- Kategori
- Öykü
Anadolu Medeniyetler Meclisi

Mecliste oturum açılmış medeniyet vekilleri rahat koltuklarında yerlerini almıştı. Medeniyet vekillerinin oturdukları yerler rahat ama kafaları rahatsızdı, çünkü gergin saatler onları bekliyordu. Bu gün mecliste ’Had Bildirme Oturumu’ günüydü. Herkes kafasını ellerindeki dosyalara gömmüş, benim haddim onun haddini nasıl döver diye veri topluyordu. Bu had bildirme oturum meclisin en önemli tartışma konusuydu. Ülkenin durumu, halkın mutluluğu, eğitim, sağlık, işsizlik, kalkınma, bilim, sanat gibi konular ertelenebilir, askıya alınabilir hatta es geçilebilirdi. Amma bu konu enine boyuna tartışılmalı gerekiyorsa şiddet bile kullanılmalıydı. Çünkü bir vekilin asli görevi millete hizmet etmek değil öteki vekillere hadlerini bildirmekti.
Friglerin vekili İyonların vekiliyle yan yana koltuklarda oturuyordu. İyonyalı vekil her zamanki mağrur hatta biraz ukala tavrıyla elindeki kitabı okuyor görünüyor ama gözünün ucuyla Frigliyi süzüyordu. Frigli vekil de İyonyalı'ya baktığını çaktırmamaya çalışarak içinden ona saydırıyordu. Allah’ın sonradan görmesi, çarşafı sarınmış gelmiş ama kendini Zeus sanıyor. İyi ki de felsefeyi buldunuz, bulduğunuz felsefe de bir b.ka yarasa, safsatanın daniskası. Elinde yine o sapkın kitap ‘Devlet ’mi ne? Ulan adam gibi bir bütünlük bile sağlayamadınız bir de Anadolu bizim diye gerim gerim geriliyorsunuz. Bu arada İyonyalı vekilde Frigliyle yan yana oturtulduğuna bozuk, o da ona giydiriyor. Sanki adam kalmadı yanıma oturtacak, benim gibi bir elitistin yanına hayatı kilim dokumakla geçen bu zavallı köylüyü oturtuyorlar. Bunlar hep o Hititli meclis başkanının işi, o da köylü bu da. Bu dönem başkan o oldu ya burayı Pankuş zannetti haspam. Bu köylüyü benim yanımda oturtarak ikiniz aynı seviyedesiniz demeye getiriyor. Hah yer miyim ben?
Urartulu vekille Lidyalı vekil de yan yana oturuyor ama onların derdi para kazanmak. Meclis ticari ilişkilerini kuvvetlendirdikleri, çevre yaptıkları, takipçi sayılarını artırdıkları bir mekân onlar için. Urartulu vekil hazır Lidyalıyı bulmuşken ikna etmeye çalışıyor, bak güzel ağabeyciğim bizim madenler yap işlet devret modeli, gel nazlanma bak bu kaçmaz diyorum. Lidyalı temkinli yaklaşıyor, valla teklifleri değerlendiriyoruz hacı, sen de bu kadar sıkboğaz etme beni bakacağız dedik. Urartulu zamk gibi yapışmış Lidyalının yakasına ısrar ediyor, yahu ne düşünüyorsun anlamıyorum ki para siz de gani. Taş atacaksın kolun mu yorulacak? Altı üstü biraz para basacaksın sonra da gelsin madenler, gitsin taş ocakları. Lidyalı hadi ya der gibi bakıyor Urartuluya, o kadar kolay değil kanka o işler; parayı icat ettik ama para basma makinesini daha icat edemedik azıcık sıkacaksınız dişinizi valla.
Pers vekil iri kıyım olduğundan yanı boş. Koskoca iki koltuğu tek adam dolduruyor. Sessizce oturuyor, sırasını bekliyordu. Arada bir belinde ki kamayı çıkartıyor, dişinin arasını karıştırıyor ve yerine koyuyor o kadar. İskender vekilse yerinde duramıyor. Biraz önce ona çağrı atmışlar asker arkadaşları, başlarında ki çılgın kral Hawaii adalarını kuşatmış. O da onlarla orda olmak Hawanistlik kültürün kurulumuna şahit olmak istiyor ama şu Had bildirme oturumu için burada beklemek zorunda kalıyor kendi kendine hasetleniyor.
