- Kategori
- Siyaset
Amerika ile dost muyuz, düşman mı?

Şu an benzer soruyu muhtemelen bizim için Amerika'da kendine soruyor; Türkiye ile dost mu kalmalıyız ? düşman mı? Amerikanın yönetim kadrosundan bir grup Türkiye ile dost olarak kalmaları gerektiğini söylüyor. Diğer bir grup ise Ortadoğu'da yönetebilecekleri müttefiklere ihtiyaçları ve tahammüleri olduğunu söylüyor. Türkiye bu tanıma uymuyor...
Peki iki ülke ilişkileri nasıl bu noktaya geldi ? Sadece 1 Mart teskeresiyle mi?
Hayır.
Aslında Türkiye, Amerika'nın kendine biçtiği müttefik rolüne bir boy büyük gelmişti. İşte bu süreç;
1- Ayrılık rüzgarları Özal'dan sonra esmeye başladı. 1. Körfez savaşından sonra Kuzey Irak'ta kendine hareket alanı bulan PKK, Amerikanın her alternatife açık dış politikasında yerini aldı. Amerika PKK'ya dolaylı olarak destek verdi. 90'lı yıllarda Çekiç güç kapsamında, Amerika tarafından Kuzey Irak'a gönderilen bir çok malzemenin daha sonraları PKK kamplarında ele geçirilmesi Türk askerinde büyük rahatsızlık yarattı. Fakat bu durumun ikili ilişkilere zarar vermemesi için Türk tarafı resmi açıklama yapmadı.
Bu Amerika'nın ilk sabıkası değil. Amerika aynı davranışı Pakistan'ın Belucistan bölgesi içinde sergilemeye devam ediyor. Benzer örnekler çoğaltılabilir.
2- Amerika, Doğu blokunun çökmesiyle zayıflayan Rusya'yı ve Kafkaslardaki petrol yataklarını kontrol altına alabilmek için Karadeniz'e bir filosunu sokmak istiyor. Bu isteğini bir çok defa resmi olarak Türk tarafına iletti. Fakat bu isteğe Türkiye karşı çıkıyor.... Türkiye bu konuda Rusya ile işbirliği içerisinde. Amerika, Türkiye'nin kesin tavrına karşılık Romanya, Bulgaristan gibi ülkeleri öne sürerek ayak oyunları ile Türkiye'yi by-pass etmeye çalışıyor.
3- Amerika'nın bazı uygulamaları Türkiye'nin çok güçlenmesini istemeyen bir tavıra dönüştü. Amerika, müttefiki Türkiye'nin bir çok askeri projesine destek vermedi yada çok geciktirdi. Türkiye, 12 yıl Amerika'nın teknoloji transferi yapacağını umut ederek silahlı saldırı helikopteri projesini bekletti. Nihai aşamaya gelen proje, Amerikanın çark etmesiyle suya düştü. Bu sırada hazır alım olarak istenen 10 adet süper cobra helikopterini de Türkiye'ye satmadı. Oysa bu ihtiyaç TSK için hayati önemdeydi. Helikopterler PKK'ya karşı kullanılacaktı. Onun yerine hurdaya çıkardığı yüksek rakımlarda kullanılamayacak helikopterleri verdi. TSK bu helikopterleri modifiye ederek PKK'ya karşı kullandı.
4- 1996 yılından sonra Amerika Kuzey Irak'taki işbirlikçilerine özel önem vererek kalıcı istasyonlar kurdu. Ayrıca bölgedeki farklı grupları birleştirerek tek ve kullanılabilir bir güce dönüştürdü. Bu sırada Öcalan'ı Türkiye'ye teslim ederek gözünü boyadı. Aynı zamanda PKK'nın ateşkeş ilan etmesini sağlayarak, Türkiye'nin bölgeye müdahalesini engelledi.
5- 2.Körfez savaşında Türkiye'nin 1 Mart teskeresini geçirmemesi Amerikayı derinden etkiledi. Kürtleri kendilerine sadık müttefik olarak görmeye başladılar. Yada kullanıma hazır güç... Amerikayı bu perspektife zorlayan, bölgede kendine kalıcı müttefik isteyen İsrail'inde payı büyüktür.
