- Kategori
- Güncel
Analar bir daha doğuruversin...
Odanın içinde bir ileri bir geri yürüyordu sinirli sinirli. "Bunlar, yarın benim geldiğim yere de gelirler, emekli de olurlar, en iyi şartlarda yaşarlar, bunları ayıklamalı" diyordu. İkinci başkan boncuk boncuk terliyordu yanında. "Ne demek savaşa gitmemek? Şimdi gitmeyeceklerde ne zaman gidecekler? Bunlar bir de Kurmay olacak yahu, olur mu böyle şey?" diye bağırıp duruyordu.
Anlatan olayın şahidi Emekli general Osman Pamukoğlu. Söylenip bağırıp çağıran ise devrin Genel kurmay başkanı Doğan Güreş. Kimseleri Hakkari’ye gitmeye ikna edemeyince en son Osman paşa’ya görev düşmüştü. Osman Paşa daha sonra kendilerine verilen bir brifing'de Kuzey Irak'ta tam 300 örgüt yöneticisinin toplantı yapacağını İstihbarat birimlerinin günü gününe çok önceden Genelkurmay'a bildirildiğini ama hiçbir şey yapılmadığını duyunca "olamaz öyle şey, yalan" diye bağırmıştı ama kendisine yollanan belgelerde gördü ki gerçek. Ve küçük dilini yuttu o an.
Şimdilerde olan bitene bakınca durum tam da "timsah gözyaşı" deyimine uyuyor. Çok değil bir haftaya kadar gene unutacak bu toplum olanı biteni, tüm bu olanları. Gene sabah akşam futbol programları seyredilecek, ibo göbek atacak, amerikan dizilerinde kim bilir kimler kimleri kovalayacak. Biz de kaldığımız yerden başlayacağız yağa mazot, ekmeğe çivi, meyveye zehir koymaya.
Bu savaş başımızda bir bela gibi. Zengini kaza yapınca ceza yemeyen, zenginin çocuğunun kamplarda askerlik yaptığı, zengin suç işleyince kimsenin görmediği ülkemizde biz de böyle yaşayıp gideceğiz. Her on yılda bir sapıkları, katilleri salacağız hapislerden. Hapis’e giren adam olacağına daha bir manyak çıkacak dışarı. Herkes elindeki üç kuruş paraya bakıp yakacak orman, talan edilecek deniz arayacak. Analar doğurdukça çocuklar dağa yollanacak, yavrular öldükçe siyah gözlüklü adamlar "analar daha neler doğurur" diyecek. Hayat akıp gidecek böyle.
Oysa hayvanlar dünyasında işler adildir. Herkes gerektiği kadar yer, sürünün lideri bile doyunca çekilir en çelimsize yer verir. Bir keresinde bir grup kediye yiyecek vermiştim. İçlerinde en büyük ve koca kafalı olanı ilk önce başladı yemeye. Küçük ve yavru bir kedi de aç olduğu için hamle yapıyor ama yemeğe yeltenmiyordu yemeği. Bazen elini uzatsa da koca kafalı reisten bir pati yiyip kalıyordu. Neden sonra büyük kedi doymayıp yemeye devam edince o küçücük kedi bir tane patlatıverdi reise. Büyük kedi de ayıbını anlayıp yerini ona verdi. Böyle adil değil bizim dünyamızda işler maalesef. Ama kediler nankör, köpekler aç gözlü, domuzlar saldırgan, ayılar zorba, kuşlar ise sıçıcıdır ve sevmeyiz cümlesini bu yüzden.
Her şeye alışmış olan bizler hiçbir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız. Sadece arada bir söylenecek birileri "analar bir daha doğuruversin..."