Bizanslı vekiller ise iki kişi. Bir tanesi kendine Roma denmesini istiyor, ötekiyse benim adım Bizans diye göğsünü yumrukluyor. Bunların huyu böyle, birbirlerini o kadar kıskanıyorlardı ki kendilerine ait olmayan meclis toplantılarına bile geliyor, birbirlerinin iç işlerine karışıyorlar. Yedikleri, içtikleri, giydikleri birbirlerinin aynısı. Diyelim birinin kralı Ferrari mi aldı öteki Ferrari’nin kuyruklusunu satın alıyor, bu defa beriki uçanın satın alırken daha kapısını açmadan öteki kaçanını satın alıyor o kadar diyorum.
Gelelim meclisin en hareketli kanadına. Bunlar Anadolu medeniyet meclisinin en kalabalık ve en genç kanadı. 72.5 vekil oldukları söyleniyordu ama 0.5 lik vekili daha gören olmadı. Çok olduklarından mı genç olduklarından mı bilinmez durmadan kavga ediyorlar. Her şey için kavga etme potansiyeline sahipler. Mesela gruplarına takacakları isim bile birbirlerine girmeleri için yeterli, garip garip şeyler tartışıyorlar öteki vekiller onların ne tartıştıklarını bile anlamıyorlar. Bazen biri 4+4+4 diye fırlıyor, öteki hayır 5+3+2 olacak diye öbürünün boğazına sarılıyor örneğin. Ya da biri elinde bir balya otla geliyor öteki vay sen bana öküz mü demek istiyorsun diye saldırıyor. İçlerinde beylik vekili, devlet vekili, imparatorluk vekili ve cumhuriyet vekili var. Ama onlarda kendi aralarında başka vekillere ayrılıyorlardı; ağlak vekil, su fırlatan vekil, çiçek büyüten vekil, kürsü basan vekil gibi Kızılderililere benzeyen lakapları vardı. Yani bu kanadı anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Efendim Hititli meclis başkanının tokmağıyla Had Bildirme oturumu sonunda açılıyor. Her vekil kendine tanınan süreyi aşmamak koşuluyla ötekilere Had bildirecek. Ama Had bildirme oturumu genellikle vekillerin oturdukları yerden birbirlerine sataşmalarıyla başlıyor, bağırmalarıyla sürüyor, birbirinin üstüne yürümeleriyle son buluyor. Tabi ki meclis tüzüğünde bu üç etap yazmıyor ama yazılı olmayan bu etapları hepsi biliyor ve ona göre davranıyorlar. Kürsüye ilk 72,5 grubundan 13.kadın vekil çıkıyor; bu meclisin en soylu vekili benim, herkes haddini bilecek benim atalarım sekiz kıtada at koşturdular diye bağrışmaya başlıyor. Aynı gruptan iriyarı 51. vekil de kadın vekile bağırmaya başlıyor, hadi oradan börekçi, senin atalarının börek açmaktan silah tutmaya vakti mi oldu diye.61. vekil yerinden fırlıyor 72,5 laiktir laik kalacak diye, onu sakinleştiremeden 12.vekil istemeyük diye kazan kaldırıyor.4.vekil beylik vekili. Büyük bir hırsla sırasından fırlıyor, sizin atalarınız at koşturdu da biz eşek mi koşturduk, ne entrikalar çevirerek aldınız elimizden bu toprakları Kösem miydi, Hürrem miydi hangi birini sayayım? Bu defa imparatorluk vekili olan 15.vekil fırlıyor, annelerimizi karıştırma oraya gelirsem ağzını burnunu dağıtırım senin diye. Cumhuriyet vekili olan 16.vekil dayanamıyor tabi, biz size fazlayız kardeşim siz demokrasiyi sindiremediniz hala diye,72.vekil olan solak vekil Çav Bella Çav Bella diye sol koluyla ötekilere hareket çekmeye başlıyor, sağlak vekil olan 70.vekil bunun üzerine nerede o kocakulak, nerede o telekulak diye sıraların altında kulak aramaya başlıyor. Birbirinin boğazına sarılan 72,5 grup vekilleri ne Hititli başkanın onları susturmak için düzleştirdiği kayaya inen tokmağını, ne de birbirlerini duyuyorlar, havale geçirir gibi birbirine saldırıyorlar.
