- Kategori
- Öykü
Anlamsız itiraf..

Hoşçakal..
"Bu kadar basit" onun için diye düşündü içinden.. Tıpkı bir çırpıda ağzından dökülen "Seni seviyorum." demesi gibi...
Üniversite kantininde ilk karşılaştıkları gün geldi aklına. Tam sıra kendisine gelmişken "Bir soğuk sandwiç ve kola"diyerek öne geçmişti birden. Sonra pis pis gülerek "Acelem var ufaklık bekle biraz" diyerek özür bile dilememişti.
Az sonra tost ve ayranla masasına oturduğunda anladı acelenin sebebini. Kendisi gibi ukala ve şımarık, kızların çoğunlukta olduğu arkadaş grubuyla hafta sonu çıkılacak tekne gezisinin programı yapılıyordu yan masada.
Günler hızla geçiyordu. Vizeler bitmiş finaller yaklaşmıştı. Fuat fakültenin en büyüklerindendi. Her yıl çift dikiş geçerek sorumsuz yaşantısına devam ediyordu hiç gocunmadan. Lanet olası geçen kış son model arabasıyla geçerken otobüs durağında bekleyen Aydan'ı çamura bulamıştı.
Aydan, okul çıkışlarında MMM Migros'ta kasada çalışıyordu, okul masraflarını karşılamak için. Babası kendisi gibi okuyan 3 kardeşine zor yetişiyordu. Annesi yıllardır geçirdiği felç neticesinde ancak evin içerisinde dolaşabiliyordu. Evin tüm sorumluluğu 4 kardeş arasında paylaşılmış durumdaydı. Babaları iş çıkışı sonrası gece bekçiliği yapıyordu. Aydan okulları bittiğinde onları bekleyen mutlu sonun hayalleriyle , küçücük dünyalarında büyük umutlar saçıyordu etrafına.
"Sen hep böyle snop musun?" Aydan kütüphanede, ders notlarının arasından başını kaldırıp sesin geldiği yöne doğru baktı. "Bana mı sordunuz?"
-Evet sana sordum. Kendine hava mı vermek istiyorsun ? Çevrene karşı bu kadar soğuk ve uzak duruşunun nedeni dikkat çekmek için değil mi?
-Başka söyleyecek bir şeyiniz yoksa çalışmak istiyorum.
Fuat söyleyecek söz bulamamıştı. İçinden -pişman olcaksın ufaklık- diye geçirdi.
Aynı gün okul çıkışı Aydan seri adımlarla bahçede yürürken bir cüzdan gördü düşürülmüş. İçini açıp baktı. Gözlerine inanamadı.Babasının ve kendisinin kazandığı kadar bir para vardı içerisinde. Öğrenci kimliğini araştırdı ve buldu. Tanımıştı görür görmez. Fuat'ın şımarık grubundan bir kıza aitti. Koşarak otoparka yöneldi. İşte oradalardı.
-Bu cüzdan size ait. Düşürmüşsünüz buyrun.
-Ayy çok teşekkür ederim yaaa. Neydi adın ?
-Aydan.
-Sana teşekkür etmem lazım. Bizimle gelsene sana yemek ısmarlarım.
-Teşekkür ederim. Sorun değil. İşe yetişmem lazım.
-Biz seni işe bırakırız. Hadi gel. Kendimi rahatsız hissederim.
-Üzgünüm. Bir daha ki sefere.
Fuat hiç karışmadan dinlemişti diyalogları. Bu kızda olan herneyse onu farklı kılan çözecekti.
-Siz gidin çocuklar benim biraz işim var.
Aceleyle arabaya binip Aydan'ı takip etmeye başladı. Önce otobüs durağına kadar, sonrada bindiği otobüsü takip etmeye başladı. Aydan Market'e yakın bir durakta inip hızla yürümeye başladı. Fuat'ta arabadan inip takibe devam etti. Bir süre sonra Aydan kasada ki yerini almıştı. Fuat hiç bilmediği duygular içerisinde bir kaç parça bir şey alıp kasaya geldi.
-Merhaba.
