​ Anayasa değişikliği yine gündemde. / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '10

 
Kategori
Sosyoloji
 

Anayasa değişikliği yine gündemde.

Anayasa değişikliği yine gündemde.
 

Her iş öyle bir rayına oturdu ki sormayın gitsin. Hızlı Tren uygulamaları da hiç bir itiraza gerek kalmadan giderek ülke çapında yaygınlaştırılmaya çalışılıyor ki şaşırmamak elde değil. İşte bu kapsamda sıra geldi ANAYASA değişikliğine. Değişikliği de değişimi de ç o k severiz ya. Yeter ki gaz verilsin bir yerlerden; şarktan garptan fark etmez.

Anlaşılan 2004 yılı baharında ABANT'ta başlatılan bu değişim isteği küllenmemiş. Bu konudaki muhalefet de yalnızca karşı koymuş olmak için, söz yarıştırmaktan öte bir iş anlam içermemektedir. Elbette ateş olmayan yerden duman tütmez. Her yasa gibi ANAYASA da tartışılır, eleştirilir. Yerine yeni yeni biçimlerde birbirinden alımlı nice ANAYASALAR düşünülebilir. Bana göre Yasama, Yargı, Yürütme, Basın ve Kitle İletişim, Sivil Toplum Kuruluşları ile Üniversiteler kapsamında yepyeni bir ANAYASA tasarlamakta olduğumu kamuoyuna duyurmaktan mutluluk duyduğumu belirtmeliyim. Bu çıkışı yapmak için bana bu imkanı tanıyan bilumum Anayasa Huklukçuları ile siyasilere teşekkürü bir borç bilirim.

12 Eylülcülerin sözüm ona bazı hukukçulara hazırlattırdığı bu ANAYASA hiç de bize uygun değil. BATI tipi bir ANAYASA'dan yana olan ben, bu anayasanın oylamasına gitmedim. Çıkan metni de h i ç mi h i ç beğenmedim. Maddi ve manevi temelleri sağlam olmayan laf kabalığından öte özler taşımayan anayasalara bir örnek olarak bu anayasa değişmelidir. Ancak her iş bitti de ülkemiz güllük gülistanlık oldu da sıra bu ANAYASA'ya mı geldi, demekten de kendimi alamıyorum.

Özellikle bu ANAYASA ile kurulan ''resmi'' kurumların işlevsizlikleri ortada. Çatışma da buradan kaynaklanıyor. Oysa kanunlar kadar onları uygulama mevkiinde olan kişilerin ehliyetleri ile devlet tecrübeleri de ayrıca sorgulanmadığı için sorunlar günden güne katmerleşiyor. Kısaca, dün olduğu gibi bugün de değişen p e k bir şey yok: İşe adam yerine, adama iş verirseniz sonuç böyle olur.

Yamalı bohçaya dönmüş olan ANAYASA için artık yeter değişsin, diyenler anlaşılan TCK'dan hiç de rahatsız değiller. MAPUSANELER DOLMUŞ taşıyor! Bir can karşılığında BEŞ SEKİZ YIL ya da YİRMİ YIL arasında değişen bir hapislik ne demek? Bu bakımdan KAMU VİCDANI rahatsızdır! Tez elden TCK değişmeli! Yoksa başkalarını öldürmek eğilimi giderek daha da artacak. ARTIYOR da. Bunu görmeyen, görmezden gelen gözler kör olmuş, demektir. ÖLEN ölür kalan sağlar bizimdir, düşüncesi ile özlenen DEMOKRASİ kurulamaz. ADALET'in egemenliği için önce CAN ALMAYI KOLAYLAŞTIRAN kanunları değiştirerek başlayın işe.

Ülkemizde her ne kadar söylenmese de MAFYA türü örgütlenmeler her alanda almış başını gidiyor. Olan ara yerde kalan zavallılara oluyor: Şarkıcılar, türkücüler, kamyon şoförleri ile gariban gençler tutuklanıveriyor. O da halkın yaklaşımı ile söyleyecek olursak : Ya gerekli yerlere uygun ödemeleri yapmamıştır ya bazı adamlardan icazet almamıştır ya da kendi başına bir vurgun yapayım da kurtulayım şu sefillikten, demiştir. Asıl elebaşılar ise ceplerinde PASAPORTLAR ve KARA PARALAR ile aramızda beyler gibi dolaşıyorlar utanmadan. İşte o zaman da soruyoruz: DEVLET nerede?

OY avcılığında yeni bir parde daha açmak adına ANAYASA değişmeli demekle bu işlerin üstesinden gelinemez. Çünkü KANUNLAR'daki cezaların azlığı yüzünden, arada nice CANLAR telef olup gitmektedir. Sık sık değiştirildiği için YAMALI BOHÇA'ya dönen ANAYASA'ya bir kaç yama da siz yapın; bence hiç de ZOR değil. OY çokluğu ile yürümüyor mu işler TBMM'de? O zaman binlerce HUKUK SORUNLARI nice canları yakmakta iken neden 2004'ten beri; gerçek anlamda hiç bir ÜRETİM YAPMADAN sözde bir ANAYASA değişikliği için nefes tüketiyorsunuz?

