- Kategori
- Siyaset
Allahın insana verdiği en büyük hak, yaşama hakkıdır…

İçimin yangınını söndürmek istercesine feryat etmiştim dünkü yazımda. Artık klasik yöntemlerimizle asla bitmeyeceğine inandığım terör sekiz evladımızı daha aldı. Birer ikişer ölümler maalesef vaka-ı adiyeden oldu. Çoğu gazetenin birinci sayfalarında kendilerine yer bile bulamıyorlar.
PKK nin kaçırdığı kaymakam ve sivillerden haber bile yok. Sanki onlar bizim insanımız değil. Başbakan bütün mesaisini Suriye’ye ayırmış. Biz, ülkemizdeki hükümeti devirecek kuşkusu ile bir yığın vatandaşımızı hapislere tıkıyor, onları terörist ilan ediyor ve en yüksek cezalara çarptırmaya uğraşıyoruz. Bir yandan da aynı suçu Suriye’de gerçekten işleyen, silah zoruyla hükümeti devirmeye çalışan Suriyelilere destek oluyoruz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Sinmiş, korkmuş, bir kısmı da satılmış basından tık yok. Kaldı ki o bağrımıza bastığımız, hastanelerimizde özel olarak baktığımız Suriyelilerin yüzüne bir bakın isterseniz.
Yazılarımı sürekli okuyanlar sıkı bir AKP muhalifi ama asla önyargılı olmadığımı bilirler. Bende her Türk vatandaşı gibi terörün hayatımızdan çıkmasını istiyorum. Yaşadığım bunca yaş, izlediğim bunca olay ve okuduğum bunca haber bana şunu anlatıyor. “Bu hükümet terörün bitmesini gerçek anlamda istemiyor.”
Düşünelim bir; Bu teröristler de insan. Dolayısı ile envai çeşit ihtiyaçları ve zaafları var. Dağlarda her türlü teçhizat ile yaşayabilmeleri için muhakkak şehirden yardım almaları gerekiyor. Hatta sadece yardım da değil. Örneğin yapacakları baskınları hazırlamak için istihbarata, ihtiyaçlarını temin için paraya gereksinimleri var. Daha da önemlisi onlara birilerinin göz, kulak olması gerekir. Bu insanlar ise çok yakınlarda şehirlerde olmalıdır.
Hükümetin en önemli görevlerinden biri terörün yaşam kaynaklarını kesmektir. Yaptıkları böyle bir işi duymadık.
Hükümetin elinde dünyanın en kaliteli ordularından biri ve çok kuvvetli bir polis teşklilatı var. Dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar gidip yakalayacak adalete teslim edeceksiniz. Direnenleri yokedeceksiniz. Bu millet size bunun için oy verdi.
Bu konuda pardon asla kabul edilemez. Sonu “ceğiz” “cağız” gibi cümleler de oy verenleri kandırmaktan başka işe yaramaz.
Bir iktidar kendi vatandaşının canını koruyamıyor, üç beş teröristi yok edemiyorsa kise kusura bakmasın ama yapacağı tek iş derhal istifa etmektir.
Değilse başta da belirttiğimiz gibi Allahın insanlara verdiği yaşama hakkının birileri tarafından gaspedilmesine göz yumuyor demektir ki, bu da onu mütesessil sorumlu kılar.
Bu gün hukuku, adaleti, medyayı, hasılı sizi uyarma hakkı olan her kuruluşu işgal etmiş olabilirsiniz. Ama yarın keser döner sap döner siz de en azından ihmalinizin hesabını verirsiniz. Herkezin yaşamı içinde biriktirip oluşturduğu bir inannç felsefesi vardır. Benim inanç felsefeme görede bu dünyada kula karşı atılan her yanlış adımın hesabı bu dünyada kesin olarak verilir.
Allah herkesi veremeyeceği hesaplarla sorgulanmaktan korusun.
İzmir 2012