Aydan hiç yüzüne bakmadan aynı şekilde karşılık verdi. Barkotları okuttu. Yekûn tuşuna bastı. 15.ytl demek için başını kaldırdığında gözgöze geldi Fuatla.
-Bende hiç yüzüme bakmayacaksın sanmıştım.
-....
-Snopsun işte. Seni üç gün sonra atarlar işten.Müşteriye güleryüzlü olman gerektiğini öğretmediler mi sana?
Aydan, yüzünü bile görmekten nefret ettiği bu adamı karşısında görünce şaşırmıştı aslında ama bunun bir başlangıç olmaması için susmayı tercih etmişti.
Ertesi gün okulda bahçede notlarına göz atarken Fuat yanına oturdu. Aydan hiç başını kaldırmadı.
-Gel senle barış yapalım. Hatta normal insanlar gibi tanışalım ne dersin?
-Ben Fuat. Son sınıf öğrencisiyim.
-Aydan.3. sınıftayım.
-Büyüyünce ne olacaksın Aydan ?
İlk kez kahkaha attı . Fuat amacına ulaştığını zannederek bildiği tüm tavlama hünerlerini sergilemeye geçti hemen.
-Bak hamburger ve ayran aldım ikimize.
Aydan kararsız kaldı. Bu adamdan bunu kabul etmesi demek sırnaşıklıklarına çanak tutmak olacaktı. Ama red de edemezdi. Çünkü kendisine alınmıştı. Saygısızlık olacaktı. Yine de;
-Az önce yedim.Teşekkür ederim cümlesi döküldü ağzından.
Fuat hiç alışık olmadığı bu tavır karşısında, "Sakin ol sinirlenme bu küçük budalaya haddini bildireceğin günü getir gözlerinin önüne ve kendini kontrol et ." diye geçirdi içinden.
-Aydan.
-Efendim.
-Seni sevdiğimi anlamayacak kadar kör olmayı nasıl becerebiliyorsun ? Bana da öğretirmisin lütfen.İzin ver sana kendimi tanıtim. Zannettiğin gibi olmadığımı görmeni istiyorum.
-Hakkınızda ne düşündüğümü nerden biliyorsunuz ki? Sadece ben de sizi anlayamıyorum. Ayrı dünyaların insanları olduğumuzu nerden görmezlikten geliyorsunuz? Neden bu kadar ısrarcısınız?
-Söyledim ya. Uzun zamandır seni izliyorum. Sende ki bu gizem, aşırı gurur , mahçup tavırlar bende farklı duygular uyandırdı ve bunun sevgi olduğunu anladım. İlk kez başıma böyle bir şey geldi Aydan. Bana izin ver lütfen.
Aydan hiç cevap vermedi.
Fuat hergün markete gidiyor , laf olsun diye bir şeyler alıyor , espriler yapıyor , Aydan'ı elde edeceği günün hayallerini kuruyordu.
Bir süre sonra Aydan annesini kaybetti. Ertesi gün vize sınavı vardı. Ailenin ısrarı ile istemeye istemeye okula gitti.
Evde kardeşleri üzülmesin diye ağlayamıyordu bile. Okuldan içeri girdiğinde Fuat'ı kendisini bekler buldu.
-Nerdesin sen? Dünden beri çıldırdım seni görmeyince. Markete de gitmemişsin. Neden ağladın sen?
-Annemi kaybettim.
Fuat Aydan'a sarıldı, başını göğsüne bastırdı.
-Çok üzüldüm. Afedersin bebeğim. Gel şöyle oturalım.
Aydan nefret ettiği bu adamın omzunda ağlıyordu şimdi. Kendini savunmasız, küçücük bir çocuk gibi hissediyordu. Annesi yoktu artık ve o kendini koskoca dünyada tek başına kalmış gibi hissediyordu.
-Hiç itiraz istemiyorum. Çıkışta seni bekleyeceğim. Eve ben bırakacağım seni.
Aydan gözlerini sildi. Cevap vermeden kalktı yerinden.
Çıkışta tam okulun önünde bekliyordu Fuat.
-Hadi bin arabaya.
