- Kategori
- Dünya
Amerika ve Avrupa, Türkiye'yi dışlamaya devam ederse; Türkiye...

Bu beşliye" katılmak da o kadar zor değil; şu anda "gözlemci ülkeler" ile "diyalog ülke" statüsü ile zaten sınırdaş olmuşuz bile...
..."SANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ"ne DAHA SICAK BAKABİLİR...ZATEN TÜRKİYE, 2012'DEN BU YANA ÖRGÜTÜN "DİYALOG ORTAKLIĞI" STATÜSÜNDEDİR....
*
Ö n c e l e r i...AMERİKA
AMERİKA BAŞKANI WİLSON, Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna doğru, "TÜRKİYE HARİTADAN SİLİNECEKTİR" demiştir...
İşte o günden beri, yalnızca "Amerika" değil; önce, yanına kattığı "İngiltere" ve daha sonra da oluşturulan "Avrupa Birliği", sanki Wilson'un bu arzusunu görev bilmişler ve sürekli Türkiye'yi hırpalamayı sürdürmüşlerdir...Seksenli yıllarda başımıza sardığı PKK ve doksanlı yıllarda da içimizi ta bağrımıza kadar soktuğu Fethullah Gülen çetesi de cabası...
*
Biraz gerilere dönelim...
Wilson'un yukarıya aldığım o sözünü söylediği sıradaki ABD Dışişleri Bakanı Cabot Lodge de, "Türkiye uygarlığın başına bir beladır. Türkiye Avrupa'dan çıkarılmalı, Ermenistan Devleti kurulmalı, Ararplar Osmanlı'dan kurtarılmalıdır"(1) şeklinde bir beyanat vermiştir.
Wilson'un ve Dışişleri Bakanı'nın bu düşünceleri, İngiltere, Fransa --sonradan da olsa-- Rusya arasında yapılan(1916) "Sykes-Picot" adlı, "Ortadoğu'yu paylaşım planına" ışık tutmuştur...
Bu "paylaşım planı" da 1920 yılında "Sevr Dosyası"nın açılmasını sağlamıştır...
*
Sevr'in öngördüklerinin, Türkiye'nin yoğun uğraşları sonunda(özellikle, Kürdistan ve Ermenistan)Lozan'da uygulanması önlenince, Amerika bundan hoşlanmamıştır...Amerika, bu antlaşmanın, "Türkiye'yi, uygar uluslar masasında bir konuk durumuna getirerek yücelttiğini ve Amerika'yı yüksek ülkülerinden uzaklaştırdığını" söylemiş ve bu kadarla da kalmayarak, bu duruma yol açtıkları için "Antlaşmaya imza koyan Batılıları da" eleştirmiştir(2).
*
Amerika'nın, Türkiye'ye yönelik "kızgınlığı ve kini" o kadar benliğini sarmış ki, aradan 4 yıl geçmesine rağmen, Amerika'daki bazı bilimsel çevreler, Türkiye'ye karşı örgütlü tepkiler sergilemişlerdir.
Örneğin, 17 Şubat 1927 yılında, Harward Üniversitesi, "Türklerin Avrupa'nın uygar ulusları arasında yeri yoktur" başlıklı,107 imzalı bir bildiri kaleme almış ve içeriğinde, "Kemalist rejimin mutlaka öleceğini ve milliyetçi Türk Hükümeti'nin hedeflerine asla varamayacağının" ileri sürüldüğü bu bildiri, "senatörlere ve hükümet yetkililerine" göndermiştir(3).
*
Amerika, seksenli yıllarda başlamak üzerimize saldığı PKK'yı, 90'lı yıllarda, yanına Avrupa Birliği'ni de alarak açıkça desteklemiş; dağdaki PKK'ya, gözlerimiz önünde helikopter ve paraşütlerle silah ve malzeme yardımı yapmıştır.
Türkiye'nin direnmesi karşısında, önce biraz duraklamış sonra, hedefini güneye(Kuzey Irak'a) çevirmiştir...Bir bahane ile Irak'a savaş açmış; "Irak'a demokrasi getireceğim" diye, "Güney Kürdistan" dediği "Kuzey Irak Kürt Bölgesini" oluşturmuştur...
Bu oluşum, devlet aşamasına yaklaşınca, PKK'yı "terör örgütü" listesinden çıkarmış ama, hemen arkasından, "kendisine yakın yerli ve yabancı uzmanlar aracılığı ile, Mustafa Kemal'in "1923 yılında bir 'Türk-Kürt Cumhuriyeti 'veya' Federasyonu' kurmamakla büyük hata yaptığı"(4) şeklindeki görüşü, etrafa yayarak kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır.
