​ Altın Portakal; yine yeni yeniden / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Altın Portakal; yine yeni yeniden

Altın Portakal; yine yeni yeniden
 

Yıllar geçiyor, kuşaklar değişiyor, yeni sanatçılar ortaya çıkıyor ama Altın Portakal Film Yarışması hep aynı hatta geriye gidiyor, eksileri artılarını hep gölgeliyor maalesef. 

Yabancı film, dizi film ödül törenlerini izliyorum gıptayla. Orada da çok marjinal, politize ya da ırkçı vs. çok küçük bir grup vardır belki ama onun dışında insanlar filmleriyle oyunculuklarıyla ilgililer sadece. 

O törenlerde, "şu şu görüştenmiş, bu bu görüştenmiş, şu filmi yapan ahbabımmış, öteki değilmiş, şu şu millettenmiş, öbürü şundanmış, şu bakan açılışa gelmiş, gelmemiş, geç gelmiş vaktinde gelmiş, neden gelmiş neden gelmemiş" hemen hemen hiç konuşulmaz. Ben rastlamadım doğrusu. 

O törenlerde, filmlerin ve emeği geçenlerin konusu vardır ve sadece Sinemacılık, oyunculuk, görsellik ve işin ekonomik boyutu (yani prodüksiyon olarak maloluşunun, sinema tarihi açısından yeri vs. ) sohbetlerde, sahnedeki konuşmalarda gündeme getirilir. Orada insanların oyuncu arkadaşlarını hiç komplekssizce ve yalakalığa kaçmadan ince ve duygu yüklü konuşmalarla övmeleri beni hep etkilemiştir. 

Orada "önce ben, hep ben, tek ben, en iyi ben, ben ben ben" den ziyade "ekibimiz, çok başarılı yönetmenimiz, ailemiz, başarılı oyuncu arkadaşlarımız, biz biz bizbiz..." dile getirilir. 

Basit, populist, agresif, yersiz tepkiler de pek olmaz o ödül ortamlarında. 

O törenlere davetli olanlar da insan tabii ki ve ödül kazanamayan herkes dünyanın her yerinde insani bir tepki olarak içten içe üzülür ve haksızlığa uğradığını düşünür ama fark şuradadır ki, bence, bir bireyin gelişmişlik düzeyini ortaya koyar, Batıda, ödül törenlerinde insanlar böyle ortamlarda neyi ne zaman nasıl söyleyeceklerini tepkilerini nasıl ortaya koyacaklarını bizim toplumumuzdan çok daha iyi biliyorlar. Ben ki ülkesine , insanlarına düşkün birisiyim ama bu da böyle bir gerçek.. 

Diğer önemli konu, böyle Belediyelerin, sanat oluşumlarının düzenlediği törenlerde, maalesef salaş, derbeder, adeta "köşedeki markete gider gibi" giyinmek entellikten sayılıyor. Özellikle özensiz uyumsuz ve alelade giyiniliyor. Oysa bence insan bulunduğu ortamına göre giyinmesi onun fikrine, hayat görüşüne kişiliğine bir zarar getirmez olsa olsa o insanın kendisine ve başkalarının ona bakışını çok olumlu etkiler. 

Neticede, bu şeklide özensizliklerle, gruplaşmalarla, polemiklerle, tartışmalarla Altın Portakal Film Festivalinin en iyimser tahminle hep bu seviyede kalacağını, asla bir Cannes, Oscar Film Ödüllerinin seviyesine yaklaşamayacağını tahmin etmek zor değil. 

Onca emek, onca zaman, onca para da harcansa; ödül töreninden fotoğraf karelerine baktığımda hala, kot pantalonlu tiplerin en şık özenli tuvaletlerle ortalıkta kuğu gibi gezen güzel oyuncuların yanında poz verdiği; hala abuk subuk polemiklerin yaşandığı, başkanlarla bakanlarla ilgili konuların ve siyasetin; sinema sanatıyla, Festivale katılan filmlerle, oyuncularla ve güzelim Antalya şehrinin sinemasever halkıyla ilgili herşeyi geride bıraktığı bir Sinema ödülü organizasyonuna daha olumlu ve ümitli bakmam çok çok zor. 

Duygusal perdeleri sıyırıp yaşanan gerçeklik açısından olaya baktığımızda görünen bu. 

Sevgiyle ve iyilikle kalın 

 
Toplam blog
: 148
: 384
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..