Aydan kısa bir tereddüt yaşadı.
-Aydan ! Bin arabaya. Lütfen.
İstemeye istemeye bindi. Kapıya yanaştı iyice. Hayatında ilk kez bu kadar lüks bir arabaya binmişti. Ama onu ilgilendirmiyordu. Bir an önce eve gitmek, akşam yapılacak dua için hazırlıklara göz atmak vardı aklında.
Fuat sahil yolundan giderken bir an yavaşladı ve durdu.
-Deniz havası sana iyi gelecek. Hem omuzumda kurumuşken belki yeniden ağlamak acını hafifletmek istersin.
İndiler arabadan. Aydan gözlerini kapatıp kokuyu içine çekti. Annesinin kokusunu getirmişti ona sanki. Gözlerinden ip gibi yaşlar süzülmeye başladı. Fuat arabanın ön kapısını açıp onu içeriye oturttu.
-Kapı açık kalsın hava al. Ağla, bağır ben kahve almaya gidiyorum.
Aydan denileni yaptı. Şimdi kendini daha iyi hissediyordu.
Fuat iyi niyet gösterisinin arkasında ki iğrenç yüzü ile aldığı kahvenin içerisine cebinde ki viskiden koydu.
Aydan teşekkür ederek içti. O kadar gergin olmasına karşın hiç ağzına alkol değmediği için üzerine tuhaf bir rehavet çökmesini deniz havasına ve ağlamasına bağladı. Bir süre sonra kendisine 2. bir kahve almaya gitti Fuat.
-İçermisin sen de.
-Hayır.
-Bana da çok gelecek . Uzat bardağını paylaşalım.
Aydan gözlerinin kapandığını hissetti.
Omuzunda bir ağırlık hissetti. Fuatın başıydı. En son ön koltukta oturduğunu haturlıyordu. Ama şu an arka koltuktaydılar. Hava kararmak üzereydi ve bir ormandaydılar. Aydan büyük bir korkuyla ;
-Beni neden buraya getirdin ?Neresi burası? Eve çok geciktim beni merak etmişlerdir kalk lütfen diyerek sarsmaya başladı Fuat'ı.
Fuat pervasız bir şekilde;
-Ne bağırıp duruyorsun kabahat mi ettim seni buraya getirmekle? Deniz havasından sonra orman havası, bol oksijen ikimize de iyi gelir diye düşündüm. Hem sen istedin.
-Nasıl yani?
-Beni götür Fuat dedin.
-Hayır böyle bir şey söylemiş olamam. Annemin acısı yüreğimi acıtırken seninle gezmeyi düşünmeyecek kadar sorumluluk sahibiyim.
-Onun için mi kollarımda seni seviyorum Fuat diye inledin?
Aydan o an dondu kaldı. Kilitlenmişti sanki. Duydukları gerçek olamazdı. Bir rüya olmalıydı bu. Gerçek olmayan şeyler ancak rüyalarda görülürdü çünkü.
Fuat arabadan indi. Kollarını iki yana açarak gerindi. Gömleğini pantolonunun içine yerleştırdi. İki eliyle saçlarını düzeltti arabaya bindi. Torpidodan saç jölesi çıkartıp aynada saçlarını jöleledi. Kokusunu sürdü.
-Evet ufaklık ben hazırım. Sende saçını başını düzelt seni eve bırakim.
Aydan hala olayın şokunu atlatamamış boş boş onu seyrediyordu.
-Götür beni.
Yol boyunca hiç konuşmadı Aydan. Fuat sürekli cep telefonu ile akşam için planlar yapıyordu arkadaşlarıyla.
Islık çalıyor. Müzik dinliyordu.
-Asma artık suratını yaa.
Aydan evin yakınına geldiklerinde ;
-Dur burada ineceğim dedi.
-Evine var ama daha.
-Akşam annemin duasında ikram edilecek helva için malzeme alacağım.
-Doğru ya annen ölmüştü senin. Bir gün herkes ölecek çok abartma. Haa bu arada hiçbir şeyi çok abartma. Merak etme kimseye söylemem.
-HOŞÇAKAL...
