Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
624
 

Anlamak

Ne kadar anlatırsanız anlatın bir şeyleri; anlattıklarınızın ne kadarının karşıya ulaştığı, karşıdakinin “kapasitesiyle, algısıyla, ne kadar anlamak istediğiyle…” alakalıdır. Yani anlamakla anlatmak karşılıklı işleyen, karşılıklı işlediğinde faydalı olan süreçlerdir. Yoksa, kör dövüşüne dönüşür işler. Siz, bir duvara konuşursunuz, anlatırsınız, çabalarsınız habire… Duvar duvarlığını yapar, algıları olmayan bir nesneye ne yakışırsa, o kadar algısız ve anlayışsız dikilir karşınızda.

Bu bir algı meselesidir. Karşıdakinin sizi dinlemeye gönlü olmalıdır evvela. Kalıplarını, sınırlarını, önyargılarını terk etmiş; sizi gönül kulağıyla dinliyor olmalıdır. Hatta anlayabilmek de çaba gerektirir anlatabilmek kadar. Belki siz gibi düşünmeye çabalamalıdır karşıdaki zaman zaman, moda deyişle; empati yapmalıdır. Salt sözcüklerle yola çıkmamak, sözcüklerin ötesine geçmek çabasıdır çünkü anlamak; hissedebilmektir karşıdakine ait verileri…

Örneğin, enteresan bir sürü şeyin, her gün fazlasıyla yaşandığı ülkemizde, 80 darbesi döneminde çok enteresan bir şey yaşanmıştır. O zamana kadar birbirini dinlemeyen, birbirini dinlemek bir yana; her gördükleri yerde birbirini boğazlayan sağcılarla solcular aynı koğuşlarda hapsedilince, birbirlerini dinlemek durumunda kalmış, hatta o hapislik dönemlerinin sonunda yaptıkları röportajlarda, çarpıcı bir şekilde birbirlerini anlamaya başladıklarını söylemişlerdir. Demek ki diyor insan, - bahsi geçen yöntem her ne kadar kabul edilir olmasa da, sadece bir tespitte bulunmak noktasında- zorla da olsa birbirlerini dinlemeye başlayınca insanlar; anlamaya da başlayabiliyorlar.

Ve zaten nihayetinde de, dünyada kimsenin tahmin edemediği bir şekilde ve hızda yerleşen bilgi çağı hakimiyeti ile birlikte, herşeyde olduğu gibi; düşüncelerdeki katı, keskin ve anlamsız ayrışmalar da ortadan kalkmaya başlamıştır. Bugün gelinen noktada ise her kesime kolaylıkla ve hızla ulaşabilen medya, internet ve tabii yaşanmışlıklardan gelen tecrübeler sayesinde daha çok birbirimizi dinler bir toplum olmaya başladık.

Dinlemek, anlamaya çalışmak, konuşmak, dialog yolunu tercih etmek, çözümler üretmek… “İnsanlar konuşa konuşa” derken atalarımız aslında; “İnsanlar birbirlerini dinleye dinleye” demek istemiştir. Çünkü konuşmak karşıdakinin dinlemesiyle anlamlı hal alan bir süreçtir.

Sanki artık ülkemizdeki kör dövüşleri de bitecek gibi görülüyor son dönemdeki yaklaşımlarla. Toplum olarak birbirimize daha çok saygı duydukça, daha çok dinleyip, birbirimizi daha çok anlamaya çalıştıkça; görülecektir ki, çözümleri kendiliğinden oluşacak zaten her sorunun da. Şimdi birbirimizi gönül kulağıyla dinlemek ve anlamaya çalışmak zamanı. Çok zaman kaybettik ülke olarak, toplum olarak; çok kan, çok para… Ve hiçbirinin telafisi yok hayatta. Tek yapmamız gereken birbirimize değer vermek; birbirimizi anlamaya çalışmak, bunun için çabalamak, bunun için emek harcamak…

D. Dara KILINÇ

ddarakilinc@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 160
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2686
Kayıt tarihi
: 16.04.09
 
 

Öykü Şiir Deneme ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster