- Kategori
- Anneler Günü
Anneler Günü

“Anne gezindiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün en güzel çağı da annen ve babanla olandır” (Ataol Behramoğlu).
Hepimiz “ana” merkezli bir ortamda yaşıyoruz...
Analar; annemiz, eşimiz, kızımız, kardeşimiz, ablamız, teyzemiz, halamız, ninemizdir...
Bazı olumsuzluklara rağmen “anacı” bir toplumuz...
Yaşadığımız toprağa “Anayurt” –Anadolu- deyişimiz de bu yüzden...
Batılı toplumların özellikle de Almanya’nın buna “baba yurdu dediğini hatırlatmak isterim...(Vaterland – fatherland)
İslamiyet’ten önceki yaşamımızda daha ana erkil bir toplumduk... İslamiyet’i kabul edişimizden sonra bu özelliğimizi kısmen de olsa günümüze taşıdık...
Yüz yaşında ölen ninemi sevgi ve saygıyla anarken onun bir köy yaşamında nasıl sözünün geçtiğini, köylüleri nasıl yönlendirdiğini görmüştüm.. Evlendirmelerde, düğünlerde, köyün ortak işlerinde o hep öndeydi...
Anayurt, Anadolu
Anayol, anayasa, anadil, ana sütü...
Doğum öncesi ana rahminde gelişen duygusal bağ, doğumla birlikte güçlenerek yaşam boyu sürer...
Emdiğimiz ana sütü bizi sadece beslemez, duygu ve sevgilerimizi de geliştirerek anamıza ve yaşama bağlar...
İlk gülüş, ilk bakış ve yüreğe dolan sevgi annemizle başlar...
İlk heceyi, ilk kelimeyi ve ilk cümleyi anamızın dilinden öğreniriz. Anamızın ak sütü gibi bu dil bizi besler..
Ana emek verendir, yürek verendir, emeği sevgiye dönüştürendir... Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar sözünün özünde de emek ve sevgi vardır...
Başta annelerim, eşim ve kızlarım olmak üzere tüm annelerin anneler gününü kutluyorum...86 yaşındaki Annem için yazdığım bir şiirimi sizlerle paylaşmak istiyorum...
ANNEME...
Ve...
Yüzüne dökülmüş yılların coğrafyası...
Derin bir vadiye doğru akıyor gözleri...
Meydan okuyor gibiyse de zamana
Sönmüş bir volkanın molasında düşleri...
Yayla yollarında salınarak yürürken
Harmandalı fistanından yeller esiyor...
Birazdan gelecek sevgili babam
Tutacak ellerinden, tutacak gözlerinden
Uçuracak, Koçdağın'dan, Erciyes'e...
Yüzüne dökülmüş yılların coğrafyası
Derin bir vadiye doğru akıyor gözleri...
On oğuldan yedisini taşırken yaşama
Yankılanır ağıtları, Koçdağından Almaçatı’na...
Şimdi Köroğlu binip gelmeli kıratına...
Haber getirmeli üç küçük meleğinden...
Uzak sevmelere kurgulu yüreği...
Yaklaştıkça bozulacak sanır büyü...
Gün görmemiş sözlerin pınarından
Dağılır düşlerinin penceresinden birden...
Yaşanmamışlıkları saymaz yaşamaktan...
İçindeki uhdeler, bir yol bulmuş gözlerinden
Akar durur derin bir vadiye doğru...
Ah Anam, bir fotoğrafından ilhamım...
Taşıyorum bir miras gibi ben de uzak sevmelerini...
Yüzüne dökülmüş yılların coğrafyası
Derin bir vadiye doğru akıyor gözlerin...
Ve ellerinden öpüyorum annem...
Erdoğan Şahin, Didim