Nur Zeynep
24.6.2008
Öykü denemem
"Bu kadar basit" onun için diye düşündü içinden.. Tıpkı bir çırpıda ağzından dökülen "Seni seviyorum." demesi gibi...
Üniversite kantininde ilk karşılaştıkları gün geldi aklına. Tam sıra kendisine gelmişken "Bir soğuk sandwiç ve kola"diyerek öne geçmişti birden. Sonra pis pis gülerek "Acelem var ufaklık bekle biraz" diyerek özür bile dilememişti.
Az sonra tost ve ayranla masasına oturduğunda anladı acelenin sebebini. Kendisi gibi ukala ve şımarık, kızların çoğunlukta olduğu arkadaş grubuyla hafta sonu çıkılacak tekne gezisinin programı yapılıyordu yan masada.
Günler hızla geçiyordu. Vizeler bitmiş finaller yaklaşmıştı. Fuat fakültenin en büyüklerindendi. Her yıl çift dikiş geçerek sorumsuz yaşantısına devam ediyordu hiç gocunmadan. Lanet olası geçen kış son model arabasıyla geçerken otobüs durağında bekleyen Aydan'ı çamura bulamıştı.
Aydan, okul çıkışlarında MMM Migros'ta kasada çalışıyordu, okul masraflarını karşılamak için. Babası kendisi gibi okuyan 3 kardeşine zor yetişiyordu. Annesi yıllardır geçirdiği felç neticesinde ancak evin içerisinde dolaşabiliyordu. Evin tüm sorumluluğu 4 kardeş arasında paylaşılmış durumdaydı. Babaları iş çıkışı sonrası gece bekçiliği yapıyordu. Aydan okulları bittiğinde onları bekleyen mutlu sonun hayalleriyle , küçücük dünyalarında büyük umutlar saçıyordu etrafına.
"Sen hep böyle snop musun?" Aydan kütüphanede, ders notlarının arasından başını kaldırıp sesin geldiği yöne doğru baktı. "Bana mı sordunuz?"
-Evet sana sordum. Kendine hava mı vermek istiyorsun ? Çevrene karşı bu kadar soğuk ve uzak duruşunun nedeni dikkat çekmek için değil mi?
-Başka söyleyecek bir şeyiniz yoksa çalışmak istiyorum.
Fuat söyleyecek söz bulamamıştı. İçinden -pişman olcaksın ufaklık- diye geçirdi.
Aynı gün okul çıkışı Aydan seri adımlarla bahçede yürürken bir cüzdan gördü düşürülmüş. İçini açıp baktı. Gözlerine inanamadı.Babasının ve kendisinin kazandığı kadar bir para vardı içerisinde. Öğrenci kimliğini araştırdı ve buldu. Tanımıştı görür görmez. Fuat'ın şımarık grubundan bir kıza aitti. Koşarak otoparka yöneldi. İşte oradalardı.
-Bu cüzdan size ait. Düşürmüşsünüz buyrun.
-Ayy çok teşekkür ederim yaaa. Neydi adın ?
-Aydan.
-Sana teşekkür etmem lazım. Bizimle gelsene sana yemek ısmarlarım.
-Teşekkür ederim. Sorun değil. İşe yetişmem lazım.
-Biz seni işe bırakırız. Hadi gel. Kendimi rahatsız hissederim.
-Üzgünüm. Bir daha ki sefere.
Fuat hiç karışmadan dinlemişti diyalogları. Bu kızda olan herneyse onu farklı kılan çözecekti.
-Siz gidin çocuklar benim biraz işim var.
Aceleyle arabaya binip Aydan'ı takip etmeye başladı. Önce otobüs durağına kadar, sonrada bindiği otobüsü takip etmeye başladı. Aydan Market'e yakın bir durakta inip hızla yürümeye başladı. Fuat'ta arabadan inip takibe devam etti. Bir süre sonra Aydan kasada ki yerini almıştı. Fuat hiç bilmediği duygular içerisinde bir kaç parça bir şey alıp kasaya geldi.
-Merhaba.
