​ Almanya-İngiltere tarihi hesaplaşması... / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '10

 
Kategori
Spor
 

Almanya-İngiltere tarihi hesaplaşması...

Almanya-İngiltere tarihi hesaplaşması...
 

Grup maçlarının aksine fazlasıyla Avrupai ve taktiksel bir futbol oynayarak geçti Güney Kore’yi Uruguay. Sanki önceki üç maçtaki yorgunluğunu aktif dinlenmeyle üzerinden atmak ister gibiydi. Temel sorun rakibi elemek olduğuna göre, Uruguay ekstra hiç çaba harcamadan birazcık futbol oynayarak güney Kore’yi saf dışı ettiğine göre iyi oynadığında neler yapabileceği için bize farklı bir ipucu vermiş oldu.

Açıkçası bu turnuvanın moda rengi Uruguay Mavisidir!

Dünkü yazımızda Gana'nın ne kadar diri kalabilen bir takım olduğunun altını çizmiştik. ABD, geriden gelip o kadar maçı çevirebilmesine rağmen karşısında öylesine güçlü bir Gana buldu ki maçın son düdüğü geldiğinde duvara toslamış gibilerdi.

Gana binlerce Güney Afrikalı taraftarının önünde Amerika'ya çok güzel bir futbol dersi verdi.

Aslında bütün dünyaya nasıl bir eleme maçı oynanır; oynarken nasıl güzelleştirilir sorusunun cevabını uygulamalı olarak gösterdi.

Uruguay gruplarda ne kadar iyiyse, Gana da ikinci tur maçında iyi gözüktü. Çeyrek final maçında birbirlerine rakip olan Uruguay ile Gana birbirlerine taban tabana zıt karakterde futbol oynadılar. Uruguay üzerindeki formanın mavisinden olacak İtalya'yı andırdı. Oysa grup maçlarında hiç bu kadar taktiksel değildi. Gana ise 120 dakikanın her bölümünde futbol oynamaya çalıştı. Hatta uzatma dakikalarında Appiah arkadaşlarını komple ABD sahasına yığmaya çalıştı.

Ancak kabul edelim bu Amerika turnuvanın bir çok takımından çok daha iyi göründü. Özellikle Avrupalılıarın hepsinden daha iyi futbol oynadığı bir gerçek. ABD'nin şanssızlığı kendisine benzeyen bir takımla eşleşmiş olmasıydı. Karşısındaki bir Avrupa ülkesi olsa tahmin ediyorum ki çeyrek finale çıkabilirdi.

Milenyumun en önemli maçlarından birine doğru...

Bugünün en önemli karşılaşması hiç kuşku yok Almanya-İngiltere maçıdır. İngiltere’de olsun, Almanya’da olsun bu karşılaşma bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi gibi beklenmektedir. Özellikle bir İngiliz için Almanya maçlarının önemi çok büyük. 1966’da kupayı kazandığı sene çizgiyi geçti mi geçmedi mi tartışmaları arasında kazandığı maçtan sonra Almanya’ya karşı finallerde bir laneti üzerinde taşıyor gibi sonuçlar alıyor İngiltere.

Dünya Kupası ile ilgili giriş yazımda 1990 yılındaki yarı final maçından söz etmiştim. İngiltere tam 20 sene sonra Almanya ile bu sefer ikinci tur maçında karşı karşıya geliyor. Aslında bu en azından çeyrek final olmalıydı. İki takımdan birinin turnuvayı dört maç yaparak tamamlaması gerçekten yazık olacaktır.

Peki, bu maçın senaryosu nasıl olur?

İngiltere uzun zamandır ilk kez bu kadar iyi ve güçlü bir kadro kurdu bana göre. Lampard, Gerrard, Terri, Rooney sadece İngiltere’nin değil dünyanın en önemli futbolcularından. Üstelik dördünden en az biri maçın kaderini rahatlıkla değiştirebiliyor. Üstelik Defoe diye çok önemli bir gol silahı var ki sezon boyunca çok önemli işler yaptı; gol rekorları kıran maçlara damgasını vurdu. James Milner turnuvada ismi yıldızlaşan bir futbolcu haline geldi.

Almanya’nın bu turnuvadaki göz bebeği Mesut oldu. Üstelik İngiltere’nin Mesut ayarında bir futbolcusu da yok gözüküyor. Schweinsteiger, Podolski, Klose ve Philipp Lahm da Almanya’nın önemli futbolcuları.

Bu maçla ilgili yuvarlak cümleler kurmayacağım. Açıkçası İngiltere’nin daha iyi olduğunu ve eğer yukarıda ismini saydığımız futbolcularından en az ikisi gününde olur da iyi futbol oynayabilirse Almanya’nın maçı kaybedeceğini, karşılaşmanın uzamayacağını tahmin ediyorum.

Arjantin-Meksika eşleşmesindeyse kuşkusuz Arjantin çok ağır basıyor. Açıkçası Arjantin turnuvanun en önemli şampiyon adaylarından bir tanesidir ki Meksika'nın onu kupa dışına itmeye gücünün yetmeyebileceğini düşünüyorum.

İngiltere-Arjantin çekrek finali ise tadından yenmez olur.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..