- Kategori
- Şiir
Ankara

Ankara’da yaşlanmaya
Seninle sessiz
Seninle sensiz
Felsefe okuyup
Şiir yazarak
Olur olmaz sokaklara
Tartışamadığım tek konusun
Anlamasan da olur
Anlaşmasakda
Ne zaman duysam kederini
Bir kitaba başlıyorum
Gece hüznün en sütlü katında
Bırakıyorum sigarayı
Çünkü hiç bilmiyorum
Sevdiklerimin memleketini
Çünkü hiç bilmiyorum
Akan zamanın çizgiselliğini
Hırçın saatler kuruyorum
Dil tarih Coğrafya Fakültesine en erken ben varıyorum
Adı sanı duyulmamış bir filozofun rüyasından
Esinlenerek
- ki o gece kar yağmasına yakın
- ki o gece sokağında
Adını sayıklamanın hünerli yolları var
Kasım ayı
Vize zamanı
Ankara sabahında
Hıçkırarak uyanıyorum
Filozof olsam ya da
Ankara’ya hiç var
Ömrüme dokunuyor her soru
Hipoglisemi mi?
Anlatsam o fasıl gecesini
- ki en büyük hayalimdi
- ki o gece
Varlık ve Zaman’ı yastık yapıp
Göğsümde bulantı
Kalbime yürek demeyeli
Ankara küs
Ölümcül Ankara
Şiir doğuyor her kız çocuğu
İçten büyüyor
İçten dokuz on yaşlarında
“Sigaramın dumanına saklasam seni”
İçten sorguluyor
Kalbe ne zaman yürek demeli
Yaşlanıyorum
İş güç yok
Varsın
Yetiyorsun
Ankara’da
Kimi zaman nefessiz kaldığı için
Kimi zaman tedavisini aramadığı için
Sayısal oynayıp
Ertesi gün ekmek almadığı için
Adı deliye çıkandan
Adı filozofa çıkandan
Adı şaire çıkandan
Kork!
Kork ve yaklaş
Göllerime
Donmak üzere olan gözlerime
Dokun ki ağlasın
Ne okursan oku
Aklımda kalansın
Nasıl yorarsam yorayım
İçten
Nasıl anlatırsan anlat
Yürekten
- ki kalp diyemediğim
Ankara
Çirkin Ankara
Avuçlarında ölmeliyim!