HUKUK ve ADALET için bu kadar hevesli olanlara sesleniyorum: Ne olur önce CAN ve MAL güvenkiğini koruyun. HACZİ kaldırın ADİL iseniz. TOPRAK AĞALIĞINI kaldırın kolay ise. KÖYLÜLER akın akın kentlere göç ediyor; onlara TOPRAK DAĞITARAK üretime katkılarını artırın AKILLI iseniz. Bu MİLLET'i çok seviyor ve ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN denilmesin istiyorsanız her alanda ADİL BİR VERGİ DÜZENİ getirin: PIRLANTA ile ALTIN alandan daha mı zengin evine un, şeker, ekmek götüren yurttaşlarımız? DÜNYA MALI dünyada kalacağına göre neden her türlü İHALE'de ŞEFFAFLIK olmaz?

Hani inancımıza göre: HER KUL RIZKINI YER idi. Bu gibi İHALELER'de ''senin adamın benim adamım ayrımcılığı'' yanında İŞLER ve MAKAMLAR neden EHİL OLMAYANLARA verilmektedir? Esnaf, üretici, çiftçi, tüccar neden üçe beşe ayrılmıştır? Neden iş piyasasındaki dedikodular ayyuka çıkmaktadır? Binlerce yıldan bu yana söylenegeldiği gibi: ELE VERİR TALKINI kendi yutar salkımı yaklaşımı, günden güne dört bir yanımızı sarmıştır?

Yazılı belgelerde her şey güllük gülistanlık gibi(!) görülse de uygulamada neden binlerce sorun yaşanmaktadır? Sağlık, eğitim, imar ve çevre konularında öngörülen DENETİM işleri neden tavsatılmaktadır? Üretilen GIDALAR, verilen EĞİTİMLER, yapılan KONUTLAR, tahrip olunun ÇEVRE neden gerektiği gibi denetlenmez? Görevliler neden oturtuldukları MASALAR'a bu kadar bağımlıdırlar?

BİNLERCE YILDAN bu yana bu topraklarda egemenlik alanları GÜCÜ YETEN GÜCÜ YETENE yaklaşımı ile var olagelmiştir. Bu yüzden halk içinde bu gibi GÜÇLÜ ALANLAR oluşturan hukuk uygulamalrını arındırın ki GÜÇSÜZLER de artık rahat nefes alabilsin ve kırk kanaat sağlamakta oldukları geçimleri az da olsa iyileşşin artık.

Bırakınız kendinden menkul ve yüzlerce hatalardan müteşekkil kırk yamalı bohça ANAYASA öyle kalsın. Müsebbipleri de beyin ağrısından, karın ağrısından dolayı; b i z ne yapmışır be, diyerek kıvranıp dursunlar. Siz önce: Ticaret, üretim, sağlık, eğitim, imar, çevre, haberleşme, adalet ve kalkınma konularındaki İYİLEŞTİRMELERİ yapınız.

Olayların bir başka yönü de şu: AB Uyum Yasaları çerçevesinde yürürlükteki ANAYASA h i ç de engel değil. Bu tür yasalara PAKET adı verilmesi de işin hukuki vehametini anlatacak bir başka ölçü olsa gerek. Çünkü bu Uyum Yasaları için h i ç bir mütealada bulunmak ve h i ç bir değişiklik yapmak gibi bir gücünüz yok! Yayınlandıkları andan itibaren İç Hukuk Mevzuatı'na dahil olunmaktadırlar. Bu yüzden de ANAYASA'nız şöyle demiş, diğer mevzuat böyle buyuruyormuş gibi bir kaç mütealada bulunmak, karşı çıkmak gibi bir çıkış yolunuz da yok.

Canınız ister ve paranızda var ise İÇ Hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM'ne gidebilirsiniz. Araştırmalarıma göre AİHM bizim İç Hukuk kararlarının çok fevkinde ve özellikle mutazarrır olan bireyi koruyucu nitelikte kararlar veriyor. Bazıları üzelecek belki; durum ne olur ise olsun AİHM'de h i ç bir biçimde TERÖR'e de TÖRÖRE övgüye de geçit y o k. Yapılan bazı yanlışlardaan dolayı TC de AİHM'ce bana göre de haklı olarak tazminat öaemeye mahkum edilmiştir.

Bilindiği gibi AB Uyum Yasaları, atılmış olan imzalar yüzünden, ne yazık ki din, ahlak ve kültür özelliklerimize göre; beğenseniz de beğenmeseniz de mer'i kanunlara göre kesin kes ÜSTÜNLÜK taşımaktadırlar. AB Raporları da bu çerçevede yoğunlaşmakta olup TÜRKİYE'de olan bitenlere HUKUK açısından değil de günü birlik SİYASET açılarından baktıkları ve bazı dayatmalarda bulundukları, g ü n gibi ortada.

Her iş ADİL, her alış veriş KAYITLI, her üretim girdisi çıktısı ile kayıtlı, her vergi ALANIN GÜCÜNE göre olsun. Mesleki eğitimi yaygınlaştırmadan, her işe adam bulmak olmaz. İŞSİZLER ORDUSU için yüzlerce çözüm üretilebilir. Bunu tek tek ben mi yazacağım? Neden çaresizlikler içre kollar kavuşturuluyor? Neden ''eski tas eski hamam'' anlayışını bırakmıyorsunuz?

Kısaca : Yurttaşlarımızı C A N ve M A L güvenliği bakımından rahatlatıcı yeni KANUNLAR çıkartılarak YAMALI ANAYASA OLUŞUMU'na devam etmekte yarar vardır. Çünkü bu MİLLET RAHAT, HUZURLU ve MÜREFFEH olmadan ne devlet, ne hükümet ne bugün ne de gelecek var olabilir.

 
Toplam blog
: 570
: 1034
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..