*
Ö n c e l e r i...AVRUPA
1980-1990'lı yılların başında ve sonrasında, Avrupa da, aynen Amerika gibi benzer hareket ve söylemlerde bulunmuşlardır. Bunlardan birkaçını aktarayım(5):
-- Fransa eski Cumhurbaşkanı'nın eşi Daniella Mitterand, "zaman ve şartlar bir Kürt Devleti'nin kurulması için uygundur" demiştir.
-- İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook, Londra'da bir gazeteye verdiği demeçte, önce,"Türkiye'nin doğu sınırları tartışılmalıdır" dedikten sonra, "İngiltere, Irak'ın parçalanması sonucunda kurulacak bir Kürt Devleti'ne hoş geldin demeye, samimiyetle hazırdır" demiştir.
-- Avusturyalı Parlamenter Hannes Swobodan'ın hazırladığı ve Avrupa Parlamentosu'ndan geçerek resmileşen,"Türkiye için AB Stratejisi Raporu"nda; "Türkiye'deki Kürtlerin azınlık olarak görülmesi ve Kürtlere yasal ayrıcalık hakları getirilmesi" ifadeleri yer almıştır.
*
Ş i m d i l e r d e...TÜRKİYE
Türkiye'de ve güneyimizde devam eden siyasi ve askeri olayların nedeni herkes tarafından bilinmektedir...Ama, Amerika ve Avrupa, ısrarla dedelerinin yaptığı yanlışı tekrarlamaktadırlar...Oysaki durum, ne eskisi gibi; ne de Türkiye, eskisi gibi...
Önceleri, Batıya bakışımızın nedeni bir "uygarlaşma amacı" idi...Ama sonra baktık ki, ne Amerika ne de Avrupa, açık ve seçik olarak Türkiye'yi, "uygar sandıkları" kendi uluslarının içine almak istemiyorlar...Yukarıda da belirttiğim gibi, dünkü tavırlarında hiçbir değişiklik yok...Dün de istemiyorlardı, bugün de istemiyorlar...
Atlarımıza binip Orta Asya'ya dönsek, "Oh be nihayet gidiyorlar!" diyecekler sanki...Bu nedenle fazla "yüz sürünmeye" değmez, gibime geliyor...
Ama, Orta Asya'dan gelmiş olsak da, bulunduğumuz coğrafyayı "bizdenleştirmişiz"...Hem Anadolu, hem de, jeopolitik olarak "etki" ve "ilgi" sahamıza giren bölgelere kültürümüzü yaymışız...Önceleri olduğu gibi, "farklılıklarımızla birlikteliğimizi" bulunduğumuz coğrafyada yaşamak zorundayız...
*
B i r o l a s ı l ı k...
Fazla uzatmaya gerek yok sanırım...Umarım durum anlaşılmıştır...Bölgede yaşananlar ve bu yaşananların aktörleri bellidir.
Amerika kesin olarak Türkiye'ye karşıdır...Birkaç Avrupa ülkesinin de, Türkiye'yi anlaması Türkiye'ye bir şey kazandırmamaktadır...Bu nedenle Türkiye başının çaresine bakmak zorundadır
"Dostluğumuzu", "müttefikliğimizi" ve "stratejik ortaklığımızı" başka ittifaklarda yaşayabiliriz, diye düşünüyorum...
"Şangay İşbirliği Örgütü(ŞİÖ)" sırada beklemektedir...Zaten Türkiye, 2012'den beri, bu örgütün, "diyalog ortaklığı" statüsündedir(x).
cdenizkent
-------------------------- :
(1) Cahit Kayra, Sevr Dosyası, İstanbul: 1997, s.36
(2) Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Amerika, NATO ve Türkiye, İstanbul: 1968, ss.172-174
(3) A. g. y. s. 231
(4) Altemur Kılıç, Türkiye Gazetesi, 5 Aralık 1988
(5) Şerafettin Yamaner, Öncesi ve Sonrasıyla Sevr ve Lozan, İstanbul: 1999, İlgili bölümler
(x) Ancak, bu bloğu sonlandırırken okuduğum bir haberde(milliyet.com.tr), Şanghay Beşlisi kurucularından Orgeneral Leonid İvaşov, Türkiye'nin örgüte üye olabilmesi için NATO'dan çıkması gerektiğini söylemiştir...Bu çok önemli bir şarttır ve Türkiye'nin bunu çok iyi düşünmesi gerekir...