- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Anayasa Referandumunda Arafta Kalmak

Bir kere Türkiye’nin ansızın gündemine oturan ve köklü değişiklikler içeren bu anayasa referandumunu hazırlayan nedenleri, anayasanın ilgili maddelerinin oylanmasına çok kısa bir süre kalmış olmasına rağmen hâlâ anlayabilmiş değilim. En azından referandumda oylanacak maddeler hakkında bir fikrim olsaydı, belki çok önceden anayasa referandumuna dair EVET veya HAYIR yönünde net bir tutum belirleyebilirdim.
Ama gerek günlük takip ettiğim köşe yazarlarının yazılarından, gerekse bu konu hakkında bugüne dek okuduğum bloglardan edindiğim genel kanı; 12 Eylül referandumunda yer alan değişikliklerin, tıpkı 1982 Anayasası’nda olduğu gibi antidemokratik bir yöntemle Türk halkına kabul ettirilmeye çalışılması oldu.
12 Eylül referandumunda halkoyuna sunulacak olan maddeler arasında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Anayasa Mahkemesi’nin atama, görev ve yetkilerini düzenleyen yasa maddelerinin de yer alması; hiç şüphesiz AK Parti hükümetinin neden anayasa değişikliğinin bu denli üzerinde durduğunu ve düzenlenen mitinglerle Türk halkına, yeni haliyle anayasayı benimsetmeye çalıştığını, canlı örnekler ve söylemlerle ortaya koyuyor. Her fırsatta özgürlüklerden yana dem vuran Başbakan Erdoğan, yeni anayasa değişikliğiyle Türkiye’de gizliden gizliye tek adam rejiminin temellerini atıyor. Türkiye’nin tek bağımsız mercii olan yargıyı, yeni anayasal düzenlemelerle iktidarın güdümü altına almanın hazırlığını yapıyor.
Bu düşüncelerle hazırlanan bir anayasanın referandumunda kullanılacak oyum; gerekçeleriyle birlikte HAYIR olacaktır. Çünkü ben; ülkemde yargının, siyasî iktidarın bir organı haline gelmesini, getirilmesini istemiyorum. Bu ülkede en azından yargı özerk yapısını korumalı, diye düşünüyorum.
Geçenlerde Celal Bey (Murakami)’in bu konuyla ilgili bir yazısını okudum. İnegöl ve Dörtyol’da meydana gelen terör saldırılarını, anayasa referandumuyla ilişkilendiren bir blog yazmış. Referandumdan çıkacak bir HAYIR sonucunun, ülke genelinde terör olaylarını daha da tırmandıracağına dair bir tespitte bulunmuş. Ülkemizin anayasası için kendi özgür irademizle kullanacağımız bir oy, güvenliğimiz ve huzurumuz için koşul haline geldiyse; işte o zaman demokratik yapımızda çok ciddi sorunlar yaşanıyor demektir.
Yine geçtiğimiz günlerde Başbakan’ın, yarı başkanlık sistemine geçiş ile ilgili birtakım hazırlıklar yapıldığına dair bir açıklamasını okumuştum. Böyle bir yasa değişikliği gerçekleşirse; Türkiye, tek adam rejimine bir adım daha yaklaşır ve BDP’li belediyelerin istediği özerk yapıya zemin hazırlanır.
Yaklaşan tehlikenin farkında mısınız?
* İnegöl-Dörtyol: PKK-Ergenekon El Ele, Daha Kanlı Günlere; Blog No: 256290