- Kategori
- Ankara
Ankara- Yüksek İhtisas Hastanesi

YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ
Yüksek İhtisas hastanesinde, safra kesesinden ameliyat olmuştum.
Ameliyatta çok başarılı bir doktorum ve ekibi vardı. Bu doktoru tercih ettiğim için, özellikle bu hastanede ameliyat oldum.
Hasta odaları koğuş düzeninde idi. Bir odada 10- 12 kişi yatıyor, ağrısı sızısı olan, yeni ameliyat olan, derdine çare bulunamayan, hepsi aynı odada kalıyordu.
Tuvalet ihtiyacında, odada tuvalet olmadığından; katta bulunan genel tuvalete gidiliyordu. Birçok hastanın yattığı katın, tuvaletleri ne kadar düzenli olursa, tuvaletler o kadar düzenli idi. Hastalar hasta halinde, onca yolu kat ederek, tuvalete gidiyorlardı.
Katta bulunan oturma koltuklarının olduğu yerde, televizyon vardı. Oraya kadar gelebilenler, televizyonda takip ettiği diziyi izlerken; kat görevlisi geldi. Televizyonu kapatıp” Herkes odasına gitsin, televizyon izleme vakti sona erdi.” Dedi.
Yattığım oda da yatağımın yanında, pankreas kanseri olan hasta vardı. Urfalı olan hasta, gece boyu sancılandı. Yarım saatte bir, hemşireden ağrı kesici iğne vurmasını istiyor, hemşire “ Bu kadar sıklıkla iğne yapamayacağını, doktor izin verirse ancak yapabileceğini.” söylüyordu.
Yattığımız oda da kasavetli bir hava vardı. Kimse kimsenin derdi ile ilgilenmiyordu. Kimi odanın ışığının yanmasını, bazıları da söndürülmesini istiyordu. Hastalar, arada çalan cep telefonları ile telefon görüşmesi yapıyor, moral tazeliyordu.
Pencerenin kenarında bulunan yatağımdan, Sıhhiye meydanına bakıyor, hastaneden habersiz, gelip geçen arabaları izliyordum. Bir tarafta; derdiyle inleyen hastalar, öbür tarafta arabası ile gelip geçen, kendi dünyasını yaşayan insanlar vardı. Koca Ankara kim bilir neleri yaşıyordu.
Gece yanımda yatan hastanın, sık sık inlemesi ile uyandım. Kendim ameliyatlı olduğum için, yerimden fazla kalkamıyor, fazla konuşmakta istemiyordum. Acısından yatağında yatamayıp, yere çömelen Urfalı hastanın, ara sıra elimi beline koyuyor, dua edip kendimce ağrısını dindirmeye çalışıyordum. Elimden gelen başka bir şey yoktu. En acı şeylerden birisi, derdine çare bulunamayan hastanın yanında, onun gözüne bakıp oturmaktır. Bir şey yapamamak, sadece seyretmek!
Ertesi günü sabah, taburcu oldum. Evime giderek sağlığıma kavuştum. Bu yazıyı yazıp, yazmamak hususunda epeyce tereddüt etmiştim. Yazmalıydım, hastanede tespit ettiğim konuları ilgililere iletir, sorunların giderilmesine katkıda bulunurum diye düşündüm.
Yüksek İhtisas Hastanesi 1964 yılında hizmete açılmış. Hastanenin internet sitesinden öğrendiğime göre; Yüksek ihtisas hastanesinin açılış amacı, yurt dışına tedavi için giden hastaların, teşhis ve tedavisinin ülkemizde yapılması, ihtisas eğitimi ile daha çok doktorun yetişmesini sağlamaktır.
Hizmete açılan hastane, birçok ilklere imza atmış, değerli doktorların yetişmesini sağlamıştır. Aradan geçen 45 senelik süreden sonra, hastanenin fiziki yapısı yetersiz hale gelmiştir. Hasta sayısı artmış, Ülke çapında insanlar Ankara’ya gelerek, Yüksek İhtisas Hastanesinde tedavi olmayı, arzu etmişlerdir.
1998 yılında hastanenin arka tarafına, sosyal tesisler binası adı altında, yarışma projesi ile ilave bina yapılmıştır. Buraya sosyal tesis binası değil, ek hastane binası yapılması gerekirdi. Daha sonra bu yanlışın farkına varılıp, bu binada değişikliğe gidilmeye kalkışıldığın da, ek binanın yarışma projesi müellifi ile anlaşmazlığa düşüldüğünü öğrendim.
5846 sayılı Fikir ve sanat Eserleri Kanunu gereği, proje müellifinin binada yapılacak değişikliğe, izin vermesi gerekiyor. Aksi takdirde, binada değişiklik yapmak mümkün olmuyor.
Hastaların 10–12 kişilik odalarda yattığı, katlarda genel tuvalet ve banyoların kullanıldığı, üç yöneticinin aynı odada kaldığı, diğer hizmetler açısından da zorlukların yaşandığı hastanede; hastalara ameliyat için, uzun süreler verilerek hizmet yürütülmektedir.
Hastanenin fiziki mekânının, bir an önce iyileştirilmesi ile ilave bina ve katların yapılması zorunlu hale gelmiştir. Kamu yararına, hepimizin bir gün hastalanıp, bu hastaneden yararlanma ihtiyacımızın olacağını göz ardı etmeden, yasal haklara rağmen, bina yapımına ve kat ilavesine izin verilmesi için, yarışma projesi müellifi ile meslek odalarının bu konuda katkıda bulunması yararlı olacaktır.
Bundan hiç kimsenin kişisel kazancı olmayacak, ülke insanlarının sağlığına kavuşmasına, katkıda bulunulmuş olacaktır.
5846 sayılı kanunun üzerinde değişiklik yapılması için, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılmakta olan çalışmalarda; kamu yararı ile vatandaşlar ve proje müellifleri arasında, problem hale gelmiş konulara; acilen yasal olarak çözüm bulunması gerekmektedir.
Bu kanunda yapılacak değişiklikler sırasında, mimar ve mühendisleri ilgilendiren konuların ayrı tutularak, bu konuda özel bir kanun çalışmasının; Bayındırlık ve İskân bakanlığınca yürütülmesi daha isabetli olabilir.
Kültür bakanlığının ilgi alanına giren konular ile mimar ve mühendislerin ilgi alanı ayrılmaktadır. Dolayısı ile Bayındırlık ve İskân bakanlığınca, bu konuda özel kanun çalışması yapılması gerekmektedir.
Yüksek ihtisas hastanesinde olduğu gibi, diğer hastanelerin benzer problemleri olabilir. Sorunlara yapıcı olarak yaklaşılarak, ertelemeden çözüm yolları aranmalıdır. Ülkemizde sağlık sektörü, büyük aşamalar kaydetmiştir. 1979 yılında Numune hastanesinde, bir adet mide filmini çekecek makine vardı. Oda bozuk olduğu için bana, filmi dışarıda çektirmem söylenilmişti. Şimdi aynı numune hastanesinde her çeşit Emar kısa sürede çekilmekte, hizmet sağlanmaktadır.
Arzumuz, her şeyin daha güzel olması, insanımıza hak ettiği hizmetin sağlanmasıdır.
Mustafa Yolcu