- Kategori
- Sinema
Angel, bir kadın filmi

Angel, Fransız yönetmen François Ozon’un filmi. Karmakarışık duygularla seyrettim filmi. Kostümler, dekorlar ve Angel rolündeki porselen ciltli güzel yıldız Romola Galai muhteşemdi.
Film, Londra’nın kenar mahallelerinden birinde yaşarken, yazdığı roman sayesinde bir yayıncının dikkatini çekerek para ve şöhrete kavuşan Angel’i anlatıyor.
Yaşadığı mahallesinden bir adım ileri gitmemişken inanılmaz zengin hayal dünyası ve yazı yeteneği sayesinde heyecanlı ve ihtiraslı romanlarıyla Angel istediği her şeye kavuşur. Güzel elbiselere, paraya, şöhrete, hizmetkarlara ve büyük bir şatoya: Paradise’a…
Annesinin bakkal dükkanının üstündeki evlerinde her saniyesini yazı yazarak ve hayal kurarak geçiren Angel, teyzesinin hizmetkarlık yaptığı Paradise’ı satın almayı başarır. Arzu ettiği para ve şöhrete kavuşur.
Kendine aşırı güveni cehaletinin önüne geçmekte, yayıncısının hiçbir uyarısını dikkate almamaktadır. Yazdıklarının tek bir kelimesinin bile değiştirilmesini istemez.
İnsanların hayallere ve ihtiras yüklü masallara o kadar çok ihtiyacı vardır ki romanları büyük ilgi görür. Çok satar.
Angel’ın cahil cesaretine şaşırmakla, görgüsüzlüğünü ve abartılı tercihlerini itici bulmakla beraber, sizi de kuşatmasına da engel olamıyorsunuz. Romola Galai o kadar güzel ve heyecanlı bir portre çiziyorki Angel’ın coşkusuna, hırsına, güzelliğine kapılıveriyorsunuz… Tıpkı ona sahip olabilmek için gururundan vazgeçebilen ressam sevgilisi gibi…
Size gerçekleri hatırlatan tek unsur belki de yayıncının karısı rolündeki Charlotte Rampling’in güçlü ve sakin oyunculuğu! Kocası içten içe genç kıza aşıkken, bu mağrur kadın yüzünün her kıvrımı ve delici bakışlarıyla Angel’ın gerçekte ne olduğunu size hatırlatıveriyor. Ama ne yazıkki onu sadece antipatik buluyorsunuz… Angel o kadar güzel ki… O kadar genç ve tutkulu ki… Onun tarafını tutmayı tercih ediveriyorsunuz! Yönetmenin başarısı da burada işte!
Özellikle kadınların izlemesi gereken bir film. Angel bir kadın filmi. Tıpkı François Ozon’un diğer filmleri (8 Kadın) gibi… Kadınları iyi tahlil edebilen bir yönetmen Ozon. Ne de olsa Fransız!
Angel’ın hayallerinden kurduğu dünyasında ne yazıkki mutluluk kalıcı olamıyor. Angel çevresindeki her şeyi kendi istediği gibi görmek isteyen, hayatı olduğu gibi asla kabul etmeyen çok toy ve cahil bir kız. Ne yazıkki sevdiği erkeğe bile kendi istediği şekli vermek için uğraşıp duruyor film boyunca. O kadar çocuk ki, o kadar tutkulu ve inatçı ki… Ona “hayır” demek çok zor... Evleniyorlar. Ve kocası savaşa gidiyor. Savaşa gidişini bile kendisini terk ediş olarak değerlendiriyor Angel. Bu egoistçe sahipleniş kocasını kendisinden çok uzaklara düşürüyor. Genç adam bir başka kadının kolları arasında soluk alabiliyor ancak…
Ve Angel’ın ölüme uzanan yalnızlığı ve çöküşü başlıyor…
Onu belki de tek seven kişi, sadık yardımcısı ardından onun hayatını kaleme almaya niyetleniyor. Ancak Angel’ın gerçek hayatını mı yoksa hayallerinden yarattığı hayatını mı yazacağına bir türlü karar veremiyor…