. Bakıyorlar da rengi atanları apar topar karantinaya alıyorlar.
Ya hastalık yeni başlama aşamasındaysa. Ya hasta uçakta ateş düşürücü ilaç içtiyse?
Olsun bütün dünya kamera koymuş biz de koyalım. Zaten, iki gün sonra kamera kendi kendine çalışır, başındakiler de çay molası için bahçeye çıkarlar. Bu sırada gribin en domuzuna yakalanmışlar paldır küldür ülkemize girer.
Girse ne olur ki? Allah bizi korur. Bu millet AIDS denen illet hastalığa bile pes ettirmişti. Türk erkeği hastalıklı kadınlarla yatıp AIDS'a nasıl da kafa tutmuştu?
"Velev ki" domuz gribi ilk olarak bizde çıkmış olsun, ne olurdu?
Önce Başbakan RTÜK'e talimat gönderirdi: "Aman yayın yasağı koyun".
Yayın yasağı konurdu.
Sonra Sağlık Bakanı'nı arardı Başbakan: "Aman önümüz yaz turistler dolar-euro getirecek bu salgından söz etmeyin"
Sağlık Bakanı derhal önlemini alır ve "Polenlerden dolayı salgın hale gelen allerjik bir nezle ile karşı karşıyayız" diye ciddi ciddi açıklma yapardı.
"Ama efendim insanlar ölüyor" diye haddini bilmez bir gazeteci olur da soru sorarsa, işte o gazeteci yandı. İlk olarak "Cahil!" diye suratına karşı bağrılırdı. Belki "Virüsünü de al git!" diye hakaret de edilirdi. Sonra "Bu salgına ölümcül demek vatan hainliğidir" denir, gazeteci daha da ileri giderse Ergenekon davasının bir iddianemesine bir köşeden girerdi ve ömrü de hapiste tatile çıkardı.
Bizim huyumuz suyumuz bu. Beğenmeyen küçük kızını vermez ne yapalım. Bizde salgın malgın, kriz mıriz çıktığı an derhal gizlenir ve dikkatler başka alanlara çekilir. Oysa, bütün dünya hem kendisi için önlem alıyor, hem de diğer ülkeler önlem alsın diye uluslararası sağlık kuruluşlarına salgın hakkında bilgi veriyor.
Bakınız bizde Antalya'da ve Adana'da iki hasta domuz gribine benzeyen rahatsızlık nedeniyle öldü. Önümüz yaz. Gerçi sıcak havalarda domuz gribi virüsü yaşamıyormuş ama, olsun biz yine de bu hastalar "domuz gribi değildi" deyip kestirip atalım da o insanların neden öldüğünü bir türlü açıklamayalım. Sonra turizm batar.
Herşeyi hafife alarak tehlikeyi görmememiz bizim için bir korunma kalkanı. Çünkü, bütün salgınlar ve bütün krizler büyük malî harcamalarla giderilebiliyor.
İnanın Allah bizi değil ama dünyanın diğer ülkelerini seviyor da salgın hastalıkları bizden başlatmıyor. Çünkü, bizde bir salgın başlasa gizlenecek ve bütün dünya hastalıktan kırılacak.
Olsun, yine de bize bir şey olmaz. Çünkü, Müslümanı Allah korur!