72.5 grubunda kıyamet koparken öteki medeniyet vekilleri kâh onları seyrediyor, kâh kendi aralarında sohbet ediyor, kâh gülüp eğleniyorlar. Zaten bu Had bildirme oturumunun usulü bu. Önce yeniler dövüşüyor sonra eskiler tepişiyor. Öyle de oluyor, ilk Bizans vekili ayaklanıyor, tabi Roma vekili de; Siz neyi bölüşemiyorsunuz be, haddinizi bilin önce medeniyet öğrenin hala bizim yaptırdığımız alt yapıyla işi götürüyorsunuz biz olmasak şehri b.. götürecek. Roma vekili de lafa atlıyor tabi, bu Bizanslı da haddini bilsin, o alt yapı yaptırdıysa biz alt alta yapı yaptırdık diye. Bizans vekili ona nefretle bakıyor, fazla konuşma azıcık daha sıkaydınız totonuzu yıkılıvermeyeydiniz çok alırlardı bizden Konstantinopolis’i, asıl sen haddini bil. Lidyalı lafa giriyor, Bizanslı vekil çok konuşmada şu Konstantin’e kaç para eder onu söyle. Ne de olsa parayı veren düdüğü çalar yani kardeş parayı al haddini bil okey mi? Bak yoksa Urartulu vekilin madenlerini alacağım ona göre. Urartulu vekil de bu arada buna madenleri değil de su kanallarını mı kakalasam diye hesap yapıyor. Bizanslı vekilse Lidyalı vekile gülmeye başlıyor, yahu Lidyalı sen neyin kafasını yaşıyorsun şehir mi kaldı bende, aha da bunlar aldı diye 72,5 grubunu gösteriyor. Lidyalı kendinden emin devam ediyor, anlamadın galiba para bende diyorum gerekirse tarihi bile değiştiririm ben, herkes haddini bilecek. Bunun üzerine Persli vekil yerinden doğruluyor, belindeki kamasını çıkartıp, Lidya'nın sırasına büyük bir ustalıkla saplıyor. Sonra Lidyalının yanına gidip, yakasından tutup, havaya kaldırıp adamı silkeliyor. Silkelenen Lidyalını üzerinden çil çil paralar etrafa saçılıyor. Ve Persli ilk defa cümle kuruyor; la bebe haddini bil hiç üşenmem bir kez daha tarih sahnesinden çizerim seni. İyonyalı entel kimliğine yakıştıramadığı bu sığ tartışmalara daha fazla tahammül edemiyor, bana bak KOBİ kılıklı haddini bil diye çıkışıyor Lidyalı vekile sonra Persli vekile dönüyor ve onu da azarlıyor ama tatlı bir edayla, sen de kızma iri çocuk üzülürüm sonra diye. Sonra meclise dönüyor ve saydırmaya başlıyor; lümpensiniz, varoşsunuz, kekosunuz hepiniz. Sizinle aynı mecliste bulunmaktan hicap duyuyorum, sıra arkadaşımın sıradanlığını esefle kınıyorum, meclis başkanının bir Hititli olmasını ise hadsizlik görüyorum, Tanrıların gazabı üzerinize olsun diye bitiriyor Had bildirme konuşmasını.72,5 grup vekilleri bunun üzerine İyonyalı’ya yükleniyor.24.vekil olan Hacı vekil karşı taarruza geçiyor, tövbe tövbe Tanrılarmış valla attırma kafamı salarım üç harflileri üzerine üstünde ki o çarşafa dolanır kalırsın, haddini bil putçu.
Haddini bil oturumu öyle bir hal alıyor ki göz gözü görmüyor, kulak kulağı duymuyor. Hititli meclis başkanı bile kendine su bardağı fırlatan vekili yakalayıp haddini bildirmek için kürsüsünden aşağıya inmiş vekili koşturuyor. Herkes birbirine haddini bildiriyor ama kimsenin aklına haddini bilmek gelmiyor diye konuyu bağlayacakken aniden uyandım. Meclis TV diye bir kanalı seyreylerken uykuya gark etmişim meğer. Niye bilinmez uykumda da bu garip, fantastik ve de trajik rüyayı görmüşüm. Ne alaka dedim kendi kendime. Sonra gözüm bizim meclis TV’ye takıldı şükürler olsun ki adam gibi bir meclisimiz vardı. Kimse kimseye had bildirmiyor ama tüm vekiller vekil olduklarını bir an olsun unutmayarak hadlerini biliyorlardı…