​ Ankara'nın ödülüne bak, şu vatandaşın çilesine bak... / Kent Yaşamı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '15

 
Kategori
Kent Yaşamı
 

Ankara'nın ödülüne bak, şu vatandaşın çilesine bak...

Ankara'nın ödülüne bak, şu vatandaşın çilesine bak...
 

Ankara'da yeni gelenek: Akşam oturmasında yatıya kalmak.


Geçenlerde, uzun süredir görüşemediğim bir arkadaşım, dışarıda bir akşam yemeğine davet etti.

"Tamam olur ama merkezi bir yerde olsun" dedim. Malum Ankara'nın ulaşımı gece yarısından sonra önemli ölçüde azalıyordu.

Saat 19:00 gibi buluştuk. 19:30 da bir yerde yemeğe oturduk. Sohbet sohbeti açtı, saatler neredeyse 22:00'yi geçti.

"Tamam" dedim. "Kalkma vakti geldi." "Yahu daha muhabbete yeni başladık biraz daha oturalım" falan türünden ısrarlara kulak asmadan 22:30 da Kızılay metro istasyonuna vardım.

Biraz bekledikten sonra metro geldi ve benim gibi bekleyenlerle birlikte içeriye doluştuk. Ağır adımlarla Batıkent'e vardığımızda saatler 23:10'u gösteriyordu. İner inmez Sincan metrosunu yakalamak üzere hemen karşı perona koştum. Peronda bir metro vardı ama ışıkları yanmıyordu. Oradaki güvenlik görevlisine yanaşıp "bu metro ne zaman kalkar acaba?" diye sordum.

"Abi Sincan yönüne son metro 23:00 de kalktı" dedi.

"Bildiğim kadarıyla geçen sene Mayıs ayında metroda sinyalizasyon çalışması yapılacağı gerekçesiyle EGO bir süre son metro saatlerini öne çekmişti. Hatta ondan sonra metroya aktarmasız olarak binecektik. Aylar sonra hala o çalışma tamamlanamadı mı?" dedim.

Adam güldü sadece...

"Avrupa Başkenti Ankara'da çare tükenir mi?" dedim kendi kendime.

Malum; Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından verilen Avrupa Başkenti Ödüllerini almış bir başkentte yaşıyoruz. Akdeniz Parlamenterler Meclisi tarafından verilen “Akdeniz’de Mükemmellik Ödülü” nü de almıştık ayrıca. İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı tarafından Çevre, Kentsel Dönüşüm ve Peyzaj ödülleri de verilmişti bize.  Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından onaylanan LivCom Yaşanabilir Toplumlar Ödülleri’ni de kazanmıştık 2012 yılında.

"Üst üste  4 yıl Türkiye’nin en yaşanabilir kenti seçilen, şimdi de altı kriterin ikisinde Dünya’nın En Yaşanabilir Kenti seçilen Ankara'da akşamın 23ünde Batıkent'te ortada kala kalmak olur mu hiç canım." dedim kendi kendime.

Çıktım metro istasyonundan dışarı, otobüs durağına gittim ve beklemeye koyuldum.

Fakat ne gelen vardı ne de giden. Çaresizce bir süre daha bekledikten sonra oradaki tek nöbetçi esnafa (kokoreççiye) sordum otobüslerin durumunu.

"Abi bu saatten sonra otobüs falan gelmez buraya dedi.

Ankara'yı Türkiye'nin ve dünyanın en yaşanabilir kenti seçen Jüri üyeleri geldi aklıma hemen. Saygıyla andım hepsini teker teker... Sevgilerimi sundum kendilerine birer birer...

Hemen bir taksi çevirdim, akşam yemeği faturasından daha yüksek bir ücrete anlaşarak eve doğru yola koyuldum. Ankaralıya bunu müstahak gören yöneticilere mi kızsam, yoksa buna müstahak olan Ankaralılara mı kızsam bilemedim.  Hangisi birbirinden daha suçlu bilemedim. Hani başka hiç Başkent görmesem; belediyenin hizmetleri karşılığında "yahu çok çalışıyor adamlar" diyebilirim. Nankörlük ediyorum diye düşünebilirim. Ama lanet olsun ki gördüm AB ve Atlantik ötesi Başkentlerini...

Her neyse benim derdim de Ankara'yı yönetenlerle değil zaten. "Kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş" onların gözünden Ankara'ya bakınca yaşanabilir, pamuk gibi bir şehir görülebilir. Ben asıl o ödülleri veren Jüriyi merak ediyorum.

Eskiden görevli olarak yurt dışına gittiğimde bizi ağırlayanlar o şehrin en güzel yerlerinde ağırlarlardı. En güzel yerlerini gezdirirler, en güzel yemekleri yedirirlerdi. Siz de eğer kaldığınız süre zarfında size ayrılan otelin çevresinden dışarı çıkmamışsanız o şehrin tamamını öyle güzel sanırsınız.

New York'un meşhur homeless leri vardır, bilmezsiniz.

Londra'nın, Paris'in, Madrid'in arka mahalleleri vardır, görmezsiniz.

Prag'ın içinde bin Prag daha vardır, duymazsınız.

Ama sizi öyle güzel ağırlarlar ki... Ankara'yı dünyanın en yaşanabilir kenti sanırsınız.

Her neyse; o kadar ödül aldığına göre demek ki benim göremediğim çok üstün yanı varmış Ankara'mızın. Ankara'yı dünyanın yaşanabilir en iyi kenti yapan özelliklerini düşündüm takside. İlk aklıma gelen bir kaçını sizlerle paylaşayım istedim.

Havaalanından şehir merkezine raylı taşıma sistemi olmayan Avrupa'nın tek Başkentidir Ankara.

Karne ile doğalgazın satıldığı, kullanmadan parasının alındığı tek şehirdir Ankara.

Kent merkezinde doğal park alanı olmayan tek AB şehridir Ankara.

Saat 23:00'den sonra hayatın durduğu tek şehirdir Ankara.

Kış aylarında bile kanalizasyon kokan tek şehirdir Ankara.

İki yılda bir durakları, üç yılda bir kaldırımları yenilenen ancak parasızlık çeken tek şehirdir Ankara.

Metrosu; otobüsten daha yavaş giden tek şehirdir Ankara.

Resimsiz, heykelsiz, festivalsiz, eğlencesiz, kültürsüz tek şehirdir Ankara.

Sinema ve tiyatro fakiri bir kenttir Ankara.

Denizi olup, yüzülemeyen ve kumsalı olmayan tek şehirdir Ankara.

Pür dikkat yere bakmadan yürüyemeyeceğiniz tek başkenttir Ankara.

Yaya değil, bisikletli değil, motorlu taşıt öncelikli şehirdir Ankara.

Engelli bir şehirdir Ankara.

Kısacası; yaşanabilir değil, yaşamı engelleyen bir şehirdir ANKARA.

 
Toplam blog
: 41
: 2690
Kayıt tarihi
: 29.04.12
 
 

Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldum.  Ardından Ankara Üniver..