6- Saddam'dan sonra Kuzey Iraktaki oluşumun devletleşme sürecine karşın Türkiye tepkisini ortaya koydu. Amerika bu tepkiye çuvalla karşılık verdi.
7- Üst düzey bir askeri toplantıda Amerikalı subayların Kürdistan haritası üzerinde açıklama yapmaları büyük tepki aldı.
8- Amerikanın verdiği destekle kurulan PKK'nın yan kuruluşu PEJAK İran'a saldırılara başladı. Türkiye, Amerika'nın PKK'yı operasyonel amaçları için kullanmasını yadırgadı.
9- Türk Amerikan ilişkilerinde bir katalizör görevi üstlenen Kerkük'te ise Amerika tavrını Barzani'den yana koydu. Bu tavrın Barzani'yi oyalamak için olduğu, gerçekte Kerkük oylamasının erteleneceği söylense de Türkiye artık Amerika'ya inanmakta zorlanıyor. Amerika'nın bölgeye yönelik gizlice uyguladığı "böl ve yönet" stratejisi, her yaptığı operasyonla bir nebze daha su yüzüne çıkıyor.
10- Irak istilasının doğurduğu sonuçlarda iki devletin birbirinden uzaklaşmasını sağladı. İstila sonucu Irak'ın toprak bütünlüğünü samimi olarak savunan güçler, Sünni blok ve Muktada Sadr'ın kuvvetleriydi. Bu güçler ise Amerikanın düşmanı, Türkiye'nin fikirlerine destek veren, Türkiye'ye sempati ile bakan güçlerdi. Nitekim Sadr ve sünni bloku Kerkük'ün kürtlere bırakılmasına karşı çıkıyorlar. Bu iki güç birlikte Necef'te büyük bir gösteri düzenledi. Şii olan Sadr, sünni kardeşlerimizle birlikteyiz mesajı verdi ve Amerikanın çekilmesini istedi. Türkiye böyle bir birlikteliğe sıcak bakıyor. Amerika ve İsrail'in ise görmek istedikleri son şey..
11- Türkiye'nin, İran'a karşı Amerika'nın yanında yer almaması, bilakis Türkiye ile İran'ın Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı eş zamanlı operasyonlar yapmaları, Amerika için bir başka sorun.
12- Türk hava kuvvetlerinin modernizasyonu çerçevesinde, Amerika'dan 2006'da istediği F16 uçak motorları ve 30 adet F16 Block 52 uçağın, TSK tarafından Kıbrıs'ta kullanılmaması şartıyla verilmek istenmesi, egemenliğimize karşı bir hareket olarak algılandı.
13- Amerika'nın Türkiye'de bulundurduğu nükleer bombaları Yunanistan'a naklini planması da farklı bir durum.
14- Ermeni tasarısının Amerikan kongresinden geçirilmek istenmesi ve bu yönde çalışmalar olması Türkiyede rahatsızlık uyandıryor.. Bu tasarının, Türkiye'ye karşı yaptırıma dönüştürülme riski, ilerki dönemlerde olası bir Kürt devletine yapılacak Türk müdhalesi karşısında dünya kamuoyunda Türklerin vahşi olarak gösterilmesi için yapılacak kampanyada malzeme olarak kullanılma riski Türk tarafını tedirgin ediyor. Bu kampanya kapsamında bir film çekimi için çalışmaların da başlandığı (Musa dağında 40 gün) medyaya yansımıştı.Ermeni tasarısına karşılık, Türkiye tarafından İncirlik üssünün kapatılabileceğinin basına yansıması , durumun vahametini açıklamaya yetiyor.
15- Barzani'nin tehditkar açıklamalarına karşı, Amerika'nın Barzani'yi uyarmaması bardağı taşıran son damla olmuş ve Genelkurmay başkanı üstü örtülü Amerika'yı uyarmıştır. Müttefikimize güvenmekle hata ettiğimizi dile getirmiştir.
Peki Türkiye ne yapmalı ? Bir sonraki yazımın konusu bu olacak.