- Kategori
- Anılar
Altından kalkamayacağınız yalanlar söylemeyin!

www.muhabbetkusu.org
Tabakhanelerde elektrik işi yapıyoruz..Okul yeni bitmiş, radyo hayatıma girmemiş, süt küpüne düşen kurbağa misali; kaymak tutsun diye dönüp duruyorum..
Kokudan dolayı, insanlar civarından bile geçmek istemezken, deri fabrikalarında çalışanların hikayeleri var heybemde, sırası gelirse bir gün yazarım elbet!
Bir arkadaşım kurufasülyeye limon sıkar öyle yer! ( Soner)
Okulu yeni bitirmiş bir genç için, oralarda çalışmak ,fasulyeye limon sıkmak gibi; ekşili!
Dizlere kadar mavi bir önlüğüm, deriden bir takım çantam var..
Fabrikalarda arıza çıkıyor, çalıştığım atölyeye telefon geliyor, arızaya gidiyorum……
Yazları sıcak ve koku, kışları soğuk beni canımdan bezdiriyor..Bir de kocaman fareler!
***
Karlı ve soğuk sabahlarda canım işe gitmek istemez.
Kafamdaki tilkilerin hepsini dolaştırmaya başlar, bahane bulamaz, istemeye istemeye giyinir yine de giderdim..
Bir sabah, kurnaz bir sırıtışla bahanem hazır uyandım…
En üzgün ses tonumla iş yerini aradım..
Telefonu patron açtı..
“ Ağabey Babaannem hastalanmış, acil köye gitmem gerekiyor..Bu gün işe gelemeyeceğim!”
Daha önce benzer bir olay olmadığı için kredi notum çok yüksek..
“ Geçmiş olsun Ali var mı yapacağımız bir şey?”
“ Yok ağabey teşekkürler”
Dışarısı soğuk, ev sıcacık..
Güzel bir kahvaltı yaptım ardından atladım otobüse soluğu İstiklal Caddesinde aldım, gezdim gezdim…Gezdim!
Çiçek pasajında güzelleştim..
Hava kararmak üzereyken de bindim otobüse eve döndüm...
***
O zamanlar muhabbeti kuşu besler, konuşanlarından alır, geceleri saatlerce uğraşır yine de tek kelime söyletemezdim..
Tahmin ettiğiniz üzere hepsinin rengi mavi, hepsinin adı boncuktu!
Boncuklarım çok yaşamazdı, suları ve yemlerini eksik etmediğim halde neden öldüklerini anlayamazdım..
Sabahları küçük bir kuş ölüsüyle uyanmanın bedbahtlığını sizlere anlatamam!
Cansız vücudu ne yapacağını bilemiyor insan…
İstanbul’dan geldim ya, yol yorgunuyum..
Kafam da çakır..
Sezen Aksunun “ Gülümse” kasetini dinlerken uyuya kalmışım..
Uykumun en güzel yerinde kafesten gelen gürültüyle uyandım..
Boncuk delirmiş gibi, küçücük göğsünü kafesin tellerine vuruyor, tüm gücü ile acı çığlıklar atıyor..
Gecenin bir yarısı ne oldu bu kuşa şimdi..?
Suyu var, yemi de var..
Gömleğimle kafesin üzerini kapatıyorum..Boncuğun sesi kesiliyor..
İçim yanmış..
Mutfakta gidip su içerken telefon çalıyor..
Kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başlıyor..Telefona giderken kendi kendime konuşuyorum…. “ Hayır olsun…..Hayır olsun!”
“ Efendim!”
“ Ali sen misin”
“ Benim!!”
“ Meral ben…”
Halamın kızı ( O da kan kanserinden rahmetli oldu….Yaşıttık!…Allah rahmet eylesin)
“ Hayırdır Meral?”
“ Anneannem……………………..”
Benim Babaannem
“ Ne oldu?”
“ Akşamüzeri tuvalete giderken düşmüş, başını vurmuş, komşular hastaneye kaldırmış ama sakladık Anneannemi…………………………………….”
***
Velhasıl; Gerçek olduğunda altından kalkamayacağınız yalanlar söylemeyin…..Kahrolursunuz!!!