Aydan hiç yüzüne bakmadan aynı şekilde karşılık verdi. Barkotları okuttu. Yekûn tuşuna bastı. 15.ytl demek için başını kaldırdığında gözgöze geldi Fuatla.
-Bende hiç yüzüme bakmayacaksın sanmıştım.
-....
-Snopsun işte. Seni üç gün sonra atarlar işten.Müşteriye güleryüzlü olman gerektiğini öğretmediler mi sana?
Aydan, yüzünü bile görmekten nefret ettiği bu adamı karşısında görünce şaşırmıştı aslında ama bunun bir başlangıç olmaması için susmayı tercih etmişti.
Ertesi gün okulda bahçede notlarına göz atarken Fuat yanına oturdu. Aydan hiç başını kaldırmadı.
-Gel senle barış yapalım. Hatta normal insanlar gibi tanışalım ne dersin?
-Ben Fuat. Son sınıf öğrencisiyim.
-Aydan.3. sınıftayım.
-Büyüyünce ne olacaksın Aydan ?
İlk kez kahkaha attı . Fuat amacına ulaştığını zannederek bildiği tüm tavlama hünerlerini sergilemeye geçti hemen.
-Bak hamburger ve ayran aldım ikimize.
Aydan kararsız kaldı. Bu adamdan bunu kabul etmesi demek sırnaşıklıklarına çanak tutmak olacaktı. Ama red de edemezdi. Çünkü kendisine alınmıştı. Saygısızlık olacaktı. Yine de;
-Az önce yedim.Teşekkür ederim cümlesi döküldü ağzından.
Fuat hiç alışık olmadığı bu tavır karşısında, "Sakin ol sinirlenme bu küçük budalaya haddini bildireceğin günü getir gözlerinin önüne ve kendini kontrol et ." diye geçirdi içinden.
-Aydan.
-Efendim.
-Seni sevdiğimi anlamayacak kadar kör olmayı nasıl becerebiliyorsun ? Bana da öğretirmisin lütfen.İzin ver sana kendimi tanıtim. Zannettiğin gibi olmadığımı görmeni istiyorum.
-Hakkınızda ne düşündüğümü nerden biliyorsunuz ki? Sadece ben de sizi anlayamıyorum. Ayrı dünyaların insanları olduğumuzu nerden görmezlikten geliyorsunuz? Neden bu kadar ısrarcısınız?
-Söyledim ya. Uzun zamandır seni izliyorum. Sende ki bu gizem, aşırı gurur , mahçup tavırlar bende farklı duygular uyandırdı ve bunun sevgi olduğunu anladım. İlk kez başıma böyle bir şey geldi Aydan. Bana izin ver lütfen.
Aydan hiç cevap vermedi.
Fuat hergün markete gidiyor , laf olsun diye bir şeyler alıyor , espriler yapıyor , Aydan'ı elde edeceği günün hayallerini kuruyordu.
Bir süre sonra Aydan annesini kaybetti. Ertesi gün vize sınavı vardı. Ailenin ısrarı ile istemeye istemeye okula gitti.
Evde kardeşleri üzülmesin diye ağlayamıyordu bile. Okuldan içeri girdiğinde Fuat'ı kendisini bekler buldu.
-Nerdesin sen? Dünden beri çıldırdım seni görmeyince. Markete de gitmemişsin. Neden ağladın sen?
-Annemi kaybettim.
Fuat Aydan'a sarıldı, başını göğsüne bastırdı.
-Çok üzüldüm. Afedersin bebeğim. Gel şöyle oturalım.
Aydan nefret ettiği bu adamın omzunda ağlıyordu şimdi. Kendini savunmasız, küçücük bir çocuk gibi hissediyordu. Annesi yoktu artık ve o kendini koskoca dünyada tek başına kalmış gibi hissediyordu.
-Hiç itiraz istemiyorum. Çıkışta seni bekleyeceğim. Eve ben bırakacağım seni.
Aydan gözlerini sildi. Cevap vermeden kalktı yerinden.
Çıkışta tam okulun önünde bekliyordu Fuat.
-Hadi bin arabaya.
Aydan kısa bir tereddüt yaşadı.
