- Kategori
- Güncel
Anayasalar da Ağlar.

Anayasalar da ağlar, aynen analar gibi.
Evladını kaybeden , görevini yerine getiremeyen, sözü dinlenmeyen, onuru kırılan ana ağlar.
Anayasalar da öyledir.. Görevini yerine getiremiyorsa, maddelerine kimse uymuyorsa, boyuna değiştiriliyorsa Anayasalar da ağlarlar.
Özel hayat gizldir demiş, kimse uymamışsa; Ailenin korunması için tedbir alın demiş, aksine hala bir çok kadın ve çocuk perişan durumdaysa; Kanun Önünde Herkes eşit denmişse ve hala bir kısım vatandaşlarımız için dokunulmazlıktan söz ediliyorsa; Grev ve Sendika hakkı herkese tanınmıyorsa; Maddelerinin çoğuna uyulmuyorsa, Anayasalar nasıl ağlamasın?
ANA bu; kendinin bir yasal kalkan olduğunu, fren vazifesini gördüğünü bilir. O amaçla yaratılmıştır. Ancak uygulamada görür ki, hiç bir şeyi frenleyemiyor. Telefonlar dinleniyor, sorgusuz sualsiz, usulsuz olarak insanlar suçlanıyor, tutuklanıyor. Velhasıl evlatları kendisini dinlemiyor. Baba da yok. Ya yaşamıyor, ya da vefat etmiş. Sonunda, oturup ağlamaktan başka bir şey elinden gelmiyor.
O zaman bazı evlatlar düşünüyor. ANA' ya gerek var mı? Elbette var diyorlar. Ama Anamızın sözünü nasıl dinleteceğiz. Mutlaka Baba mı lazım? Hayır diyorlar. Öncelikle iyi evlat, akıllı evlat, hak hukuk bilir, gerçekten ailesini seven, kafası çalışan evlatlar lazım diyorlar. Yoksa yeni ana bulmak kolay. Ama, onu da değiştirmek kolay olacaktır diyorlar.
Tanrı herkese hayırlı ve kafası çalışır evlatlar ihsan etsin.