- Kategori
- Gündelik Yaşam
Aman eeeey!

Şakıdam şakıdam glu glu emmi / bir öpmeynen yar sevilir mi / beriden beriden ah geçilir mi / öpüver dilber gür sakalımdan / batmayınca er denilir mi
Türkü olduğu her halinden belli değil mi? Hangi yörenin türküsüdür diye düşünmeyin, bulamazsınız. Çünkü ne böyle bir türkü var ne de ait olduğu bir yöre. Türküyü eskilerin deyimiyle ben yaktım! Nedenini siz sormayın, ben söylemeyeyim ama emin olun eylenceli bir hikayesi var. Bir kere hava güneşli. Ben güneşi görünce coşanlardan, müzik dinleyince içi kıpır kıpır olanlardanım. Çoşmuş ve kıpırdak olmuş bir ruh hali içindeyim ki bu gün sormayın. Hep bunalıp, karalar bağlayacak değilim a. Bu gün de coşmuş taşmış, klavyenin başında buldum kendimi. Sabahtan beri Fuat Saka dinlemenin etkisi olmadı diyemem tabii. Üstüne İstanbul Blues kumpanyası da tuz biber.
Türkü coşkulu hele de esprili olunca benim gerçek anlamda kalkıp şakır şakır oynayasım gelir (ki bu, iş yerinde pek uygun düşmüyor malesef). Horon duyunca hiç dayanamam. Bazı şarkılar ve türküler benim, vücudumdaki hareket merkezi üzerindeki kontrolümü yitirmeme sebep olur. Hint şarkısı var mesela bir tane. Çori Çori diye başlayıp benim kendimi tutamayıp, gözlerimi devirmeme, gerdan kırmama sebep oluyor. Ama durum o durum değil. Bu gün iş günü. Yer ofis ortamı. Ortalık yerde göbek atabileceğim bir ortam değil anlayacağınız.
Eh horon tepip kalça kıvıracak durumda değilseniz ama vücut coşkusunu ifade edecek yer bulmak için çırpınıyorsa türkü yakılıyormuş demek ki. Öğrenmiş oldum. Beynimde yankılanan çakıdak çakıdak kaşık sesleri üzerine iki dakikada günün anlam ve önemini belirten bu türkü yakılarak, tarafımdan halk müziği tarihine armağan edilmiş oldu. Hani saz çalmayı bilsem neler çıkacak siz düşünün.
Bu acayiplik bir de bulaşıcı çıktı iyi mi? Ben sabahtan türküyü yakmışım, dilime dolamış söylüyorum. Biraz önce bir baktım bizimkiler de mırıldanıyor türküyü. Hatta coşan taşan, masasında tempo tutan, gerdan kıranlar da mevcut. Kitlesel delilik diyeceğim dilim varmıyor. İnsanlara bir bunu mu ekleyebiliyorum ben. Bu mudur yani? Gerçi şikayet etmemek lazım. Buna da şükür. Sayemde savaşıp dövüşmüyorlar, gerdan kırıp türkü söylüyorlar.
Şiir öykü yazmışlığım var ama bu benim ilk türküm. Gaza gelip kaset çalışmalarına başlasam mı, oturup aklımı başıma toplasam mı henüz karar vermedim. Bir daha hava kararıp yağmur yağana kadar beni idare eder bu enerji diye düşünüyorum. Artık o zaman ağıt mı yakarım, bozlak mı söylerim kim bilir.
Rahmetli annanem sağ olsaydı halime (halimize) bakıp başını sallar “Allah islah etsin” derdi. Sonrada başlardı benim türküyü söylemeye "şakıdam şakıdam glu glu emmi" diye eminim.