-Aydan ! Bin arabaya. Lütfen.
İstemeye istemeye bindi. Kapıya yanaştı iyice. Hayatında ilk kez bu kadar lüks bir arabaya binmişti. Ama onu ilgilendirmiyordu. Bir an önce eve gitmek, akşam yapılacak dua için hazırlıklara göz atmak vardı aklında.
Fuat sahil yolundan giderken bir an yavaşladı ve durdu.
-Deniz havası sana iyi gelecek. Hem omuzumda kurumuşken belki yeniden ağlamak acını hafifletmek istersin.
İndiler arabadan. Aydan gözlerini kapatıp kokuyu içine çekti. Annesinin kokusunu getirmişti ona sanki. Gözlerinden ip gibi yaşlar süzülmeye başladı. Fuat arabanın ön kapısını açıp onu içeriye oturttu.
-Kapı açık kalsın hava al. Ağla, bağır ben kahve almaya gidiyorum.
Aydan denileni yaptı. Şimdi kendini daha iyi hissediyordu.
Fuat iyi niyet gösterisinin arkasında ki iğrenç yüzü ile aldığı kahvenin içerisine cebinde ki viskiden koydu.
Aydan teşekkür ederek içti. O kadar gergin olmasına karşın hiç ağzına alkol değmediği için üzerine tuhaf bir rehavet çökmesini deniz havasına ve ağlamasına bağladı. Bir süre sonra kendisine 2. bir kahve almaya gitti Fuat.
-İçermisin sen de.
-Hayır.
-Bana da çok gelecek . Uzat bardağını paylaşalım.
Aydan gözlerinin kapandığını hissetti.
Omuzunda bir ağırlık hissetti. Fuatın başıydı. En son ön koltukta oturduğunu haturlıyordu. Ama şu an arka koltuktaydılar. Hava kararmak üzereydi ve bir ormandaydılar. Aydan büyük bir korkuyla ;
-Beni neden buraya getirdin ?Neresi burası? Eve çok geciktim beni merak etmişlerdir kalk lütfen diyerek sarsmaya başladı Fuat'ı.
Fuat pervasız bir şekilde;
-Ne bağırıp duruyorsun kabahat mi ettim seni buraya getirmekle? Deniz havasından sonra orman havası, bol oksijen ikimize de iyi gelir diye düşündüm. Hem sen istedin.
-Nasıl yani?
-Beni götür Fuat dedin.
-Hayır böyle bir şey söylemiş olamam. Annemin acısı yüreğimi acıtırken seninle gezmeyi düşünmeyecek kadar sorumluluk sahibiyim.
-Onun için mi kollarımda seni seviyorum Fuat diye inledin?
Aydan o an dondu kaldı. Kilitlenmişti sanki. Duydukları gerçek olamazdı. Bir rüya olmalıydı bu. Gerçek olmayan şeyler ancak rüyalarda görülürdü çünkü.
Fuat arabadan indi. Kollarını iki yana açarak gerindi. Gömleğini pantolonunun içine yerleştırdi. İki eliyle saçlarını düzeltti arabaya bindi. Torpidodan saç jölesi çıkartıp aynada saçlarını jöleledi. Kokusunu sürdü.
-Evet ufaklık ben hazırım. Sende saçını başını düzelt seni eve bırakim.
Aydan hala olayın şokunu atlatamamış boş boş onu seyrediyordu.
-Götür beni.
Yol boyunca hiç konuşmadı Aydan. Fuat sürekli cep telefonu ile akşam için planlar yapıyordu arkadaşlarıyla.
Islık çalıyor. Müzik dinliyordu.
-Asma artık suratını yaa.
Aydan evin yakınına geldiklerinde ;
-Dur burada ineceğim dedi.
-Evine var ama daha.
-Akşam annemin duasında ikram edilecek helva için malzeme alacağım.
-Doğru ya annen ölmüştü senin. Bir gün herkes ölecek çok abartma. Haa bu arada hiçbir şeyi çok abartma. Merak etme kimseye söylemem.
-HOŞÇAKAL...
Nur Zeynep
24.6.2008
Öykü denemem